• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
    • A'dan Z'ye
    • Alfabetik Sıralama
    • İslami Rüya Tabirleri
    • Alfabetik Sıralama

Tevbe Sûresi 80 - 86. Ayetler

80.   Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kere af dilesen de Allah onları kesinlikle affetmeyecek. Böyle! Çünkü onlar Allah'ı ve Resûlünü tanımadılar; Allah ise öyle baştan çıkmış fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

81.   Allah'ın Resûlüne muhalif olarak arkada kalanlar (savaşa gitmeyip) oturup kalmalarına sevindiler, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar; "Bu sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" Keşke duysalardı, anlasalardı!

82.   Artık kazandıkları günahın cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar!

83.   Bundan böyle Allah seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de, başka bir cihada çıkmak için senden izin isterlerse de ki: Artık siz benimle beraber asla cihada çıkmayacaksınız ve hiçbir düşmana karşı benimle beraber savaşmayacaksınız; ilk önce oturup kalmayı arzu ettiniz, şimdi de geri kalanlarla beraber oturun!

84.   İçlerinden ölen birinin asla namazını kılma ve kabrinin başında durma; çünkü onlar Allah'ı ve Resûlünü tanımadılar ve kâfir olarak can verdiler.

85.   Hem onların ne malları ne de çocukları seni imrendirmesin; o hiçbir şey değildir. Allah, bunlarla ancak dünyada onları azaplandırmayı ve kâfir oldukları halde canlarının çıkmasını istiyor.

86.   "Allah'a iman edin ve Resûlü ile beraber cihada gidin" diye bir sûre indirildiği zaman içlerinden servet sahibi olanlar senden izin istediler ve "Bırak bizi oturanlarla beraber olalım" dediler.

Tevbe Sûresi 87 - 93. Ayetler

87.   Kadınlarla beraber olmaya razı oldular, kalplerinin üzeri mühürlendi. Artık onlar gayeyi anlamazlar.

88.   Fakat Peygamber ve beraberindeki mü'minler mallarıyla canlarıyla cihad ettiler. Bunları görüyor musun, işte bütün hayırlar onlar içindir ve onlar kurtuluşa erenlerdir.

89.   Allah, onlara altından nehirler akan cennetler hazırladı, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük kurtuluş budur.

90.   Bedevilerden özür bahane edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler; Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Muhakkak bunların kâfir olanlarına elem verici bir azap isabet edecektir.

91.   Allah ve Resûlü için (insanlara) nasihat ettikleri takdirde ne zayıflara ne hastalara, ne de harcayacak bir şey bulamayanlara bir sorumluluk yoktur. Çünkü iyilik edenleri hesaba çekmeye bir yol yoktur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

92.   Her ne zaman kendilerini bindirip sevkedesin diye sana geldilerse: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" deyince, bu uğurda harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke dönen kimselere de sorumluluk yoktur.

93.   Sorumluluk ancak zengin oldukları halde senden izin isteyen kimseleredir. Bunlar kadınlarla beraber olmaya razı oldular, Allah da kalplerini mühürledi, başlarına gelecek şeyi bilmezler.

Tevbe Sûresi 94 - 99. Ayetler

94.   (Seferden) Onların yanına döndüğünüzde sizden özür dileyecekler. De ki:

Özür dilemeyin! Size asla inanmayacağız. Doğrusu Allah bize durumlarınızdan birçok haberler verdi. Bundan böyle de Allah ve Resulü amelinizi görecektir, sonra hepiniz gizliyi ve açığı bilen Hakk'ın huzuruna götürüleceksiniz. O zaman O, size yaptıklarınızı haber verecektir.

95.   Onların yanına döndüğünüz zaman kendilerinden (onları cezalandırmaktan) vazgeçmeniz için Allah'a yemin edecekler. Siz de kendilerinden yüz çevirin; çünkü onlar murdar (pislik) şeylerdir, kazandıklarının cezası olarak varacakları yer de cehennemdir.

96.   Siz kendilerinden razı olasınız diye size yemin edecekler; fakat siz onlardan razı olsanız bile şüphesiz Allah, fasıklar topluluğundan razı olmaz.

97.   Bedeviler inkâr ve münafıklık bakımından daha şiddetlidirler; bununla beraber Allah'ın resulüne indirdiği hükümlerin sınırını bilmeye daha yatkındırlar. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

98.   Bedevilerden kimi vardır ki verdiğini angarya sayar, sizi türlü türlü felaketlerin sarıvermesini bekler. Kötü felaket kendi başlarına gelsin. Allah işitendir, bilendir.

99.   Yine bedevilerden kimi de vardır ki Allah'a ve ahiret gününe inanır, infak ettiğini Allah yanında yakınlığa ve peygamberin dualarını almaya vesile sayar. Gerçekten onlar kendileri için bir yakınlıktır. İleride Allah onları rahmetine koyacaktır; çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Tevbe Sûresi 100 - 106. Ayetler

100. İslâm'a girmede öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile güzellikle onların arkasından gidenler, Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'tan razı oldular ve onlara altlarından nehirler akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük kurtuluş budur.

101. Hem etrafınızdaki bedevilerden münafıklar var, hem de Medine ahalisinden münafıklığı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen  onları bilmezsin, onları biz biliriz. Biz onlara iki kere azap edeceğiz, sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.

102. Diğer bir takımı ise günahlarını itiraf ettiler ve iyi bir amel ile diğer bir kötüyü karıştırdılar. Olur ki Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

103. Onların mallarından sadaka al ki bununla onları hem temizlemiş hem de arındırmış olursun. Bir de haklarında dua et. Çünkü senin duan onların kalplerini yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.

104. Bilmiyorlar mı ki kullarından tevbeyi kabul eden ve sadakaları alan Allah'tır. Şüphesiz Allah, tevbeleri çok kabul eden ve pek esirgeyendir.

105. De ki: "Çalışın çünkü amelinizi hem Allah, hem Resûlü, hem de mü'minler görecek ve hepiniz mutlaka gizliyi ve açığı bilen Hakk'ın huzuruna götürüleceksiniz. O zaman O, size yaptıklarınızı haber verecektir."

106. (Sefere katılmayanlardan) diğer bir takım da Allah'ın emrine bırakılmışlardır; ya kendilerine azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

Tevbe Sûresi 107 - 111. Ayetler

107. Bir de inadına zarar vermek için, inkâr etmek için, mü'minlerin arasına tefrika sokmak için ve bundan önce Allah ve Resûlü ile savaşan kimseye pusu (gözetleme evi) yapmak için bir mescit yapanlar vardır. Bununla beraber "iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin ederler. Fakat Allah şahit ki bunlar şeksiz şüphesiz yalancılardır.

108. Onun içinde asla namaza durma! İlk günde temeli takva üzere kurulan Mescit, içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Onun içinde öyle adamlar var ki çok temizlenmeyi severler. Allah da çok temizlenenleri sever.

109. O halde binasını Allah korkusu ve Allah rızası üzerine kurmuş olan kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını sel artıklarının ucundaki bir yar'ın kenarına kurup da onunla beraber cehenneme yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

110. Onların kurmuş oldukları binalar, (ölüp de) kalpleri parça parça olmadıkça, yüreklerinde bir nifak düğümü olarak kalacaktır. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

111. Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın aldı. Allah yolunda savaşacaklar, öldürecekler ve öldürülecekler. (Bu) Tevrat'ta da, İncil'de de, Kur'an'da da kendi üzerine hak olarak yüklediği bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünde duran kim vardır? O halde yaptığınız şu biattan dolayı size müjdeler olsun. İşte büyük kurtuluş budur.

Tevbe Sûresi 112 - 117. Ayetler

112. Tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secdeye kapananlar, iyiliği emredip kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırını koruyanlar... Bütün o mü'minleri müjdele!

113. Kâfir olarak ölüp cehennemlik oldukları belli olduktan sonra akraba bile olsalar ne peygamber, ne iman edenler, müşrikler için af dilemezler.

114. İbrahim'in babası hakkındaki af dilemesi de sadece ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim çok duygulu, pek yumuşak idi.

115. Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra -nelerden sakınacaklarını kendilerine beyan etmedikçe- onları sapıklığa düşürme ihtimali yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir.

116. Şüphesiz bütün göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, diriltir de, öldürür de ve sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

117. Andolsun ki Allah peygambere ve güçlük anında ona uyan muhacirlerle ensara lütfetti. -Ki içlerinden bir kısmının kalpleri az daha koyacak gibi olmuştu- sonra onların tevbelerini kabul etti. Gerçekten O, onlara karşı çok şefkatlidir, çok esirgeyendir.

Tevbe Sûresi 118 - 122. Ayetler

118. (Seferden) geri bırakılan üç kişiyi de (bağışladı.) Onlar o derece bunalmışlardı ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen başlarına dar geldi, vicdanları da kendilerini sıkmıştı. Allah'tan yine Allah'a sığınmaktan başka çare olmadığını anladılar. Evet, tam o zaman Allah tevbelerini kabul etti ki eski hallerine dönsünler. Gerçekten Allah, tevbeleri çok kabul eden, çok merhametli olandır.

119. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun.

120. Ne Medine halkına, ne de etrafındaki bedevilere, Resûlullah'tan geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. Çünkü, onların Allah yolunda ne bir susuzluk, ne bir yorgunluk, ne bir açlık çekmeleri, ne kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları, ne de düşmana karşı bir başarı kazanmaları yoktur ki, karşılığında kendileri için mutlaka salih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, iyilik yapanların mükâfatlarını zayi etmez.

121. Küçük büyük yaptıkları her masraf ve aştıkları her vadi onların hesabına yazılır ki Allah onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın.

122. Bununla beraber mü'minlerin hepsi birden toplanıp sefere çıkmaları doğru değildir. Her kesimden bir grup toplanıp dinde fıkıh tahsil etmek ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için (geride kalmalıdır.) Umulur ki sakınırlar.

Tevbe Sûresi 123 - 129. Ayetler

123. Ey iman edenler! Kâfirlerin size yakın olanlarıyla savaşın; hem onlar sizde delinmez, kalın, şiddetli bir kuvvet görsünler. Ve bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir.

124.   Bir sûre indirildi mi içlerinden biri çıkar: "bu, hanginizin imanını artırdı bakalım" der. Evet, imanı olanların imanını artırmıştır ve onlar sevinip duruyorlar.

125. Kalplerinde bir hastalık olanlara gelince, onların da küfürlerine küfür katmıştır ve kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.

126. Görmüyorlar mı ki, her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıyorlar, sonra da tevbe etmezler, ibret almazlar.

127. Bir sûre indirildi mi "sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra da sıvışıp giderler. Allah kalplerini çevirmiştir; çünkü bunlar anlamayan kimselerdir.

128. Andolsun size kendinizden bir peygamber geldi ki, gayet izzetli, sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir, üstünüze titrer, mü'minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

129. Eğer aldırmazlarsa de ki: "Bana Allah yetişir! O'ndan başka ilah yoktur! Ben O'na güvenip dayanırım ve O, büyük Arş'ın sahibidir."

Yûnus Sûresi 1 - 6. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Elif, Lam, Ra. İşte bunlar hikmetli kitabın ayetleridir.

2.     İçlerinden bir adama: Bütün insanları uyar ve iman edenlere Rableri katında yüce bir mertebe olduğunu müjdele, diye vahyedişimiz, İnsanlar için hiç işitilmedik bir tuhaflık mı oldu? Kafirler: "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirbazdır" dediler.

3.     Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan sonra arş üzerine istiva buyuran, işleri evirip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte bu vasıfların sahibi Rabbiniz olan Allah'tır. O halde O'na ibadet ediniz. Artık düşünmez misiniz?

4.     Dönüşünüz hep O'nadır. Allah'ın vaadi gerçektir. Çünkü O, önce yaratıyor, sonra iman edip iyi işler yapan kimselere adaletle mükâfat vermek için onları huzuruna geri çevirir. Kâfirlere ise inkâr ettiklerinden dolayı kaynar sudan bir içki ve elem verici bir azap vardır.

5.     Güneşi aydınlık, ayı bir nur yapan, senelerin sayısını ve hesabını bilmeniz için Ay'a menziller tayin eden O'dur. Allah, bunu ancak hak ve hikmet ile yarattı. Bilecek bir kavim için ayetleri açıklamaktadır.

6.     Gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı varlıklarda, sakınan bir kavim için elbette birçok deliller vardır.

Yûnus Sûresi 7 - 14. Ayetler

7.     Onlar bizim karşımıza çıkmayı arzu etmezler, dünya hayatına razı olup onunla tatmin olmuşlardır ve onlar bizim ayetlerimizden gafildirler.

8.     İşte bunların kazandıkları günahları sebebiyle varacakları yer ateştir.

9.     Ama iman edip güzel güzel ameller yapan kimseleri Rabbleri imanları sebebiyle hidayete erdirir. Nimet dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.

10.   Oradaki duaları "Allah'ım seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!" sözüdür. Dua ve dilekleri "selam"dır. Onların dualarının sonu da şudur: "Gerçekten, hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur."

11.   Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi, ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bizimle karşılaşmayı arzu etmeyenleri azgınlıkları içinde körü körüne bocalar bir halde bırakırız.

12.   İnsana bir sıkıntı dokunduğunda, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek ayaktayken bize dua eder; ama kendisinden sıkıntıyı giderdik mi sanki kendine dokunan bir sıkıntı için bize yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara yaptıkları ameller böyle süslenmektedir.

13.   Andolsun, biz sizden önceki nesilleri, kendilerine peygamberleri apaçık deliller ile geldikleri halde zulmettikleri ve iman etmeleri ihtimali kalmadığı zaman helak ettik. İşte günahkâr kavimleri biz böyle cezalandırırız.

14.   Sonra onların arkasından sizi yeryüzünde halifeler yaptık ki bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz!

Yûnus Sûresi 15 - 20. Ayetler

15.   Böyle iken ayetlerimiz apaçık deliller olarak karşılarında okunduğu zaman bizimle karşılaşmayı arzu etmeyenler: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak bir şey değildir! Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım!"

16.   De ki: Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım, hiçbir suretle de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durdum. Artık bir kere aklınıza müracaat etmez misiniz?

17.   Bir yalanı Allah'a iftira eden veya O'nun ayetlerine "yalan" diyenden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz günahkârlar kurtuluşa ermezler.

18.   Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de fayda veremeyecek şeylere tapıyorlar ve: "Onlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir!" diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz?" Hâşâ! O, onların isnat ettikleri ortaklıklardan uzak ve yücedir.

19.   İnsanlar bir tek ümmetti, sonra ihtilaf edip ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden ezelde bir söz geçmiş olmasaydı, o ihtilaf edip durdukları şeylerde şimdiye kadar aralarında hüküm verilip iş bitmiş olurdu.

20.   O'na "Rabbinden bambaşka bir mucize indirilse ya!" diyorlar. Sen de de ki: "Gayb ancak Allah'a mahsustur. Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

Yûnus Sûresi 21 - 25. Ayetler

21.   İnsanlara dokunan kıtlık, hastalık gibi bir sıkıntıdan sonra onlara bir rahmet tattırdığımız zaman ayetlerimiz hakkında derhal bir tuzakları vardır. De ki: "Allah'ın tuzağı daha çabuktur. Haberiniz olsun, elçilerimiz yaptığınız tuzakları yazıyorlar."

22.   Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, o gemiler de içindekileri hoş bir rüzgar ile alıp götürdükleri ve yolcular da neşelendikleri zaman ona şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalga gelmeye başlar ve tamamen kuşatıldıklarını sanırlar; işte o zaman Allah'a dini halis kılarak dua ederler: "Andolsun ki, eğer bizi bundan kurtarırsan şeksiz şüphesiz şükreden kullarından oluruz" derler.

23.   Derken Allah onları kurtarınca, hemen onlar yeryüzünde haksız yere taşkınlığa başlarlar. Ey İnsanlar! Taşkınlığınız sırf kendi aleyhinizedir; o alçak hayatın biraz zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz, biz de bütün yaptıklarınızı size haber veririz.

24.   Dünya hayatının durumu bir su gibidir. Biz onu gökten indirmişizdir; derken insanların ve hayvanların yediği yeryüzünün otu onunla (gürleşip) birbirine girmiştir. Nihayet yeryüzü bütün zinetini takınıp süslendiği, ahalisi de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, gece veya gündüz ona emrimiz gelmiş, bir anda ona öyle bir tırpan atmıştır ki, sanki dün hiçbir şenlik yokmuş gibi olmuştur. İşte düşünecek bir kavim için ayetleri böyle açıklıyoruz.

25.   Allah selam yurduna (cennete) çağırıyor ve dilediğini doğru yola iletir.

Yûnus Sûresi 26 - 33. Ayetler

26.   Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara leke bulaşır, ne de bir horluk gelir. İşte onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedi kalacaklardır.

27.   Kötülük, kazananlara gelince, kötülüğün cezası misli iledir. Onları bir zillet kaplar, kendilerini Allah'tan kurtaracak kimse yoktur; yüzleri sanki geceden parçalara bürünmüş, kapkaranlıktır. Onlar cehennem ehlidirler, orada ebedi kalacaklardır.

28.   O gün hepsini mahşere toplayacağız, sonra şirk koşanlara: "Yerinizden ayrılmayın; siz de  ortak koştuklarınız da!" diyeceğiz. Artık aralarını açmışızdır. Ortak koştukları (putlar) şöyle derler: "Siz bize tapmıyordunuz!"

29.   "Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter, doğrusu sizin ibadetinizden bizim kesinlikle haberimiz yoktu!"

30.   İşte burada herkes geçmişte yaptığını karşısında bulur. Onlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülmüş ve uydurdukları şeyler (batıl tanrıları) kendilerinden kaybolup uzaklaşmıştır.

31.   De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya o kulak ve gözler kimin mülküdür? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşi kim idare ediyor? Derhal diyecekler ki: "Allah", de ki: "O halde sakınmaz mısınız?"

32.   İşte o Allah, sizin gerçek Rabbiniz'dir. Haktan (ayrıldıktan) sonra sapıklıktan başka ne vardır? O halde nasıl (sapıklığa) çevriliyorsunuz?

33.   Böylece büsbütün yoldan çıkmış fasıklar hakkında Rabbinin "artık onlar iman etmezler" sözü gerçekleşmiş oldu.

Yûnus Sûresi 34 - 42. Ayetler

34.   De ki: "Sizin ortak koştuklarınızdan önce yaratmayı yapacak sonra da (ölümünden sonra hayata) yeniden döndürecek biri var mı?" De ki: "Allah ilkin yaratmayı yapar, (ölümünden) sonra onu yeniden (hayata) döndürür. Artık nasıl saptırılırsınız?"

35.   De ki. "Sizin ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı?" De ki: "Allah hakka iletir. O halde hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? O halde size ne oluyor? Nasıl (böyle) yanlış hükmediyorsunuz?"

36.   Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Fakat zan, haktan başka hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz Allah, onların ne yaptıklarını bilendir.

37.   Bu Kur'an Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş değildir. Fakat kendinden öncekini doğrulayıcı ve o kitabın açıklayıcısı olarak âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Bunda hiç şüphe yoktur.

38.   Yoksa "Onu uydurdu!" mu diyorlar. De ki: "Öyle ise haydi onun benzeri bir sure getirin. Ve Allah'tan başka kime gücünüz yeterse çağırın, eğer doğru iseniz bunu yapın!"

39.   Hayır! Onlar ilmini kuşatmadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi (Kur'an'ı) yalanladılar. Önlardan önce geçenler de böyle yalanlamışlardı. Ama bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!

40.   İçlerinden Kur'an'a inanacak da var, inanmayacak da var! Rabbin bozguncuları en iyi bilendir.

41.   Eğer seni yalanlamakta ısrar ederlerse de ki: "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız da size aittir. Siz benim yapacağımdan uzaksınız, ben de sizin yapacağınızdan uzağım."

42.   İçlerinden seni dinlemeye gelenler de vardır. Fakat akılları yokken sağırlara sen mi duyuracaksın?

Yûnus Sûresi 43 - 53. Ayetler

43.   İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat basiretleri yokken körleri sen mi hidayete erdireceksin?

44.   Şüphesiz Allah insanlara zerre miktarı zulmetmez. Fakat insanlar kendilerine zulmediyorlar.

45.   Sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar gibi hepsini mahşere toplayacağı gün aralarında tanışacaklar. Allah'ın karşısına çıkacaklarını yalanlayıp da doğru yolu tutmamış olanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır.

46.   Onlara vaat ettiğimiz azabın bazısını dünyada iken sana göstersek de veya seni tamamen alsak da, her iki durumda da onların dönüşü bizedir. Sonra Allah onların ne yapacaklarına da şahittir.

47.   Her ümmet için bir peygamber vardır. Peygamberleri geldiği zaman aralarında adaletle hükmedilir, hiç birine zulmedilmez.

48.   Doğru iseniz bu vaad ne zamandır? diyorlar.

49.   De ki. "Ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfaat, ne de bir zarar vermeye malik değilim. Her ümmet için bir ecel vardır. Ecelleri geldiği zaman artık bir saat (an) geride kalamazlar, ileri de gidemezler."

50.   De ki: "Ey müşrikler, söyleyin bakalım, şayet size O'nun azabı yatarken veya gündüzün gelirse ne yaparsınız? Günahkârlar bunun hangisini acele istiyorlar?"

51.   Ya azap gerçekleştiği zaman mı Ona iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi? Hani siz bunun (azabın) çabucak gelmesini istiyordunuz!

52.   Sonra o zulmedenlere denilecek ki: "Ebedi azabı tadın bakalım! Kazandığınızın dışında, başka bir sebeple cezalandırılacak değilsiniz."

53.   "Sahi doğru mu bu azap?" diye sana soru soruyorlar. De ki: "Evet! Rabbime yemin olsun ki o dosdoğrudur ve siz bundan yakayı kurtaramazsınız."

Yûnus Sûresi 54 - 61. Ayetler

54.   Zulmeden herkes yeryüzündekilerin tümüne sahip olsaydı, azabı gördükleri zaman hepsi içten içe büyük bir pişmanlık duyarak, kendini kurtarmak için servetini feda ederdi. Fakat aralarında adaletle hükmedilir ve hiçbirine zulmedilmez.

55.   Uyan! Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Uyan! Allah'ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bilmezler.

56.   Hem diriltir, hem öldürür ve döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

57.   Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerin derdine bir şifa, mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.

58.   De ki: "Allah'ın lütfuyla, rahmetiyle, ancak bunlarla sevinsinler. O, onların dünya malı olarak topladıklarından daha hayırlıdır."

59.   De ki: "Baksanıza Allah sizin için rızık olarak neler indirdi de siz ondan bir haram, bir de helal kıldınız? Buna ne dersiniz?" De ki: "Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"

60.   Allah'a karşı yalan uydurup iftira edenler kıyamet gününü ne zannediyorlar? Şüphesiz Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat onların çoğu bilmezler.

61.   Ne zaman sen herhangi bir durumda bulunsan, Kur'an'dan her ne okursan ve her hangi bir iş yapsanız, siz ona dalıp coştuğunuzda biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre miskali veya ondan daha küçük veya daha büyük hiçbir şey Rabbinizden kaçmaz. Hepsi apaçık bir kitaptadır.

Yûnus Sûresi 62 - 70. Ayetler

62.   Uyan! Allah'ın dostlan üzerine ne korku vardır, ne de onlar üzülürler.

63.   Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır.

64.   Dünya hayatında da, ahirettede müjde onlarındır. Allah'ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte büyük kurtuluş odur.

65.   (Resulüm!) ötekilerin lafları seni üzmesin. Çünkü izzet ve üstünlük Allah'ındır. O, hepsini işitiyor, hepsini biliyor.

66.   Uyan! Göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar dahi ortak koştukları ilahların tebaası olamazlar. Ancak zanna tabi olurlar ve ancak zan ve tahminde bulunarak yalan söylerler.

67.   Dinlenesiniz diye sizin için geceyi yaratan, gündüzü de aydınlık kılandır. Elbette bunda dinleyen bir topluluk için deliller vardır.

68.   Dediler ki: "Allah çocuk edindi!" Hâşâ! O, bundan münezzehtir. O, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Elinizde O'na dair bu hususta hiçbir delil yoktur. Allah'a ilimle isbat edemeyeceğiniz şeyi mi isnad ediyorsunuz?

69.   De ki: "Allah hakkında yalan uydurup iftira edenler kurtuluşa eremezler."

70.   Dünyada geçici bir zevk vardır, sonra dönüşleri bizedir; sonra biz onlara -o inkârlarından dolayı- azabı tattıracağız.

Yûnus Sûresi 71 - 78. Ayetler

71.   Onlara Nuh'un kıssasını oku! Hani kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Eğer benim durumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben yalnız Allah'a dayanıp güvenirim. Artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız, toplanıp bütün azminizle karar verin; sonra yapacağınız, size hiçbir keder vermesin. Sonra hükmünüzü bana uygulayın ve elinizden gelirse bana bir an bile göz açtırmayın."

72.   "Eğer aldırmazsanız, zaten ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim ecrim yalnızca Allah'a aittir ve O'nun birliğine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum."

73.   Bunun üzerine yine onu yalanladılar, biz de onu ve beraberindekileri gemide kurtardık ve onları yeryüzünün halifeleri kıldık; ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Bak işte uyarılanların ama inanmayanların sonu nasıl oldu!

74.   Sonra onun arkasından birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara açık mucizeler getirdiler. Fakat daha önce yalan dediklerine bir türlü inanmak istemediler. İşte biz haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

75.   Sonra bunların arkasından Firavun ve toplumuna Musa ile Harun'u ayetlerimizle (mucizelerimizle) gönderdik, fakat onlar imanı kendilerine yediremediler ve günahkâr bir kavim oldular.

76.   Tarafımızdan onlara hak geldiği zaman "Şüphesiz apaçık bir sihirdir" dediler.

77.   Musa: "Ya!" dedi; "size hak gelince böyle mi diyorsunuz? Bu sihir mi? Hâlbuki sihirbazlar kurtuluşa ermezler."

78.   Dediler ki: "Sen bize, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan bizi döndüresin de bu yerde devlet ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanacak değiliz."

Yûnus Sûresi 79 - 88. Ayetler

79.   Firavun da: "Bana bütün sihirbazları getirin!" dedi.

80.   Bunun üzerine sihirbazlar gelince Musa onlara: "Ne ortaya atacaksanız, siz atın" dedi.

81.   Onlar atınca, Musa: "Bu sizin yaptığınız sihirdir. Doğrusu Allah onu iptal edecektir. Şüphesiz Allah bozguncuların işini düzeltmez" dedi.

82.   "Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir. İsterse günahkârlar hoşlanmasınlar!"

83.   Firavun ve adamlarının kendilerine kötülük etmelerinden korktukları için ilk önceleri Musa'ya kavminden bir grup gençten başka iman eden olmadı. Çünkü Firavun o yerde çok üstündü ve çok aşırı giden azgınlardandı.

84.   Musa da: "Ey kavmim! Siz gerçekten Allah'a iman ettinizse, onun birliğine samimiyetle teslim olmuş Müslümanlardansanız, artık ona itimad edin" dedi.

85.   Onlar da dediler ki: "Biz Allah'a itimad ettik. Ey Rabbimiz! Bizi o zalim kavimin fitnesine düşürme."

86.   "Rahmetinle bizi o kâfir kavimden kurtar."

87.   Biz ise Musa ve kardeşine şöyle vahyettik: "Kavininiz için Mısır'da birtakım evler hazırlayın, evlerinizi kıble tarafına yapın ve namaz kılın. Hem de mü'minleri müjdele!"

88.   Musa dedi ki: "Sen Firavun ve adamlarına dünya hayatında bir zinet, ihtişamlar ve nice mallar verdin. Rabbimiz! Yolundan saptırsınlar diye mi (verdin)? Rabbimiz! Mallarını sil süpür ve kalplerini şiddetle sık ki onlar o elem verici azabı görmedikçe iman etmeyecekler."

Yûnus Sûresi 89 - 97. Ayetler

89.   (Allah) "Peki" buyurdu; "Duanız kabul olundu. Siz yine doğruluğa devam edin ve kendini bilmeyenlerin yoluna uymayın!"

90.   Derken İsrailoğullarını denizden geçirdik, derhal Firavun askeriyle takip ve saldırmak için arkalarına düştü. Nihayet boğulma haline gelince: "İnandım! Gerçekten israiloğullarının iman etiğinden başka ilah yoktur. Ben de O'na teslim olanlardanım!" dedi.

91.   "Ya! Şimdi ha? Hâlbuki bundan önce isyan etmiştin, bozgunculardan olmuştun."

92.   Biz de bugün seni bedeninle bir tepeye atacağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın! Bununla beraber insanlardan birçoğu, gerçekten ayetlerimizden gafildirler.

93.   Doğrusu biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara hoş nimetlerden rızık verdik. İhtilaf etmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, o ihtilaf edip durdukları şeylerde, Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

94.   Şimdi şu sana indirdiğimiz şeylerde faraza şüphe edecek olursan, senden önce kitabı okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmiştir. Sakın şüphe edenlerden olma!

95.   Ve sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan olma ki hüsrana uğrayanlardan olmayasın!

96.   Gerçekten, haklarında Rabbinizin sözü hak olanlar iman etmezler.

97.   Kendilerine bütün mucizeler gelmiş olsa bile, tam o elem verici azabı görecekleri âna kadar iman etmezler.

Yûnus Sûresi 98 - 106. Ayetler

98.   Fakat (gazap geldiği sırada) keşke iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir memleket olsaydı! Ancak Yunus'un kavmi müstesna, iman ettikleri zaman kendilerinden dünya hayatındaki o rezil azabı kaldırdık ve onları bir zamana kadar faydalandırdık.

99.   Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi topyekûn iman ederlerdi. O halde sen herkes Müslüman olsun diye insanları zorlayacak mısın?

100. Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse iman edemez. O, akıllarını güzelce kullanmayanları pislik içinde bırakır.

101. De ki: "Bakın! Göklerde ve yerde ne var!" fakat o ayetler, o uyarılar iman etmeyen bir topluma fayda sağlamaz.

102. Onun için onlar sadece kendilerinden önce gelip geçenlerin günleri gibi bir gün beklerler. De ki: "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"

103. Sonra biz peygamberlerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız. Mü'minleri üzerimize bir borç olarak kurtarırız.

104. De ki: "Ey insanlar! Eğer benim dinimden bir şüphe içindeyseniz, haberiniz olsun ki ben sizin Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam, fakat ben sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk ederim ve ben mü'minlerden olmakla emrolundum."

105. Sadece hakka yönelmiş hanif olarak yüzünü dine çevir ve sakın müşriklerden olma.

106. Allah'tan başka sana, kendi kendine fayda ve zarar veremeyecek şeylere tapma. Eğer yaparsan, o halde sen şüphesiz kendine zulmedenlerden olursun.

Yûnus Sûresi 107 - 109. Ayetler

107. Eğer Allah sana bir keder dokunduracak olursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer O, sana bir hayır dilerse, o zaman da onun fazlını geri çevirecek yoktur. O, onu kullarından dilediğine nasip eder. O, bağışlayandır, esirgeyendir.

108. De ki: "Ey insanlar! İşte size Rabbinizden hak geldi. Artık hidayeti kabul eden kendi nefsi için kabul etmiş olur, sapıklık eden de kendi aleyhine sapmış olur. Ben sizin üzerinize vekil değilim."

109. Sana ne vahyolunuyorsa ona tabi ol ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Hakimlerin en hayırlısı O'dur.

Hûd Sûresi 1 - 5. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Elif, Lam, Ra, (Bu) hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır.

2.     Şöyle ki, Allah'tan başkasına kul olmayın, ben size O'nun tarafından müjdelemek ve uyarmak için gönderilmiş bir peygamberim!

3.     Hem Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin ki sizi muayyen bir zamana kadar güzel bir şekilde yaşatsın ve her ihsan sahibine kendi ihsanının karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, haberiniz olsun ki ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım.

4.     Dönüşünüz yalnız Allah'adır. O ise, her şeye kadirdir.

5.     Bak, ama onlar ondan (peygamber'den, düşmanlıklarını) gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar, düşmanlıklarını gizliyorlar. Ama onlar örtülerine büründükleri zaman O, onların neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını bilir. Çünkü O, bütün sinelerin özünde saklı duranı bilir.

Hûd Sûresi 6 - 12. Ayetler

6.     Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın! O, onun durduğu yeri de bilir, emanet bulunduğu yeri de! Hepsi apaçık kitap'tadır.

7.     O, hanginiz daha güzel amel yapacaksınız diye sizi imtihan etmek için, Arş su üzerinde iken gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Böyle iken andolsun ki: "Siz öldükten sonra diriltileceksiniz" dersen, kâfirler mutlaka şöyle derler: "Bu apaçık bir aldatmadan başka bir şey değildir."

8.     Eğer biz, onlardan azabı ilerideki sayılı bir süreye kadar ertelesek, o zaman da mutlaka şöyle derler: "Onu ne engelliyor?" O onlara azabın geleceği gün kendilerinden uzaklaştırılacak değildir. Ve o alay etmekte oldukları şey, kendilerini sarmış bulunacaktır.

9. Şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu ondan alırsak, şüphesiz ki o tamamen ümitsiz ve nankör olur.

10.   Şayet ona dokunan bir zarardan sonra bir nimet tattırırsak: "Kuşkusuz benden bütün kötülükler gitti" der. Ve şüphesiz ki o sevinip böbürlenir.

11.   Ancak her iki halde sabredip, salih ameller işleyenler başka! İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.

12.   Şimdi belki de sen "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelse ya!" diyorlar diye göğsün daralarak sana vahyolunanın bazısını duyurmayı terk edersin; fakat sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

Hûd Sûresi 13 - 19. Ayetler

13.   Yoksa "Onu kendi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Öyle ise haydin onun gibi uydurulmuş on sure getirin, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de yardıma çağırın; eğer doğru söylüyorsanız bunu yaparsınız!"

14.   Yok eğer bunun üzerine size cevap veremezlerse, bilin ki, o ancak Allah'ın ilmi ile indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl artık teslim olup Müslüman oluyorsunuz değil mi?

15.   Her kim dünya hayatını ve zinetini isterse, biz onlara amellerinin karşılığını dünyada tamamen öderiz ve bu hususta kendilerine bir eksiltme yapılmaz.

16.   Fakat onlar Ahirette öyle olurlar ki, kendileri için ateşten başka hiçbir şey yoktur ve orada işledikleri bütün iyilikler bir hiç olmuştur, bütün yaptıkları boştur.

17.   Rabbin tarafından apaçık bir delil üzerinde bulunan ve kendisini O'ndan gelen bir şahit izleyen ve rahmet olarak Musa'nın Kitab'ı (elinde) bulunan kimse artık o inkârcılara benzer mi? İşte bunlar ona iman ederler. Gruplardan her kim de onu inkâr ederse, artık ateş onun gideceği yerdir. Sakın bunda şüpheye düşme! Çünkü bu Rabbinden olan bir gerçektir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.

18.   Allah'a karşı yalan uydurup iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerine arz edilecekler, şahitler de şöyle diyecekler: "İşte şunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir." Haberiniz olsun Allah'ın lâneti zalimlerin üzerinedir.

19.   Onlar Allah yolundan alıkoyarlar ve onu eğriltmek isterler. Hem de onlar ahireti inkâr ederler.

Sayfa 9 / 27

  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
 
 
  • İLETİŞİM