• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
    • A'dan Z'ye
    • Alfabetik Sıralama
    • İslami Rüya Tabirleri
    • Alfabetik Sıralama

Tâhâ Sûresi 99 - 113. Ayetler

99.   (Resulüm!) İşte böylece geçmişin önemli haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir (Kur'an) verdik.

100. Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyamet gününde o, ağır bir günah yükü yüklenecektir.

101. Ebediyyen onun (günah yükünün/vebalinin) altında kalacaklar. Onlar için kıyamet gününde o, ne kötü bir yüktür!

102. O günde Sûr'a üflenecek ve günahkârları o gün, (gözleri) gömgök (kör) bir halde mahşerde toplayacağız.

103. "Dünyada on günden fazla kalmadınız" diye aralarında gizli gizli konuşacaklar.

104. Yolca en seçkinleri "Bir günden fazla kalmadınız" dediğinde, onların ne söyleyeceğini biz daha iyi biliriz.

105. (Resulüm!) Bir de sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak."

106. "Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır."

107. "Orada ne bir eğrilik, ne de bir tümsek göremeyeceksin."

108. O gün kendisinden sapma imkanı olmayan çağrıcıya İsrafil'e uyarlar. Çok merhametli Allah'ın hürmetine heybetinden sesler kısılmıştır. Artık hışıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin.

109. O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

110. O, onların önlerindekini (geleceklerini) ve arkalarındakini (geçmişlerini) bilir. Onlar ise bilgi bakımından onu kavrayamazlar.

111. Bütün yüzler, diri ve her şeye hakim olan Allah için boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten perişan olmuştur.

112. Her kim, mümin olarak salih amellerde bulunursa, artık o, ne zulümden, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.

113. (Resûlüm!) Böylece biz onu, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazları türlü şekillerde tekrar tekrar açıkladık. Umulur ki onlar, korunup takva yolunu tutarlar, yahut da o (Kur'an) onlar için bir hatırlatma yapmış olur.

Tâhâ Sûresi 114 - 125. Ayetler

114. Hak hükümdar olan Allah çok yücedir. Sana vahyi tamamlanmadan önce Kur'an'ı (okumakta) acele etme ve de ki: "Rabbim, benim ilmimi artır."

115. Andolsun, biz bundan önce Âdem'e ahid (emir ve vahiy) vermiştik. Fakat o, unuttu ve biz onda bir kararlılık da bulmadık.

116. Düşün o vakti ki, biz meleklere: "Âdem'e secde edin!" demiştik, hemen secde ettiler; İblis hariç. O, dayattı.

117. Bunun üzerine biz de "Ey Âdem!" dedik, "haberin olsun bu, hem sana hem de eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht olursun!"

118. Burada senin için ne acıkman ve ne de çıplak kalman vardır.

119. Sen orada susmayacaksın ve güneşte yanmayacaksın.

120. Derken Şeytan ona vesvese verdi; "Ey Adem! sana ebedîlik ağacını ve yok olmayacak bir mülkünü göstereyim mi?" dedi.

121. Bunun üzerine ikisi de ondan yediler, hemen ardından kendilerine ayıp yerleri açılıverdi, üzerlerine cennet yaprağından örtmeye başladılar. Âdem Rabbine âsi oldu da şaşırıp kaldı.

122. Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tevbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.

123. Buyurdu ki: "Bazınız bazınıza düşman olarak hepiniz oradan inin! Artık size benden bir yol gösterici geldiğinde, kim yol göstericime uyarsa, işte o sapmaz ve bedbaht olmaz."

124. Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, onun için dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.

125. O: "Rabbim! Beni, niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben görür idim!" der.

Tâhâ Sûresi 126 - 135. Ayetler

126. (Allah) buyurur ki: "İşte böyle, sana âyetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun, bugün de işte böyle bırakılacaksın!"

127. Rabbinin âyetlerine inanmayıp israf edeni biz böyle cezalandıracağız. Elbette ahiret azabı daha şiddetli ve daha süreklidir.

128. Kendilerinden önce nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları yola getirmedi mi? (Oysa bugün kendileri) onların yurtlarında gezinip duruyorlar. Elbette bunda ibret alacak akıl sahipleri için nice ibretler vardır.

129. Rabbinden, daha önce sâdır olmuş bir söz olmasaydı, muhakkak azap (onlar için dünyada) kaçınılmaz olurdu, Fakat Rabbin tarafından belirlenmiş bir süre var!

130. (Resûlüm!) O halde söylediklerine sabret. Güneş doğmadan önce de, batmadan önce de Rabbini hamd ile tedbih et; gece saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, hoşnutluğa erebilesin.

131. Sakın, kâfirleri denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme! Rabbinin rızkı, hem daha hayırlı, hem daha süreklidir.

132. Ailene de namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz, aksine biz seni rızıklandırırız. (Güzel) sonuç, takvânındır.

133. Bir de "Rabbinden bir mucize getirseydi ya!" dediler. Kendilerine önceki kitaplardakinin apaçık delili (Kur'an) gelmedi mi?

134. Eğer biz, onları bundan önce bir azapla helâk etseydik, derlerdi ki: "Rabbimiz! Ne olurdu bize bir elçi gönderseydin de, zelil ve rüsvay olmadan önce âyetlerine tabi olsaydık."

135. De ki: "Herkes beklemektedir. Siz de bekleyin bakalım, çünkü yakında bileceksiniz; doğru yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yolda giden kimlermiş!"

Enbiyâ Sûresi 1 - 10. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     İnsanlara hesapları yaklaştı. Onlar ise hâlâ gafletteler, aldırmıyorlar.

2.     Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı ancak eğlenerek dinliyorlar.

3.     Kalpleri hep oyunda! Hem o zalimler gizlice fısıldamıyorlar: "Bu sadece sizin gibi bir beşer! Artık göre göre sihire mi gidiyorsunuz?"

4.     (Peygamber) dedi ki: "Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir."

5.     Dediler ki: "(Bunlar), karma karışık rüyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok, o bir şâirdir. Böyle değilse, öncekilerin gönderildikleri zaman getirdikleri gibi bir mucize getirsin."

6.     Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmedi, şimdi onlar mı iman edecekler?

7.     Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz bir takım erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, haydin bilenlerden sorun.

8.     Hem biz onları yemek yemez (cansız) bir cesed yapmadık, hem de ölümsüz değillerdir.

9.     Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; böylece kendilerini ve dilediklerimizi kurtarıp ölçüsüz davrananları helâk ettik.

10.   Andolsun, size bir kitap indirdik ki, bütün şânınız (muhtaç olduğunuz nasihat) ondadır. Hâla akıllanmayacak mısınız?

Enbiyâ Sûresi 11 - 24. Ayetler

11.   Halbuki biz, zalim nice memleketi kırıp-geçirdik ve arkasından da nice başka milletler meydana getirdik.

12.   Azabımızı hissettikleri zaman, hemen azap bölgesinden kaçıyorlardı.

13.   "Yok" dedik; "tepinmeyin, dönün o içinde şımartıldığınız refaha ve yurtlarınıza! Ki sorguya çekileceksiniz."

14.   "Vay bizlere, bizler gerçekten zalimler idik!" dediler.

15.   Artık bütün feryatları devam ederken nihayet onları öyle yaptık ki, biçildiler, söndüler.

16.   Biz, göğü ve yeri oyunculuk etmek üzere yaratmadık.

17.   Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık.

18.   Hayır! Biz, hakkı bâtılın tepesine fırlatırız da bâtılın beynini parçalar, işini bitirir, bir de bakarsın o anda batıl mahvolmuştur. Vay sizlere, Allah'a isnad ettiğiniz vasıflardan dolayı!

19.   Halbuki göklerde ve yerde kimler varsa O'nundur. O'nun huzurundakiler O'na ibadetten ne çekinirler, ne de yorgunluk duyarlar.

20.   Onlar, usanmadan gece gündüz O'nu tesbih ederler.

21.   Yoksa birtakım ilahlar edindiler de, yerden (ölüleri) onlar mı diriltecekler?

22.   Yerde, gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de fesad olup gitmişti. De ki; "Arşın Rabbi olan Allah, onların isnad ettikleri vasıflardan münezzehtir."

23.   O, yaptığından mesul olmaz onlar ise mesuldürler.

24.   Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delillerinizi! İşte benimle beraber olanların Kitab'ı ve benden öncekilerin Kitab'ı. Fakat onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden ondan yüz çevirirler."

Enbiyâ Sûresi 25 - 35. Ayetler

25.   Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona: şöyle vahyetmiş olmayalım: "gerçek şu ki, benden başka İlâh yoktur; onun için hep bana ibadet edin!"

26.   Böyle iken dediler ki: "Rahmân, çocuk edindi" O, bundan münezzehtir. Doğrusu, melekler ikram olunmuş kullardır.

27.   O'nun sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emri ile hareket ederler.

28.   O, onların önlerindekini, arkalarındakini (yaptıklarını, yapacaklarını) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusundan titrerler.

29.   İçlerinden her kim: "ben ondan başka bir ilahım!" derse, biz onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız!

30.   Ya o inkâr edenler görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idiler de biz onları ayırdık, her canlı şeyi sudan yarattık, hâlâ inanmıyorlar mı?

31.   Yeryüzünde -onları sarsmasın diye- dağlar oturttuk, hem onda geniş geniş yollar yaptık ki, hedeflerine doğru gidebilsinler.

32.   Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise, onun (gökyüzünün) âyetlerinden yüz çeviriyorlar.

33.   Halbuki O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

34.   Bir de biz, senden önce hiçbir beşer için ebedîlik nasip etmedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar?

35.   Her canlı ölümü tadacak ve sizi bir imtihan olarak şer ve hayır ile sınayacağız; hepiniz sonunda bize döndürüleceksiniz.

Enbiyâ Sûresi 36 - 44. Ayetler

36.   Resûlüm, inkar edenler gördükleri zaman seni alaya alıyorlar ve "bu mu ilahlarınızı anıp duran?" derler. Halbuki onlar, hep Rahman'ın Kitabını inkâr edenlerin tâ kendileridir.

37.   İnsan, aceleci bir tabiatta yaratıldı. Yarın ben onlara âyetlerimi göstereceğim, şimdi acele etmeyin.

38.   Bir de: "Eğer doğru iseniz, bu va'd ne zamandır?" diyorlar.

39.   İnkâr edenler, ne yüzlerinden ne arkalarından ateşi savamayacakları ve hiçbir taraftan yardım olunmayacakları o zamanı bir bilselerdi!

40.   Doğrusu kıyamet, onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkına çevirecek; artık ne geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecek.

41.   Andolsun ki, senden önce birçok peygamberlerle alay edildi de alay edenleri, alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

42.   De ki: "Sizi gece ve gündüz o Rahman'dan kim koruyabilir?" Fakat onlar Rablerini anmaktan yüz çevirmişlerdir.

43.   Yoksa onlar için kendilerini bize karşı savunacak ilâhlar mı var? Onlar kendilerini kurtaramayacakları gibi, bizden de bir himaye görmezler.

44.   Doğrusu biz onları ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Fakat görmüyorlar mı, o yeri etrafından eksiltip duruyoruz. O halde üstün gelen onlar mı?

Enbiyâ Sûresi 45 - 57. Ayetler

45.   De ki: "Ben, sizi ancak vahiy ile uyarıyorum, amma ne kadar uyarılsalar da sağırlar daveti işitmezler."

46.   Andolsun, Rabbinin azabından onlara bir ufak esinti dokunursa, hiç şüphesiz diyeceklerdir ki: "Vay bizlere, bizler gerçekten zalimler idik!"

47.   Biz ise, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız da hiçbir kimseye zerre miktarı zulmedilmez, yapılan iş, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getirir adalet terazisine koruz. Hesap gören olarak da biz yeteriz.

48.   Andolsun, biz Musa ile Harun'a, takvâ sahipleri için bir öğüt, bir ışık olan Furkan'ı verdik.

49.   O takvâ sahipleri için ki, görmedikleri halde Rablerinden korkarlar ve o kıyamet saatinden dolayı titrer dururlar.

50.   İşte bu (Kur'an) da, bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu inkâr mı ediyorsunuz?

51.   Andolsun, bundan önce de biz, İbrahim'e rüşdünü vermiştik. Biz onu bilenleriz.

52.   O vakit babasına ve kavmine: "Ne bu, başına toplanıp durduğunuz putlar?" dedi.

53.   "Atalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.

54.   Dedi ki: "Andolsun, siz de, atalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz."

55.   Dediler ki: "Ciddi mi söylüyorsun, yoksa sen şakacılardan mısın?"

56.   Dedi ki: "Doğrusu Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki O, onları yaratmıştır ve ben buna şahitlik edenlerdenim."

57.   "Allah'a yemin ederim ki, siz dönüp gittikten sonra putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracağım."

Enbiyâ Sûresi 58 - 72. Ayetler

58.   Sonunda onları parça parça etti. Ancak büyüklerini bıraktı, belki ona müracaat ederler diye.

59.   "Bunu bizim ilahlarımıza kim yapmış? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler.

60.   "Bir delikanlı işittik, bunları diline dolamış, adına İbrahim deniyormuş" dediler.

61.   "Haydin" dediler; "onu insanların gözleri önüne getirin. Belki şahitlik ederler."

62.   Dediler ki: "sen mi yaptın bunu ilâhlarımıza ey İbrahim?"

63.   Dedi ki: "Belki şu büyükleri yapmıştır. Sorun bakalım onlara, eğer konuşurlarsa!"

64.   Bunun üzerine, kendi vicdanlarına döndüler ve kendi kendilerine "doğrusu siz haksızsınız!" dediler.

65.   Sonra yine eski inançlarına döndüler; "Sen gerçekten bilirsin ki bunlar konuşamazlar!" dediler.

66.   "O halde" dedi; "Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek nesnelere mi tapıyorsunuz?"

67.   "Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza! Hâlâ akıllanmayacak mısınız?" dedi.

68.   Dediler ki: "Eğer bir iş yapacaksanız, bunu yakın ve ilahlarınızın öcünü alın!"

69.   "Ey ateş! İbrahim için serin ve esenlik ol!" dedik.

70.   Ona bir tuzak kurmak istediler, biz kendilerini daha çok hüsrana uğrattık.

71.   Biz, onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemlere bereket verdiğimiz yere (ülkeye) ulaştırdık.

72.   Ona İshak'ı ihsan ettik, fazladan bir bağış olarak da Ya'kub'u; herbirini sâlihlerden kıldık.

Enbiyâ Sûresi 73 - 81. Ayetler

73.   Hepsini, emrimizle yol gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar daima bize ibadet eden kimselerdi.

74.   Lût'a da bir hüküm ve bir ilim verdik. Onu çirkinlikler işleyen o memleketten kurtardık. Gerçekten onlar; kötü, fasık kavim idiler.

75.   Onu ise rahmetimize dahil eyledik; çünkü o, gerçekten sâlihlerdendi.

76.   Nuh da daha önce dua etmişti, biz de duasını kabul ettik de kendisini ve ailesini büyük bir sıkıntıdan kurtardık.

77.   Onu âyetlerimizi yalanlayan kavimden koruduk. Gerçekten onlar kötü bir kavim idiler, biz de hepsini birden boğuverdik.

78.   Davud ve Süleyman'ı da an. Bir zaman ikisi de ekin hakkında hüküm veriyorlardı, o vakit ki ekinde geceleyin kavmin koyun sürüsü yayılmıştı, Biz de hükümlerine şahid idik.

79.   Derhal bu fetvayı Süleyman'a anlattık. Biz, her birine bir hüküm ve ilim vermiştik. Davud'a kuşları boyun eğdirdik, kuşlarla beraber tesbih ediyorlardı; bunları biz yaparız.

80.   Bir de ona sizi savaşınızın sıkıntılarınızdan koruması için zırh sanatı öğretmiştik, şimdi siz şükrünü eda ediyor musunuz?

81.   Süleyman için şiddetli rüzgârı (boyun eğdirmişti) ki, o (rüzgar), içinde bereketler kıldığımız yere doğru onun emriyle esiyordu. Biz her şeyi biliriz.

Enbiyâ Sûresi 82 - 90. Ayetler

82.   Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık edenleri ve bundan başka işler görenleri emrine vermiştik. Biz, onları gözetim altında tutuyorduk.

83.   Eyyub'u da an. Hani "Başıma bu dert geldi. Sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine dua etti.

84.   Biz de duasını kabul ettik. Sonra hemen kendisindeki sıkıntıyı açtık ve tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatıra olmak üzere ona ailesini ve beraberinde olanların bir mislini daha verdik.

85.   İsmail'i de, İdris'i de, Zülkif'i de an. Hepsi sabredenlerdendi.

86.   Bunları da rahmetimize dahil eyledik; çünkü onlar gerçekten salih kimselerdi.

87.   Zünnûn'u (Yunus'u da) an. Hani öfkelenerek gitmişti de biz kendisini asla sıkıştırmayız sanmıştı; derken karanlıklar içinde: "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti.

88.   Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz müminleri kederden böyle kurtarırız.

89.   Zekeriyya'yı da an. Hani Rabbine: "Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen vârislerin en hayırlısısın." diye niyaz etmişti.

90.   Biz kendisine Yahya'yı verdik ve onun için eşini de (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Gerçekten bunlar, hayır işlerinde koşarlardı, bize umut ve korkuyla dua ederlerdi. Bize karşı saygılı kimselerdi.

Enbiyâ Sûresi 91 - 101. Ayetler

91.   Ve Irzını iffetle koruyan o dişiyi (Meryem'i de an.) Kendisine ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu bütün âlemlere bir mucize kıldık.

92.   İşte bu, bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Rabbiniz de benim; onun için daima bana kulluk edin.

93.   İnsanlar kendi aralarındaki birliği parçaladılar. Fakat hepsi bize döneceklerdir.

94.   Şimdi her kim, mümin olarak salih amellerden işlerse, onun çabasına nankörlük yoktur ve şüphesiz biz onun hesabını yazmaktayız.

95.   Helak ettiğimiz bir memleketin artık (yeniden mâmur olması) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.

96.   Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (sedleri) açılıp da her tepeden saldırdıkları zaman,

97.   Ve gerçek va'ad yaklaştığı zaman, işte o inkâr edenlerin derhal gözleri donup kalacaktır. "Eyvah bizlere, biz bundan gaflet içindeydik! Hayır, bizler zalim kimselerdik" diyecekler.

98.   Haberiniz olsun ki, siz ve Allah'dan başka taptığınız nesneler cehennem odunusunuz, siz oraya varacaksınız.

99.   Onlar ilah olsalardı, cehenneme girmezlerdi, halbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır.

100. Öyleki orada onlara inim inim inlemek vardır. Ama hiç bir iyi haber işitmeyeceklerdir.

101. Şüphe yok ki, tarafımızdan kendilerine güzel âkıbet takdir edilmiş olanlar, işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.

Enbiyâ Sûresi 102 - 112. Ayetler

102. Onun hışıltısını bile duymazlar ve bunlar canlarının istediği nimetler içinde ebedî kalacaklardır.

103. En büyük dehşet dahi bunları mahzun etmeyecek ve bunları melekler şöyle karşılayacaklar: "İşte bu, size vâ'dolunan gününüzdür."

104. O gün ki, biz göğü, kitapların sahifelerini dürer gibi düreceğiz. İlk yaratmaya başladığımız gibi, onu (eski haline) iade edeceğiz. (Bu), üzerimize bir va'ddır. Şüphe yok ki, biz, vaadimizi yaparız.

105. Andolsun, Zikir'den sonra Zebur'da da yazmıştık ki: "Kuşkusuz yeryüzüne benim salih kullarım vâris olacaktır."

106. Şüphe yok ki bunda (Kur'an'da), kulluk eden bir topluluk için yeterli bir öğüt vardır.

107. Seni sadece âlemlere rahmet olarak göndermişizdir.

108. De ki: "Bana ilâhınızın ancak bir ilah olduğu vahyedildi. Halâ siz Müslüman olmayacak mısınız?"

109. Bunun üzerine aldırmazlarsa, de ki: "Size bana emrolunanı düpe düz ilan ettim. Artık size va'dedilen şey pek yakın mı, yoksa uzak mı, bilmem."

110. Şüphe yok ki O, söylenenden açığa vurulanı bilir, gizlediğinizi de bilir.

111. Bilmem, belki de azabın ertelenmesi, sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar faydalandırılmanız içindir.

112. Ey Resûlüm de ki: "Rabbim! Onlar hakkında hükmet! Rabbimiz Rahmân'dır. Sizin nitelendirmelerinize karşı sığınılacak ancak O'dur."

Hacc Sûresi 1 - 5. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Ey bütün insanlar! Rabbinizden sakının; Çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı çok büyük bir şeydir!

2.     Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur ve her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı şiddetlidir!

3.     İnsanlardan kimi de vardır ki, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışır ve her kaypak şeytanın ardına düşer.

4.     Şeytan hakkında şöyle yazılmıştır: "Her kim ona dost olursa, muhakkak onu saptırır ve doğruca çılgın ateşin azabına götürür."

5.     Ey insanlar! Eğer yeniden dirilişten yana şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alaka'dan (aşılanmış yumurtadan), sonra şekli belli belirsiz, bir çiğnem et parçasından yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim diye! ve dilediğimizi belirli bir zamana kadar rahimlerde tutuyoruz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarıyoruz, sonra da kuvvetli çağınıza ermeniz için (sizi büyütüyoruz). Bununla beraber içinizden kimisi erken vefat ettiriliyor, yine kimi de biraz ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en kötü çağına kadar götürülür. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün; derken üzerine suyu indirdiğimiz zaman kıpırdanır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.

Hacc Sûresi 6 - 15. Ayetler

6.     İşte böyledir; Çünkü Allah haktır; kuşkusuz O, ölüleri diriltir ve gerçekten her şeye kadirdir.

7.     Gerçekten kıyamet saati gelecektir; onda hiç şüphe yoktur. Ve muhakkak Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.

8.     İnsanlardan kimi de vardır ki, ne bir ilme ne bir rehber'e, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışmaya kalkar.

9.     Allah yolundan şaşırtmak için yanını bükerek (böbürlenerek tartışır). Dünyada onun için bir rezillik vardır; kıyamet günü de kendisine o yangın azabı tattıracağız.

10.   Bu, senin iki elinin takdim ettikleri yüzündendir. Allah kullarına zulmedici değildir, denilir.

11.   İnsanlardan kimi de Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder, eğer kendisine bir hayır isabet ederse, buna memnun olur ve eğer bir sıkıntı isabet ederse yüz üstü dinden dönüverir. Onun dünyası da, ahireti de hüsran olur. İşte apaçık hüsran budur.

12.   Allah'ı bırakıp kendisine ne zarar, ne de fayda sağlamayan şeylere yalvarır. İşte en uzak sapıklık budur.

13.   O, zararı faydasından akla daha yakın olan varlığa yalvarıyor. O yalvardığı, ne kötü efendi, ne kötü yoldaştır.

14.   Şüphe yok ki Allah, iman edip salih ameller işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyacak. Şüphesiz ki Allah ne isterse yapar.

15.   Her kim, Allah'ın dünyada ve ahirette Resûlüne asla yardım etmeyeceğini ama kendisine yardım edeceğini zannediyorsa, hemen göğe bir ip uzatsın boğazına geçirsin, sonra ayağını yerden kessin de bir baksın hilesi (bu yaptığı), peygambere İlâhî yardımdan doğan öfkesini giderecek mi?

Hacc Sûresi 16 - 23. Ayetler

16.   İşte biz onu (Kur'an'ı) apaçık âyetler olarak indirdik; şüphesiz Allah istediğini hidayete erdirir.

17.   İman edenler, yahudi olanlar, sâbiîler, hristiyanlar, mecusiler ve şirk koşanlar, şüphesiz Allah, bunların arasını kıyamet günü ayıracaktır; çünkü Allah, her şeye şahiddir

18.   Görmedin mi, gökte ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanların bir çoğu hep Allah'a secde ediyor. Her kimi de Allah zelil ederse, artık onu değerli kılacak kimse yoktur. Şüphesiz Allah, ne dilerse yapar.

19.   Şu iki grup Rableri hakkında çekişen iki haslındırlar. İşte, inkar edenler için ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülecektir.

20.   Bununla karınlarındakiler ve derileri eritilir.

21.   Bir de bunlar için demirden kamçılar vardır.

22.   Her ne zaman, ıztıraptan dolayı ateşten çıkmak isterlerse, yine oraya geri döndürülürler ve: "Haydi tadın yakıcı azabı!" (denilir).

23.   Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri, altından ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altın bileziklerle ve İncilerle süslenecekler, elbiseleri de orada ipektir.

Hacc Sûresi 24 - 30. Ayetler

24.   Hem onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, hem de övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

25.   Amma inkâr edenlere, Allah'ın yolundan, yerli ve misafir bütün insanlara eşit kıldığımız Mescid-i Harâm'dan alıkoyanlara ve orada zulüm ile, haktan sapmak isteyenlere, muhakkak elem verici bir azap tattırırız.

26.   Hem unutma o vakti ki, Kabe'nin yerini İbrahim'e hazırlamış ve (şöyle demiştik:) "Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükû ve secdeye varanlar için evimi tertemiz tut."

27.   "İnsanlar içinde haccı ilân et; gerek yaya ve gerekse her derin vadiden (uzak yollardan) gelen yorgun düşen develer üstünde sana gelsinler."

28.   "Gelsinler ki, kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlıklar üzerine belli günlerde Allah'ın ismini ansınlar. Artık onlardan yeyin ve yoksulu, fakiri doyurun."

29.   "Sonra kirlerini atsınlar, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler."

30.   Emir budur. "Her kim, Allah'ın yasaklarına saygı gösterirse, bu, kendisi için Rabbinin katında mutlaka hayırdır. Size ise (haram olduğu) okunanlar müstesna olmak üzere bütün hayvanlar helâl kılındı. O halde o putlardan, o pislikten ve yalan sözden de kaçının."

Hacc Sûresi 31 - 38. Ayetler

31.   Allah için, O'na ortak koşmayan hanifler olun. Her kim Allah'a ortak koşarsa öyle olur ki, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapmış veya rüzgâr onu ücra bir yere sürüklemiştir.

32.   Bu budur! Her kim de Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz o, kalplerin takvasındandır.

33.   Sizin için kurbanlıklarda ve hac ibadetinde birtakım menfaatler vardır, sonra onların da varacakları yer, Beyt-i Atik'e (Kabe'ye) kadardır.

34.   Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine Allah'ın ismini anarak kurban kesmelerini gerekli kıldık. Şimdi hepinizin İlâhı bir tek ilahtır; öyle ise, O'na teslim olan müslümanlar olun! Ve o itaat eden, tevazu sahiplerini müjdele!

35.   Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri yerinden oynar, kendilerine isabet eden musibetlere sabrederler, namazı devamlı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz şeylerden infak ederler.

36.   Hem o büyük baş hayvanlar var ya, biz onları Allah'ın dininin işaretlerinden kıldık! Sizin için onlarda hayır vardır. Öyleyse ön ayaklarının biri bağlı olarak dururlarken üzerlerine Allah'ın ismini anın ve kurban edin. Yan üstü yere düştükleri zaman da canı çıktığında, onlardan yeyin, kanaatkâra ve isteyene yedirin. O, böyle onları size boyun eğdirdi ki şükredesiniz.

37.   Elbette onların ne etleri, ne kanları Allah'a ulaşmaz; fakat O'na sizin takvânız ulaşır. Böyle, onları size boyun eğdirdi ki, yolunu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir ile büyükleyesiniz. Müjdele o vazifelerini güzel yapan muhsinleri!

38.   Haberiniz olsun ki Allah, iman edenleri müdafaa edecektir; çünkü Allah herhangi bir haini, nankörü sevmez.

Hacc Sûresi 39 - 46. Ayetler

39.   Kendileriyle savaşılan mü'minlere savaş konusunda izin verildi; çünkü onlara zulmolundu ve şüphesiz ki Allah, onları zafere ulaştırmaya kadirdir.

40.   Onlar ki "Rabbimiz bir Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer, Allah'ın insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, şüphesiz manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı ki oralarda Allah'ın ismi çok zikredilir. Allah kendi dinine yardım edenlere muhakkak yardım edecektir. Şüphe yok ki Allah, çok kuvvetli, çok izzetlidir.

41.   Onlar (mü'minler) ki, şayet kendilerini yeryüzünde iktidara getirirsek namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin sonu da sadece Allah'a aittir.

42.   Ve eğer seni yalanlıyorlarsa, emin ol ki, onlardan önce Nuh'un kavmi, Ad, Semûd da peygamberlerini yalanladı.

43.   İbrahim'in kavmi ve Lût'un kavmi de yalanladı.

44.   Medyen halkı da peygamberlerini yalanladı. Musa da yalanlanmıştı. Ben de o kâfirlere bir mühlet verdim, sonra da kendilerini tutup alıverdim. Nasıl oldu o zaman benim inkarım!

45.   Evet, nice memleketler vardı ki biz onları zulüm ediyorlarken helâk ettik. Şimdi o ülkelerde, damlar çökmüş, ıpıssız; nice kullanılmayan kuyular ve muhteşem köşkler vardır.

46.   O yerde niye bir dolaşmadılar ki, kendileri için akıllanmalarına sebep olacak kalpler ve işitmelerine sebep olacak kulaklar olsun; zira gerçek şudur ki, gözler kör olmaz; fakat göğüsler içindeki kalpler kör olur.

Hacc Sûresi 47 - 55. Ayetler

47.   Bir de senden azabın çabuk gelmesini istiyorlar. Elbette Allah, sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin sene gibidir.

48.   Zulüm ediyorlarken kendilerine mühlet verdiğim nice memleketler vardı ki, ben onu tutmuş alıvermiştim. Bütün dönüş sonunda banadır.

49.   De ki: "Ey bütün insanlar! Ben ancak size apaçık bir uyarıcıyım."

50.   "Şimdi iman edip sâlih iş yapanlar için hem bir bağışlanma, hem de bol rızık vardır."

51.   "Ayetlerimiz hakkında onları tesirsiz bırakmak için koşuşanlar ise, işte onlar cehennem ehlidirler."

52.   Hem biz, senden önce ne bir resul, ne de bir nebi göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğu zaman şeytan onun arzularına bir şey katmış olmasın. Bunun üzerine Allah, Şeytan'ın kattığı şeyi derhal izale eder. Sonra da Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

53.   Allah, Şeytan'ın kattığı şeyi kalpleri katı olanlar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar için bir fitne kılacaktır. Çünkü o zalimler, uzak bir ayrılık içindedirler.

54.   Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, onun (Kur'an'ın) gerçekten Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler, bu sayede kalpleri ona saygı duysun; çünkü Allah, iman edenleri dosdoğru bir caddeye çıkarır.

55.   İnkâr edenler de, kendilerine kıyamet saati ansızın gelinceye veya hayırdan yana kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun hakkında bir şüphe içinde kalıp giderler.

Hacc Sûresi 56 - 64. Ayetler

56.   O gün mülk Allah'ındır. O, aralarında hükmünü verir. Artık iman edip salih işler yapmış olanlar Naîm cennetlerindedirler.

57.   Kafirlik edip âyetlerimize "yalan" demiş olanlar ise, işte bunlara alçaltıcı bir azap vardır.

58.   Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlar ise, elbette Allah, onları güzel bir rızık ile rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, rızkı verenlerin en hayırlısıdır.

59.   O, onları elbette hoşnut olacakları bir yere koyacaktır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, halim'dir.

60.   Bu böyle! Bir de her kim kendine edilen eziyete misli ile karşılık verir de, sonra yine kendisine bir zulüm vaki olursa, elbette Allah, ona yardım eder. Çünkü Allah, çok affedici ve çok bağışlayıcıdır.

61.   Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Allah, işitendir, görendir.

62.   Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Onların O'ndan başka yalvarıp çağırdıkları ise, hep batıldır. Yegane yüksek, yegane büyük olan ancak Allah'tır.

63.   Görmedin mi, Allah'ın gökten bir su indirmesi ile yeryüzü yemyeşil oluveriyor. Gerçekten Allah, lütfedicidir, (her şeyden) haberdardır.

64.   Göklerde ki ve yerdeki her şey O'nundur. Gerçekten Allah, övgüye layık olan, yegane zengin olandır.

Hacc Sûresi 65 - 72. Ayetler

65.   Görmedin mi, Allah gerçekten bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde giden gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten korur. Gerçekten Allah, insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.

66.   Size hayatı veren de O'dur, sonra sizi öldürür, sonra sizi yine diriltir. Gerçekten insan çok nankördür.

67.   Biz her ümmet için bir ibadet tarzı yapmışızdır ki onlar bu tarz üzerine ibadet etmektedirler. Dolayısıyla (bu) işte, seninle asla çekişmesinler. Rabbine davet et; çünkü sen gerçekten hakka götüren doğru bir yol üzerindesin.

68.   Eğer seninle çekişirlerse, de ki: "Allah, yaptığınızı çok iyi bilendir."

69.   "Muhalefet edip durduğunuz şeyler hakkında kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir."

70.   Bilmez misin ki, Allah gökte ve yerde ne varsa bilir! Muhakkak bunlar bir kitaptadır. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

71.   Onlar Allah'ın karşısında öyle bir şeye tapıyorlar ki, Allah, onun hakkında öyle bir delil indirmedi. Ve o hususta kendilerinin hiçbir ilmi yoktur.  Zalimlere ise, yardımcı yoktur.

72.   Kendilerine karşı âyetlerimiz apaçık okunduğu zaman kâfirlerin yüzlerindeki inkarı tanırsın. Karşılarında âyetlerimizi okuyanlara saldıracak gibi olurlar. De ki: "Şimdi size ondan daha şer olanını haber vereyim mi? Ateş! Allah onu inkar edenlere va'd etti. O, ne kötü sondur."

Hacc Sûresi 73 - 78. Ayetler

73.   Ey insanlar! Bir misal verildi; şimdi ona iyi kulak verin! Haberiniz olsun ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınızın hepsi, toplansalar bile bir sinek yaratamazlar. Şayet sinek onlardan bir şey kaparsa, onu ondan kurtaramazlar. İsteyen de zayıf, kendinden istenen de!

74.   Onlar şirk koşmak suretiyle Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler; gerçekten Allah, çok kuvvetlidir, çok üstündür.

75.   Allah, hem meleklerden elçiler seçer, hem de insanlardan! Şüphesiz Allah, yegane işiten, yegane görendir.

76.   Hepinizin önlerindekini ve arkalarındakini (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Bütün işler hep Allah'a döndürülür.

77.   Ey bütün iman edenler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin, hayır işler işleyin ki, kurtuluşa erebilesiniz.

78.   Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. Sizi, O seçti. Din hususunda üzerinize bir güçlük de yüklemedi. Haydin babanız İbrahim'in dinine! Bundan önceki kitaplarda ve bunda (Kur'an'da) size "Müslüman" ismini o taktı ki, Peygamber size şahit olsun, siz de bütün insanlara karşı şahidler olasınız. Haydin namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı tutunun. O, sizin mevlânızdır. Artık; ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır!

Mü'minûn Sûresi 1 - 17. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;

2.     Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler;

3.     Onlar ki, yararsız, boş lafa bakmazlar;

4.     Onlar ki, zekât vermek için çalışırlar;

5.     Ve onlar ki, ırzlarını korurlar;

6.     Ancak eşlerine ve kendilerinin sahip olduğu cariyelerine karşı müstesna, çünkü bunlarla ilişkilerden dolayı kınanmazlar.

7.     Kim de bunun ötesini ararsa, işte artık onlar haddi aşanlardır.

8.     Ve o mü'minler ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.

9.     Onlar ki, namazlarına devam ederler.

10.   İşte vâris olacak onlardır.

11.   Firdevs'e vâris olacak, orada ebedî kalacaklardır.

12.   Andolsun biz insanı, çamurdan, (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.

13.   Sonra onu sağlam bir karargâhta bir nutfe yaptık.

14.   Sonra o nutfeyi bir alaka (aşılanmış yumurta) olarak yarattık, derken o alakayı bir çiğnem et parçası olarak yarattık, peşinden o çiğnem et parçasını kemik (iskelet) olarak yarattık, sonra o kemiklere et giydirdik, sonra ona başka bir yaratış verdik, insan haline getirdik. Bak, yaratanların en güzeli olan Allah, ne şanlıdır.

15.   Sonra siz, bunun arkasından muhakkak öleceksiniz.

16.   Sonra siz kıyamet günü şüphesiz diriltileceksiniz.

17.   Hakikaten biz, sizin üstünüzde yedi yol (yedi gök veya yedi idrak yolu) yarattık ve yaratıştan gafil olmadık.

Mü'minûn Sûresi 18 - 27. Ayetler

18.   Gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde muhafaza eyledik; halbuki biz onu gidermeye de şüphesiz kadiriz.

19.   Öyle iken durduk da, o yağmurla sizin için hurmalıklardan, üzümlüklerden bağlar, bahçeler yaptık içlerinde sizin için birçok yemişler vardır; onlardan yer ve geçinirsiniz.

20.   Bir ağaç (daha yarattık) ki Tûr-i Sînâ'dan çıkar, o, yağ ve yiyenlere bir katık (zeytin) verir.

21.   Hayvanlarda sizin için gerçekten bir ibret vardır. Karınlarındakinden (sütlerinden) size içiriyoruz, sizin için de onlarda birçok faydalar vardır; hem onlardan yersiniz.

22.   Hem de onlara ve gemiye biner taşınırsınız.

23.   Andolsun, biz Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik de dedi ki: "Ey benim kavmim! Allah'a ibadet edin, O'ndan başka bir ilahımız yoktur, dolayısıyla sakınmaz mısınız?"

24.   Bunun üzerine kavminden inkar eden kodaman grup şöyle dedi: "Bu sizin gibi ancak bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah dileseydi, elbette bir takım melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan bunu işitmedik."

25.   "Şüphesiz o, kendisinde delilik bulunan bir adamdır. Dolayısıyla bunu bir zamana kadar gözetleyin."

26.   (Nuh) dedi ki: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!"

27.   Biz de ona şöyle vahyettik: "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Sonra emrimiz gelip de tandır kızışınca (sular coşup yükselince) hemen ona (gemiye) her cinsten iki çift ve aleyhinde söz geçmiş olanlardan başka aileni sok. Ve o zulmedenler hakkında bana yalvarma! Çünkü onlar boğulacaklardır.

Sayfa 14 / 27

  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
 
 
  • İLETİŞİM