• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
    • A'dan Z'ye
    • Alfabetik Sıralama
    • İslami Rüya Tabirleri
    • Alfabetik Sıralama

Yûsuf Sûresi 104 - 111. Ayetler

104. Buna karşı onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (ihbar ve Kur'an) bütün âlemler için ancak bir öğüttür.

105. Bununla beraber göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerine uğrarlar da onlardan yüz çevirip geçerler.

106. Onların çoğu Allah'a ortak koşmaksızın iman etmezler. (İmanlarına azçok şirk karıştırırlar.)

107. Ya! Artık onlar Allah'ın azabından hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya farkında değillerken kendilerine ansızın kıyametin gelmesinden güvende midirler?

108. (Resulüm!) De ki: "İşte benim yolum budur. Basiret üzere Allah'a davet ederim; Ben ve bana uyanlar da böyle yaparlar. Ve Allah'ı tesbih ile tenzih ederim, ben müşriklerden değilim."

109. Senden önce şehirler halkından kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkeklerden başka peygamberler göndermedik. Ya şimdi kâfirler o yerde gezmediler mi? Baksalar ya, kendilerinden önce geçenlere, sonları nasıl olmuş? Elbette ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Ya hâlâ akletmeyecek misiniz?

110. Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle geldikleri ve yalana çıkarıldıklarını sandıkları zaman onlara yardımımız geldi de dilediklerimiz kurtuluşa erdilirdi. Ama günahkârlar topluluğundan azabımız geri çevrilmez.

111. Gerçekten onların kıssalarında akıl sahipleri için bir ibret vardır. Bu Kur’an uydurulacak bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi acıklayan ve iman eden bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.

Ra'd Sûresi 1 - 5. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Elif, Lam, Mim, Ra. İşte bunlar, Kitab'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır. Fakat insanların çoğu iman etmezler.

2.     Allah O'dur ki, gökleri direksiz olarak yükseltti, onları görüyorsunuz. Sonra arş üzerine istiva buyurdu ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri belirli bir süreye kadar akıp gitmekteler. Her işi düzenliyor, ayetleri açıklıyor ki, sizler Rabbinizin karşısına çıkacağınıza kesin olarak inanasınız.

3.     Hem O, yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yapan ve orada bütün meyvelerden ikişer çift yaratandır. Geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için deliller vardır.

4.     Yeryüzünde birbirine yakın kıtalar, üzüm bağları, ekinler, çatallı çatalsız hurmalılar vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır. Böyle iken yemişlerinde onların bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklı olan bir topluluk için deliller vardır.

5.     Eğer hayret edeceksen işte hayret edilecek şey onların şu lakırdısıdır: "Biz toprak olduğumuz zaman mı? Gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte bunlar Rablerini inkar etmiş olanlardır; işte bunlarkıyamet günü boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve işte bunlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır.

Ra'd Sûresi 6 - 13. Ayetler

6.     Bir de müşrikler senden iyilikten önce kötülüğü çarçabuk istiyorlar. Halbuki onlardan önce örnek olacak nice cezalar geçti. Gerçekten Rabbin insanların zulümlerine karşılık bir bağışlama sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı çok şiddetlidir.

7.     Kafirler diyorlar ki: "O'na Rabbinden bambaşka bir mucize indirilse ya!" Sen ancak bir uyarıcısın ve her toplum için bir rehber vardır.

8.     Her dişinin neyi yüklendiğini, rahimlerin neyi eksiltip neyi artırdığını Allah bilir. Her şey O'nun katında ölçü iledir.

9.     O, görüleni ve görülmeyeni bilendir. Çok büyüktür, yücedir.

10.   İçinizden sözü gizleyen ve açığa vuran, gece gizlenen, gündüz beliren (O'nun ilminde) eşittir.

11.   Her birini önünden ve arkasından takip eden melekler vardır, onu Allah'ın emrinden dolayı gözetirler. Şüphesiz Allah, bir topluma verdiğini onlar kendilerindeki (özellikleri) bozmadıkça bozmaz. Bir topluma da Allah kötülük diledi mi artık onu geri çevirmeye çare bulunmaz. Öyle ya, onlar için O'ndan başka bir yardımcı yoktur.

12.   O, korku ve ümit içinde şimşeği gösteren ve ağır bulutları meydana getirendir.

13.   Gök gürültüsü Allah'ı hamd ile tesbih eder. Melekler de korkusundan (tesbih ederler), yıldırımlar gönderir de onunla dilediğini çarpar; onlarsa Allah hakkında mücadele ediyorlardır. Halbuki O'nun azabı çok şiddetlidir.

Ra'd Sûresi 14 - 18. Ayetler

14.   Hak olan dua ancak O'nadır. O'ndan başka yalvarıp durdukları ise, onlara hiçbir şeyle icabet etmezler. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimseye benzer. Halbuki suyu ağzına getirmedikçe su ona gelmez. Kafirlerin duası hep bir sapıklık içindedir.

15.   Halbuki göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez sabah akşam hem kendileri hem de gölgeleri Allah'a secde eder.

16.   De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." De ki: "Öyleyse O'ndan başka kendi kendilerine ne bir fayda ne de bir zarar vermeye güç yetiremeyen bir takım dostlar mı edindiniz?" De ki: "Hiç kör ile gören bir olur mu, veya karanlıklar ile nur bir olur mu? Yoksa Allah'a onun yaratması gibi mahlukat yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma kendilerince birbirine mi benzeşti?" De ki: "Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve O, birdir, karşı durulmaz güç sahibidir."

17.   (Allah) yukarıdan bir su indirdi de vadiler kendi miktarınca sel olup aktı. Selde yüze çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Bir süs veya eşya yapmak için ateşte üzerine körükledikleri madenlerde de onun gibi bir köpük vardır. İşte Allah hak ile batıla böyle örnek verir. Ama köpük atılıp gider. İnsanlara faydası olan ise yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle misaller verir.

18.   Rablerinin emrine uyanlara mükâfatın daha güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde bulunanların tümü ile bununla beraber bir misli daha kendilerinin olsa, hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte onlar, hesabın kötüsü onlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O, ne kötü yataktır.

Ra'd Sûresi 19 - 28. Ayetler

19.   Şimdi, Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, âmâ gibi olur mu? Fakat onu ancak akıl ve vicdanı temiz olanlar idrak eder.

20.   Onlar Allah'ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri sözü bozmazlar.

21.   Onlar Allah'ın riayet edilmesini emrettiği hukuka riayet ederler. Rablerine karşı saygı beslerler ve kötü hesapdan korkarlar.

22.   Onlar Rablerinin rızasına ermek için sabretmekte, namazı dosdoğru kılmakta, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli-açık infak etmektedirler ve kötülüğü iyilik ile savarlar. İşte, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.

23.   O yurt, Adn cennetleridir. Oraya atalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanlarla beraber girerler. Öyle ki melekler her kapıdan onların yanına girerek diyecekler ki:

24.   "Sabrettiğiniz için size selam olsun! Bakın (dünya) yurdunun sonu cennet ne güzeldir!"

25.   Amma Allah'a verdikleri sözü, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar ve Allah'ın bağlanmasını emrettiği akraba bağlarını koparanlar ve yeryüzünü fesada verenler, işte bunlar, lanet onlar içindir ve kötü yurt onlarındır.

26.   Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da, onlar ise dünya hayatı ile sevinmekteler. Halbuki dünya hayatı, ahiretin yanında bir yol azığından ibarettir.

27.   Yine kafirler diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: gerçekten Allah dilediği kimseyi şaşırtır, kim de gönül verirse kendisini hidayete erdirir."

28.   Onlar iman etmişlerdir ve kalpleri Allah'ın zikri ile sükûnete erer; evet, kalpler ancak Allah'ın zikri ile sükûnete erer.

Ra'd Sûresi 29 - 34. Ayetler

29.   Onlar, iman etmişlerdir ve salih amel işlemektedirler; ne hoş, ne mutlu onlara. Varılacak yerin güzelliği onlar içindir.

30.   İşte seni böylece, kendilerinden önce nice ümmetler geçmiş olan bir ümmete gönderdik ki onlar Rahman'ı inkar ediyorken, sen onlara karşı sana vahyettiğimiz Kitab'ı okuyorsun. Onlar Rahman'ı inkâr ediyorlar. De ki; "O, benim Rabbimdir. O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim. Dönüş sadece O'nadır."

31.   Okunan bir kitap, onunla dağlar yürütülse, onunla yeryüzü parçalansa, veya onunla ölüler konuşturulsaydı, (bu Kur'an ile olurdu); fakat bütün işler Allah'ındır. İman edenler hâlâ kafirlerden ümidi kesip anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, insanları hep birden hidayete erdirirdi? Allah'ın va'di gelinceye kadar inkar edenlerin başlarına yaptıklarından dolayı musibet inip duracak veya yurtlarının yanına inecek. Şüphesiz Allah, sözünden caymaz.

32.   Andolsun ki, senden önceki peygamberlerle alay edildi de ben o kafirlere mühlet verdim. Sonra da tutup azaba çektim. O zaman azabım nasıl oldu?

33.   Böylece, herkesin bütün kazancının üzerinde gözetici olan zât, böyle olmayanla eşit olur mu? Tuttular Allah'a ortak koştular. De ki: "Onların isimlerini söyleyin bakalım! O'na yeryüzünde bilmediği bir bir şeyi mi haber vereceksiniz, yoksa manası yok sırf zahiri bir laf mı? Doğrusu inkar edenlere hileleri hoş gösterildi ve hak yolundan saptırıldılar. Her kimi de Allah saptırırsa, artık ona yol gösterecek kimse yoktur."

34.   Onlara dünya hayatında bir azap vardır, ahiret azabı ise elbette daha zordur. Onları Allah'dan koruyacak kimse de yoktur.

Ra'd Sûresi 35 - 42. Ayetler

35.   Takva sahiplerine vadolunan cennetin özelliği; altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu, takva yolunu tutanların mutlu sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.

36.   Bir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen bu Kur'an ile sevinirler. Fakat (müslümanların aleyhinde birleşen) gruplardan, onun bazısını inkar edenler vardır. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve ona ortak koşmamakla emrolundum. Ben ona davet ediyorum ve dönüşüm de O'nadır."

37.   İşte biz o Kur'an'ı böyle Arapça bir hüküm (hikmetli bir kitap) olarak indirdik. Andolsun ki, eğer sen, sana vahiy ile gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, sana Allah tarafından ne bir dost ne de bir koruyucu vardır.

38.   Andolsun ki, biz senden önce de peygamberler gönderdik, onlara hem eşler hem de çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan bir mucize getirmek hiçbir peygamberin haddi değildir. Her ecel için bir yazı vardır.

39.   Allah dilediğini siler, dilediğini de (sabit bırakır). Kitab'ın anası O'nun katindadır.

40.   Biz, onlara vaat etiğimiz (azabın) bazısını sana göstersek de veya seni ondan önce vefat ettirsek de şüphesiz sana sadece tebliğ etmek düşer. Hesap da bize aittir.

41.   Ya görmüyorlar mı, biz yeryüzünü etrafından eksiltip duruyoruz? Ve Allah öyle hükmeder ki, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur, hem O, hesabı çabuk görendir.

42.   Onlardan öncekiler de peygamberlerine tuzak kurdular; fakat sonunda bütün tuzaklar da Allah'ındır. Herkesin ne kazandığını O bilir. O yurdun (dünyanın) sonunun kimin olduğunu yarın kafirler de bileceklerdir.

Ra'd Sûresi 43. Ayet

43.   Kafir olanlar "Sen (peygamber olarak) gönderilmiş değilsin" derler. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah, bir de yanında Kitab'ın ilmi olan Peygamber yeter."

İbrâhim Sûresi 1 - 5. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Elif, Lâm, Râ. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye lâyık olanın yoluna çıkarasın diye sana indirdiğimiz bir kitaptır.

2.     O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli bir azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!

3.     Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah yolundan alıkoyarlar ve onun eğrilmesini isterler. İşte bunlar (haktan) çok uzak bir sapıklık içindedirler.

4.     Ve biz her gönderdiğimiz peygamberi, yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın. Sonra da Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. O, güç ve hikmet sahibidir.

5.     Andolsun Musa'yı "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah'ın bazı kavimlerin başına getirdiği felâket günleri ile öğüt ver" diye mucizelerimizle gönderdik. Şüphesiz ki bunda çok sabırlı, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

İbrâhim Sûresi 6 - 10. Ayetler

6.     O zaman Musa kavmine dedi ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani O sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı, onlar sizi azabın en kötüsüne sürüklüyor, çocuklarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardır."

7.     Ve düşünün ki Rabbiniz şöyle buyurdu: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetlerimi artırırım ve eğer nankörlük ederseniz, haberiniz olsun ki azabım çok şiddetlidir."

8.     Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz, şu gerçek ki Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, hamdedilmeye lâyıktır, zengindir."

9.     Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Âd ve Semûd ile onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Ki ayrıntıları ancak Allah bilir. Onlara peygamberleri açık mucizelerle geldiler de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Biz sizin gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz ve bizi davet ettiğiniz şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz."

10.   Peygamberleri dediler ki: "Hiç gökleri ve yeri yaratan Allah'tan şüphe edilir mi? O, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve muayyen bir vakte kadar size müsaade ediyor." Dediler ki: "Siz bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıklarından çevirmek istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin!"

İbrâhim Sûresi 11 - 18. Ayetler

11.   Peygamberleri onlara dediler ki: "Evet, biz sizin gibi bir insandan başka bir şey değiliz. Fakat Allah kullarından dilediğine nimetini ihsan eder ve Allah'ın izni olmadıkça size bir delil getirmek bizim haddimiz değildir. Müminler ancak Allah'a tevekkül etmelidir."

12.   "Biz neyimize Allah'a tevekkül etmeyelim ki, O bizlere yollarımızı dosdoğru gösterdi ve elbette bize verdiğiniz eziyete karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah'a tevekkül etmelidirler."

13.   İnkar edenler de peygamberlerine dediler ki: "Mutlaka sizi toprağımızdan çıkarırız veya dinimize geri dönersiniz!" Rableri de onlara: şöyle vahyetti: "Muhakkak zalimleri helak edeceğiz!"

14.   "Ve arkasından sizi o yere yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkan ve tehdidimden korkan kimselere va'dimdir."

15.   Peygamberi er zafer istediler. (Allah da verdi ve her inatçı zorba da hüsrana uğradı.)

16.   Arkasından o inatçı zorbaya cehennem vardır. İrinli sudan içirilecektir.

17.   Onu yutmaya çalışacak, ama boğazından geçiremeyecek, her taraftan ona ölüm gelecek, halbuki ölmeyecektir. Arkasından da daha katı bir azap vardır.

18.   Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Amelleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey ellerine geçmez. Asıl (Haktan) uzak sapıklık işte budur.

İbrâhim Sûresi 19 - 24. Ayetler

19.   Görmedin mi Allah'ın gökleri ve yeri hak ile yaratmış? Dilerse sizi giderir, yerinize yepyeni bir halk getirir.

20.   Allah'a göre bu güç değildir.

21.   Kıyamet günü hepsi toplanarak Allah'ın huzuruna çıkacak, zayıf olanlar büyüklük taslayanlara şöyle demektedirler: "Bizler sizlere tâbi idik; şimdi siz bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi savabilir misiniz?" Dediler ki: "Allah bize hidayet verse idi, elbette sizi hidayete erdirirdik. Şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Bizim için kurtuluş yoktur."

22.   Hesapları görülüp, iş bitince şeytan da der ki: "Doğrusu Allah size gerçek olan va'di vâdetti; ben de vâdettim ama, size yalancı çıktım. Bununla beraber benim size karşı bir gücüm yoktu; sadece sizi (inkâra) davet ettim, siz de bana icabet ettiniz. O halde beni kınamayınız, kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Ben sizin bundan önce beni ortak koşmanızı tanımadım. Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır."

23.   İman edip salih ameller işleyenler ise, altından ırmaklar akan cennetlere konulmuşlardır. Rablerinin izniyle orada ebedi kalacaklardır. Orada birbirlerine olan sağlık temennileri "Selam"dır.

24.   Görmedin mi? Allah nasıl bir misal verdi: Güzel bir söz, kökü yerde sabit, dalı gökte olan güzel bir ağaç gibidir.

İbrâhim Sûresi 25 - 33. Ayetler

25.   (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişlerini verir. Allah, insanlara böyle misaller getirir ki kavrayıp düşünsünler.

26.   Kötü bir sözün misali de, gövdesi yerden koparılmış yerinde durma imkânı olmayan kötü bir ağaç gibidir.

27.   Allah, iman edenleri hem dünya'da hem de ahirette sağlam sözle destekler. Haksızlık edenleri ise şaşırtır ve Allah ne isterse yapar.

28.   Bakmaz mısın onlara ki Allah'ın nimetini küfre değiştirirler ve kavimlerini helâk yurduna kondururlar.

29.   Cehenneme yaslanırlar. O ise ne kötü karargâhtır.

30.   İnsanları Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Keyfinize bakın, çünkü gidişiniz ateşedir."

31.   Söyle iman etmiş kullarıma: "Namazı kılsınlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık infak etsinler. Öyle bir gün gelmeden önce ki onda ne alış-veriş vardır, ne de dostluk!"

32.   Allah öyle bir ilahtır ki gökleri ve yeri yarattı ve yukarıdan bir su indirdi de onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkardı; emriyle denizde akıp giden gemileri emrinize amade kıldı.

33.   Birbiri ardınca güneşi ve kameri emrinize âmede kıldı, yine gece ve gündüzü emrinize âmâde kıldı.

İbrâhim Sûresi 34 - 42. Ayetler

34.   Hem size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi; öyle ki Allah'ın nimetini saysanız onu (saymakla) bitiremezsiniz. Şüphesiz insan çok zalim, çok nankördür.

35.   Hatırla ki İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu beldeyi (Mekke'yi) emin kıl, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak bulundur!"

36.   "Rabbim! Çünkü onlar (putlar) insanlardan birçoğunu şaşırttılar. Bundan böyle kim bana uyarsa, işte o bendendir. Kim de bana isyan ederse, artık sen bağışlayansın, esirgeyensin."

37.   "Ey Rabbimiz! Ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'in (Kâbe'nin) yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim; Namazı dosdoğru kılsınlar diye (öyle yaptım). Bundan böyle insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve onları ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler."

38.   "Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen bizim gizlediklerimizi de, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."

39.   "Bana ihtiyarlık halimde İsmail'i ve İshak'ı ihsan eden Allah'a hamdolsun! Şüphe yok ki Rabbim duayı işitendir."

40.   "Rabbim! Beni ve neslimi namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul buyur!"

41.   "Ey Rabbimiz! Hesabın yapılacağı gün, beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!"

42.   Resulüm bunları hatırla ve sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma! Ancak onları, gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.

İbrâhim Sûresi 43 - 52. Ayetler

43.   Başlarını göğe dikerek koşarlar, kendilerine bile dönüp bakamazlar ve yüreklerinin içi bomboş kesilmiştir.

44.   Azabın geleceği gün hakkında insanları uyar. O zaman zalimler diyecek ki: "Ey Rabbimiz! Bize yakın bir müddete kadar bize süre ver de davetine uyalım ve peygamberlerin peşinden gidelim" Onlara denilir ki; "Hani ya, bundan önce, sizin için zeval olmadığına yemin etmiş değil miydiniz?"

45.   "Siz de sizden önce kendilerine zulmetmiş olanların yurtlarına yerleştiniz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz, size apaçık belli oldu ve size misaller de verdik."

46.   Gerçek şu ki, onlar hilelerini kurdular. Allah katında da onlar için (hilelerine karşı) azap vardır. İsterse onların hileleri dağları yerinden oynatacak olsun!

47.   O halde sakın Allah'ı, peygamberlerine verdiği sözden cayar sanma! Şüphesiz Allah güç ve intikam sahibidir.

48.   O gün yer başka bir yere, gökler de (başka göklere) dönüştürülür. İnsanlar, bir ve gücüne karşı durulamaz olan Allah için kabirlerinden fırlarlar.

49.   O gün, günahkârların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.

50.   Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş kaplar.

51.   Çünkü Allah herkesi kendi kazandığıyla cezalandıracaktır. Haberiniz olsun Allah hesabı çabuk görendir.

52.   İşte bu (Kur'an), apaçık bir bildiridir. Bununla uyarılsınlar, O'nun ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler, aklı ve vicdanı temiz olanlar öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiştir.

Hicr Sûresi 1 - 15. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Elif, Lam, Ra. İşte bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'an'ın ayetleridir.

2.     İnkar edenler zaman zaman keşke biz de Müslüman olsaydık diye arzu ederler.

3.     Bırak onları yesinler, içsinler, eğlensinler, boş ümit kendilerini oyalaya dursun ileride vahim sonucu bilecekler!

4.     Biz hiçbir memleketi (bizce) bilinen bir yazısı olmaksızın helak etmedik.

5.     Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de geriletebilirler.

6.     Bir de dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilmiş olan Muhammedi Sen mutlaka mecnunsun."

7.     "Eğer doğru söyleyenlerden isen, getirsene melekleri!"

8.     Biz o melekleri ancak hak ile indiririz ve o zaman onlara göz açtırılmaz.

9.     Şüphesiz Kur'an'ı biz indirdik biz! Elbette onu biz koruyacağız.

10.   Andolsun senden önce geçmiş topluluklar arasında da peygamberler gönderdik.

11.   Onlara hiçbir Peygamber gelmiyordu ki onunla alay eder olmasınlar.

12.   İşte biz inkârcılığı günahkarların kalplerine böyle sokarız.

13.   Kur'an'a iman etmezler, halbuki öncekilerin sünneti geçmiştir.

14.       Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar, yine de

15.   Diyeceklerdi ki: "Mutlaka gözlerimiz döndürüldü, belki de biz büyülenmiş bir topluluğuz."

Hicr Sûresi 16 - 31. Ayetler

16.   Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu bakanlar için süsledik.

17.   Hem onları, her taşlanmış (kovulmuş) şeytandan koruduk.

18.   Ancak kulak hırsızlığı edenler olur, onu da parlak bir alev takip etmektedir.

19.   Yeri de döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.

20.   Hem sizin için, hem de rızıkları size ait olamayanlar için orada gerekli geçim vasıtaları meydana getirdik.

21.   Hiçbir şey yoktur ki bizim yanımızda hâzineleri olmasın; fakat biz onu ancak belli bir miktar ile indiririz.

22.   Bir de aşılayıcı rüzgarlar gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Onu hâzinelerde tutan da siz değilsiniz.

23.   Şüphesiz biz hem hayat veririz, hem de öldürürüz, her şeye biz varis oluruz.

24.   Andolsun ki, içinizden öne geçmek isteyenleri de biliriz, geri kalmak isteyenleri de biliriz.

25.   Şüphesiz Rabbin onların hepsini toplayacaktır. O, hikmet sahibidir, bilendir.

26.   Andolsun biz insanı kuru çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.

27.   Cinleri de daha önce nüfuz eden kavurucu ateşten yaratmıştık.

28.   Ve düşün o vakti ki Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir insan yaratacağım."

29.   "Dolayısıyla ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın."

30.   Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.

31.   Ancak İblis, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.

Hicr Sûresi 32 - 51. Ayetler

32.   (Allah) dedi ki: "Ey iblis! Sen niye secde edenlerle beraber olmadın?"

33.   (İblis) dedi ki: "Benim, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın bir insana secde etmem mümkün değildir."

34.   Dedi ki: "O halde, çık oradan, çünkü sen kovuldun!"

35.   "Bu lanet cezası, kıyamet gününe kadar onun üzerindedir"

36.   (İblis) "Rabbim! öyle ise, bana onların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi.

37.   Allah dedi ki: "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin."

38.   "Bilinen vaktin gününe kadar."

39.   (İblis) dedi ki: "Rabbim! Beni azdırmana karşılık andolsun ki, ben onlar için yeryüzünde (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım!"

40.   "Ancak içlerinden ihlas verilen kulların müstesna!"

41.   (Allah) buyurdu ki: "teahhut ederim ki, bu dosdoğru bir caddedir."

42.   "Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar başka!"

43.   "Elbette bunların hepsinin varacağı yer cehennemdir."

44.   "Onun yedi kapısı vardır; her kapı için onlardan bir grup ayrılmıştır."

45.   Elbette takva sahipleri cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

46.   "Oraya selametle ve emin olarak girin" denilir.

47.   "Gönüllerindeki kini soymuşuzdur; artık onlar kardeşler olarak köşkler üzerinde karşı karşıya otururlar."

48.   "Orada onlara hiçbir zahmet dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değildirler."

49.   "Haber ver kullarıma, gerçekten ben, çok bağışlayan, çok esirgeyenim."

50.   "Bununla beraber azabım da elem verici bir azaptır."

51.   "Hem onlara İbrahim'in melek misafirlerinden bahset!"

Hicr Sûresi 52 - 70. Ayetler

52.   Onun yanına girdikleri zaman "Selam" dediler. İbrahim, dedi ki: "Biz, sizden gerçekten korkuyoruz."

53.     Dediler ki: "Korkma; biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz."

54.   Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip çatmışken beni mi müjdeliyorsunuz? Artık beni ne ile müjdeliyorsunuz?"

55.   Dediler ki: "seni gerçek ile müjdeledik, onun için ümidini kesenlerden olma!"

56.      Dedi ki: "Rabbimin rahmetinden, sapkınlardan başka kim ümit keser?"

57.   "Ey elçiler bundan sonraki göreviniz nedir?" dedi.

58.   Dediler ki: "Haberin olsun, biz günahkar bir kavme onları helak etmeye gönderildik."

59.   "Ancak Lût ailesi müstesna! Biz onların hepsini muhakkak kurtaracağız."

60.   "Ancak karısını (kurtaracaklarımızın) dışında tuttuk, o muhakkak geri kalacaklardandır."

61.   Bunun üzerine Lût ailesine elçiler gelince,

62.   (Lût) dedi ki: "Siz gerçekten ürkülecek bir topluluksunuz."

63.   Dediler ki: "Yok, biz sana onların kuşkulanıp durdukları şeyi (azabı ve helaki) getirdik."

64.   "Sana gerçeği getirdik; emin ol, biz doğru söyleyenleriz."

65.   "Hemen gecenin bir kısmında aileni yola çıkar, sen de arkalarından git ve içinizden hiçbir kimse arkasına bakmasın. Emrolunduğunuz yere geçin gidin."

66.   Ona kesin olarak şu emri vahyettik: "Sabaha çıkarlarken şunların ardı mutlaka kesilecektir."

67.   Şehir ahalisi de haber alıp meleklerin yanına keyif içinde gelmişlerdi.

68.   (Lût) dedi ki: "Amanım! Onlar benim misafirlerim, artık beni rezil etmeyin!"

69.   "Allah'tan korkun beni utandırmayın!"

70.   Dediler ki: "Biz seni, elalemin (işine karışmaktan) men etmedik mi?"

Hicr Sûresi 71 - 90. Ayetler

71.   (Lût:) "Eğer düşündüğünüzü yapacaksanız işte kızlarım, onlarla evlenin" dedi.

72.   Resûlüm! Ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşluklar içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı.

73.   Derken işrak vaktine girdikleri sırada, bunları o korkunç ses yakaladı.

74.   Derhal şehirlerin üstünü altına getirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

75.   Elbette bunda anlayışı ve feraseti olanlar için ibretler vardır.

76.   Hem o (şehir) harabe bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır.

77.   Elbette bunda imanı olanlar için bir ibret vardır.

78.   Gerçekten Eyke halkı da zalim idiler.

79.   Onlardan da intikam aldık; ikisi de (Eyke ve Medyen) apaçık bir yol üzerinde bulunuyor.

80.   Gerçekten Hicr halkı da peygamberleri yalanladılar.

81.   Biz onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.

82.   Dağlardan emniyetli evler yontuyorlardı.

83.   Bunları da sabahleyin o korkunç ses yakaladı.

84.   Kazandıkları şeylerin kendilerine felâketi sevmede hiçbir faydası olmadı.

85.   Öyle ya, biz gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak hak ile yarattık. Elbette saat (kıyamet) muhakkak gelecektir. Şimdi sen güzel bir şekilde muamele et.

86.   Çünkü Rabbin hakkıyla yaratan, pek iyi bilendir.

87.   Andolsun sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'ı verdik.

88.   Sakın o kafirlerden bir takımlarını yararlandırdığımız şeylere göz dikme ve onlara karşı üzülme ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

89.   Ve de ki: "Haberiniz olsun, ben apaçık bir uyarıcıyım."

90.   Nitekim biz (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.

Hicr Sûresi 91 - 99. Ayetler

91.   Ki onlar Kur'an'ı parça parça ayıranlardır.

92.   Rabbin hakkı için, biz onların hepsine yaptıklarından mutlaka soracağız.

93.   Onları bütün yaptıklarından mesûl tutacağız.

94.   Şimdi sen ne ile emrolunuyorsan, açıkça söyle ve müşriklere aldırma!

95.   Şüphesiz biz sizinle alay edenlerin hakkından geliriz.

96.   Allah ile beraber başka ilah edinen o herifler ileride kimin doğru yolda olduğunu bilecekler.

97.   Andolsun biliyoruz ki, onların söylediklerine karşı senin gerçekten göğsün daralıyor.

98.   O halde Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!

99.   Sana o yakın (ölüm) gelene kadar Rabbine kulluk et!

Nahl Sûresi 1 - 6. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Allah'ın emri ile kıyamet gelecektir. Sakın onu acele isteyemeyin. O subhan, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.

2.     Kullarından dilediğine kendi emriyle melekleri vahiy ile indirir ve buyurur ki: "Şu gerçeği bildirin: benden başka ilah yoktur, benden korunup sakının."

3.     Gökleri ve yeri hak ile yarattı. O, ortak koştukları şeylerden yücedir, çok yücedir.

4.     O, insanı bir damla sudan yarattı. Birde bakarsın ki insan apaçık bir hasım oluvermiştir.

5.     Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için ısıtıcı giysi gibi (şeyler) ve bir takım başka faydalar vardır, hem onlardan yersiniz.

6.     Akşam getirir, sabah salarken onlarda sizin için bir güzellik de vardır.

Nahl Sûresi 7 - 14. Ayetler

7.     (Bu hayvanlar) ağırlıklarınızı da yüklenir, canlarınızın yarısını tüketmeden varamayacağınız memleketlere kadar götürürler. Şüphesiz Rabbiniz size çok şefkatli, çok merhametlidir.

8.     Hem binesiniz diye, hem de zinet olarak atları, katırları, eşekleri de yarattı ve bilemeyeceğiniz daha nice nakil vasıtaları yaratacak!

9.     Yolu doğrultmak da Allah'a aittir. Ondan sapan eğrisi de vardır. Bununla beraber Allah dileseydi hepinizi hidayete erdirirdi.

10.   Gökten suyu indiren de O'dur. Ondan size bir içecek vardır, yine ondan bir ağaç (bitkiler) ki onda hayvanlarınızı otlatırsınız.

11.   Onunla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Elbette bunda düşünen bir topluluk için bir ibret vardır.

12.   Hem geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da onun emrine âmâdedirler. Elbette bunda aklı olan bir topluluk için deliller vardır.

13.   Daha sizin için yeryüzünde çeşitli renklerde yarattıkları neler var! Elbette bunda öğüt alan bir topluluk için bir ibret vardır.

14.   Yine ondan taze et (balık) yiyesiniz ve içinden takacağınız bir zinet çıkarasanız diye denizi emrinize veren O'dur. Gemileri de görürsün ki onda suları yara yara akar giderler. (Bütün bunlar) hem fazlından nasip aramanız, hem de şükretmeniz içindir.

Nahl Sûresi 15 - 26. Ayetler

15.   Hem sizi sarsar diye yeryüzünde sağlam dağlar yarattı, hem de nehirler ve yollar var etti; umulur ki doğru gidersiniz.

16.   Ve nice alametler (yarattı). Onlar, yıldızla da yollarını doğrulturlar.

17.   O halde yaratan Allah, yaratamayana benzer mi? Artık siz düşünmez misiniz?

18.   Halbuki Allah'ın nimetini saymaya kalkışsanız, onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

19.   Hem Allah neyi gizler, neyi açığa vurursanız hepsini bilir.

20.   Allah'tan başka yalvardıklarına ise hiçbir şey yaratamazlar; üstelik onlar yaratılmışlardır.

21.   Ölüdürler, bizzat diri değildirler. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

22.   İlahınız bir tek ilahtır. Öyle iken ahirete inanmayanlar büyüklendiklerinden dolayı kalpleri inkarcıdır.

23.   Şüphe yok ki Allah, onların ne gizlediklerini, ne açıkladıklarını bilir. Muhakkak O, kibirlenenleri sevmez.

24.   Onlara: "Rabbiniz ne indirdi" denildiği zaman, "Eskilerin masallarını" dediler.

25.   Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak yüklenmenin dışında, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için böyle derler. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.

26.   Evet, onlardan öncekiler Peygamberlere hileler kurmuşlardı. Sonunda Allah da kurdukları binalarını temellerinden söktü; tavan tepelerinden üzerlerine çöktü. Azap onlara duymayacakları bir yerden geldi.

Nahl Sûresi 27 - 34. Ayetler

27.   Sonra kıyamet günü onları rezil edecek ve diyecek ki: "Hani nerede o sizin haklarında çekişip durduğunuz ortaklarım?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar dediler ki: "Gerçekten bütün sefalet ve zillet kafirlerin üstünedir."

28.   Onlar ki, kendilerine zulmederlerken melekler canlarını alırlar, o zaman bakarsın, şöyle diyerek teslim olmuşlardır: "Biz bir kötülük yapmıyorduk" (melekler onlara şöyle der:) Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptığınızı tamamen bilir.

29.   Onun için, içinde kalmak üzere girin bakalım cehennemin kapılarından. "Bak artık kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!"

30.   Allah'dan korkup sakınanlara ise "Rabbiniz ne indirdi" denildiğinde "Hayır indirdi" demişlerdir. Bu dünyada güzel iş yapanlara güzel bir mükafat vardır ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.

31.   Adn cennetleri; ona girecekler, onun altından nehirler akar, onlara orada ne isterlerse vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükafatlandırır.

32.   Onlar ki, melekler canlarını tertemiz olarak alırlar ve derler ki: "Selam size, cennete girin; çünkü çalışıyordunuz."

33.   O kafirler başka (bir şeyi) değil, ancak kendilerine melekelerin gelmesini veya Rabbinin emrinin gelmesini beklerler. Onlardan öncekiler de böyle yaptılar ve Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

34.   Onun için yapıp ettiklerinin kötülükleri başlarına musibet oldu ve o alay ettikleri şey kendilerini sarıverdi.

Sayfa 11 / 27

  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
 
 
  • İLETİŞİM