• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
    • A'dan Z'ye
    • Alfabetik Sıralama
    • İslami Rüya Tabirleri
    • Alfabetik Sıralama

Nahl Sûresi 35 - 42. Ayetler

35.   Bir de müşrikler dediler ki: "Allah, dileseydi ne biz ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık." Bunlardan öncekiler de böyle yaptılar; buna karşı peygamberin vazifesi ancak açık bir tebliğden ibarettir.

36.   Andolsun, biz her ümmete: "Allah'a ibadet edin ve tağuttan sakının" diye (emretmesi için) bir peygamber gönderdik. Sonra içlerinden kimine Allah hidayet nasip etti, kiminin de üzerine sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde bir gezin de bakın, peygamberleri yalanlayanların sonu nasıl oldu?

37.   Sen, onların hidayet bulmalarını tutkuyla istesen de, şüphesiz Allah, sapıklıkta bırakacağı kimseleri hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur.

38.   "Allah, ölen kimseyi diriltmez" diye olanca yeminleriyle Allah'a yemin de ettiler. Hayır diriltilecek! Bu O'nun teahhüt buyurduğu gerçek bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

39.   Diriltecek ki onlara ihtilaf ettikleri hakkı anlatsın ve onu inkar edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler.

40.   Bizim herhangi bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, onun için sözümüz sadece ona "Ol" dememizdir. O, hemen oluverir.

41.   Allah uğrunda zulme uğradıktan sonra hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz; bununla beraber ahiretin mükafatı elbette daha büyüktür, bir bilselerdi.

42.   Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

Nahl Sûresi 43 - 54. Ayetler

43.   Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.

44.   Onları apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderdik). Sana da bu Kur'an'ı indirdik ki, insanlara kendilerine indirileni anlatasın ve onlar düşünsünler diye.

45.   Kötülükleri yapmak için hile kurup duranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya hatır ve hayallerine gelemeyeceği yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?

46.   Veya dönüp dolaşırken Allah'ın kendilerini yakalayıvermesinden (emin mi oldular?) ki onlar, Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.

47.   Yahut kendilerini korkuta korkuta, eksilte eksilte alıvermesinden (emin mi oldular?) Demek ki Rabbiniz çok şefkatli, çok merhametlidir.

48.   Ya görmediler mi? Allah'ın yarattığı her hangi bir şeye bir baksalar ya, gölgeleri sağ ve sollarında sürünerek Allah'a secdeler ederek döner dolaşır.

49.   Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'a secde eder. Gerek canlılar kısmından olsun, gerek melekler kısmından olsun, Allah'a secde ederler ve bunlar kibirlenmezler.

50.   Üstlerinden Rablerinin korkusunu duyarlar ve her ne emrolunurlarsa yaparlar.

51.   Allah buyurdu ki: "iki ilah edinmeyin, O, ancak bir ilahtır; onun için benden, yalnız benden korkun!"

52.   Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de daima O'nundur. Öyle iken siz Allah'dan başkasından mı korkuyorsunuz?

53.   Sizde nimet namına her ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir keder dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız.

54.   Sonra da sizden o kederi açtığı zaman, içinizden bir kısmı derhal Rablerine ortak koşarlar.

Nahl Sûresi 55 - 64. Ayetler

55.   Kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için (öyle yaparlar). Şimdi zevk edin bakalım, fakat yarın bileceksiniz.

56.   Bir de bizim kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, hiçbir şey bilmeyen nesnelere bir pay ayırıyorlar. Andolsun, siz bu yaptığınız iftiralardan mutlaka mesul olacaksınız.

57.   Allah'a kızlar da isnad ediyorlar. Haşa! O, bundan münezzehtir. Canlarının istediği (erkek çocuklar) ise, kendilerinin oluyor.

58.   Halbuki onların birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman öfkesinden yüzü simsiyah kesilir.

59.   Verilen müjdenin kötü tesiriyle kavminden gizlenir. Onu hakaret üzere yanında mı tutacak, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar.

60.   Ahirete imanı olmayanlar için kötü sıfatlar vardır. Allah için ise, en yüce sıfatlar vardır. Güç ve hikmet sahibi olan O'dur.

61.   Bununla beraber Allah insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir zamana kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.

62.   Hem Allah'a kendilerinin hoşlanmayacakları şeyler isnad ediyorlar. Hem de dilleri kendilerine yalan söylüyor; en güzel akıbet onlarınmış! Doğrusu ateş onlarındır. Hem onlar ona en önde gideceklerdir.

63.   Andolsun, biz senden önce birçok ümmetlere peygamberler gönderdik. Buna karşı şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi. Bugün de O, onların velisidir ve onlar için elem verici bir azap vardır.

64.   Biz bu Kitab'ı sana ancak hakkında ihtilaf ettikleri şeyi onlara açıklayasın ve iman edeceklere bir hidayet ve bir rahmet olsun diye indirdik.

Nahl Sûresi 65 - 72. Ayetler

65.   Evet, Allah gökten bir su indirdi de onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir topluluk için bir ibret vardır.

66.   Kuşkusuz sizin için sağmal hayvanlarda da ibret vardır. Size karınlarında ki fışkı ile kan arasından halis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazından kolayca kayar gider.

67.   Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvalarından da, hem içki hem de güzel rızık çıkarırsınız. Şüphesiz bunda aklı olan bir topluluk için bir ibret vardır.

68.   Rabbin bal arısına da şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların) kuracakları çadırlardan göz göz evler kovanlar edin."

69.   "Sonra meyvaların hepsinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollara gir." İçlerinden renkleri çeşitli bir içecek (bal) çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için elbette bir ibret vardır.

70.   Hem Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettiriyor, içinizden kimi de, biraz bilgiden sonra bir şey bilmez hale gelsin diye ömrün en kötü çağına (yaşlılığa) kadar yaşatılıyor. Şüphesiz Allah bilendir, kudretlidir.

71.   Allah, insanların bazısını bazısına rızıkta üstün kıldı; fazla rızık verilenler rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da kendilerini onlara eşit kılıcı değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar?

72.   Allah, size kendilerinizden eşler verdi ve size eşlerinizden oğullar ve torunlar verdi ve sizi hoş nimetlerden rızıklandırdı. Şimdi onlar batıla inanıp da Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

Nahl Sûresi 73 - 79. Ayetler

73.   Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan hiçbir rızkı veremeyen, ve verme ihtimali bulunmayan şeylere (putlara) tapıyorlar.

74.   Artık Allah'a benzerler icat etmeye kalkışmayın; çünkü Allah herşeyi bilir, siz bilemezsiniz.

75.   Allah hiçbir şeye kudretli olmayan ve başkasının mülkünde olan (bir köle) ile tarafımızdan kendisine güzel bir rızık nasip edip de o ondan gizli açık infak edip duran hür kimseyi misal olarak getirdi. Hiç bunlar eşit olurlar mı? Bütün hamd Allah'ındır. Amma çoğu kimseler bilmezler.

76.   Allah şunu da misal olarak getirdi; iki kişi, birisi dilsiz; hiçbir şeye kudreti yok, sadece efendisinin üstüne bir yüktür, ne tarafa gönderilse hiçbir hayra yaramaz. Hiç bu, adaletle emreden ve doğru yolda giden kimseye eşit olabilir mi?

77.   Bütün göklerin ve yerin gaybını bilmek de Allah'a mahsustur. Kıyametin kopması ise sadece göz açıp kapama gibidir ve hatta daha yakındır. Şüphe yok ki Allah her şeye kadirdir.

78.   Ve Allah sizi analarınızın karnından öyle bir halde çıkardı ki hiçbir şey bilmiyordunuz; öyle iken size işitme, gözler, gönüller verdi ki şükredesiniz.

79.   Görmediler mi? Baksalar ya, göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş kuşlara, onları Allah'dan başka tutan nedir? Elbette bunda iman eden bir topluluk için çok ibretler vardır.

Nahl Sûresi 80 - 87. Ayetler

80.   Allah, evlerinizi bir huzur ve sukun yeri yaptı ve sizin için hayvan derilerinden gerek güç gününüzde gerekse konaklama gününüzde hafif hafif taşıyacağınız evler; yünlerinden, yapağılarından, kıllarından bir zamana kadar faydalanacağınız (giyinecek, kuşanacak, serilecek, döşenecek) bir eşya ve bir ticaret malı meydana getirdi.

81.   Allah, yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptı. Sizin için dağlardan siperler yarattı. Hem sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, hem de savaşta koruyacak zırhlar yaptı. Bu suretle üzerinizde olan nimetini tamamlayacak ki siz halis müslüman olup esenlik yayasınız.

82.   Ey Resûlüm, bana karşı eğer yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen apaçık bir tebliğdir.

83.   Onlar, Allah'ın nimetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler. Onların çoğu kafirdirler.

84.   Bir gün de gelecek ki, her ümmetten bir şahit çıkaracağız. O gün, özür dilemeleri için kafirlere ne izin verilecek, ne de onlardan bir mazeret sunmaları istenecek.

85.   Zalimler azabı gördükleri zaman, artık onlardan azap ne hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecek.

86.   Müşrikler, Allah'a ortak koşmuş oldukları şeyleri gördükleri zaman "Ey Rabbimiz! İşte şunlar seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır" diyecekler. Onlar da onlara şu sözü fırlatacaklar: "Şüphesiz siz gerçekten yalancılarsınız."

87.   O gün Allah'a teslim olacaklardır. Bütün o uydurdukları şeyler (yalancı ilahlar) kendilerini bırakarak kaybolup gideceklerdir.

Nahl Sûresi 88 - 93. Ayetler

88.   Hem inkar etmiş hem de insanları Allah yolundan çevirmiş olanlar, işte onlara ifsad etmeleri sebebiyle azap üstüne azap ilave etmişizdir.

89.   O gün her ümmet içinden üzerlerine bir şahit çıkaracağız. Seni de onlara şahit getireceğiz. Ve bu Kitab'ı sana kısım kısım indirdik ki, her şey için bir açıklama, bir hidayet, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olsun.

90.   Haberiniz olsun ki Allah size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlığı olana vermeyi emrediyor. Çirkin işleri, kötülüğü ve azgınlığı yasaklıyor. Size nasihat ediyor ki dinleyip anlayıp tutasınız.

91.   Bir de antlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini yerine getirin ve sağlam sağlam ettiğiniz yeminleri bozmayın; nasıl bozarsınız ki ona Allah'ı kefil kılmıştınız? Şüphe yok ki, Allah ne yaparsanız tamamen bilir.

92.   Ve bir ümmet, diğer ümmetten (sayıca ve malca) daha fazla olduğu için yeminlerinizi aranızda bir hile vesilesi edinerek, ipliğini kat kat kuvvetle büktükten sonra sökmeye çalışan bir kadın gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi onunla imtihan eder ve elbette ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri kıyamet günü size muhakkak açıklayacaktır.

93.   Allah dileseydi, elbette hepinizi bir tek ümmet yapardı. Fakat o dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Şüphesiz hepiniz bütün yaptıklarınızdan mesul olacaksınız.

Nahl Sûresi 94 - 102. Ayetler

94.   Yeminlerinizi aranızda hile ve fesada araç edinmeyin, sonra sağlam basmışken ayağınız kayar da Allah yolundan saptırdığınız için dünyada fena azabı tadarsınız; ahirette'de sizin için pek büyük bir azap vardır.

95.   Allah'ın ahdini az bir bedele değiştirmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah yanındaki sevap sizin için daha hayırlıdır.

96.   Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah'ın yanındaki ise bakidir. Elbet biz sabredenlere yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlarını mutlaka vereceğiz.

97.   Erkek veya kadın, her kim mü'min olarak iyi bir amel işlerse muhakkak ona güzel bir hidayet yaşatacağız ve yapmakta oldukları amelin daha güzeliyle mükafatlarını mutlaka vereceğiz.

98.   Şimdi, Kur'an okuduğun zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.

99.   Gerçek şu ki, iman edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hakimiyeti yoktur.

100. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır.

101. Bir ayetin yerine bir ayeti getirdiğimiz zamanki Allah neyi indirdiğini ve indireceğini çok iyi bilir. O şeytanın dostları: "Sen sadece bir iftiracısın" derdiler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

102. Söyle onlara: "Kur'an'ı Rabbin katından hak olarak Ruh'ul Kudüs (Cebrail) indirdi ki iman edenlere sebat versin, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olsun."

Nahl Sûresi 103 - 110. Ayetler

103. Andolsun ki, biz onların: "Mutlaka Kur'an'ı bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise, Arapça olan bir dildir.

104. Allah'ın ayetlerine inanmayanları, elbette Allah, hidayete erdirmez ve onlar için elem verici bir azap vardır.

105. Yalanı ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur, iftira ederler. İşte onlar yalancıların ta kendileridirler.

106. Her kim imanından sonra Allah'ı inkar ederse -kalbi iman ile mutmain olduğu halde (inkara) zorlanan başka- fakat kim kalbini kafirliğe açarsa, mutlaka onların üstüne Allah'tan bir gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.

107. Bu azabın sebebi; onların dünya hayatını sevmiş ve ahirete tercih etmiş olmalarıdır. Allah da kafirler topluluğunu doğru yola çıkarmaz.

108. Onlar, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerdir.

109. Çare yok, onlar ahirette tamamen hüsrana uğrayacaklardır.

110. Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip, ardından da cihad edip, sabredenlerin (yardımcısıdır.) Kuşkusuz Rabbin, bunun arkasından elbette bağışlayandır, esirgeyendir.

Nahl Sûresi 111 - 118. Ayetler

111. O gün herkes nefsi için mücadele eder ve herkese işlemiş olduğu amelin karşılığı tamamıyla ödenir ve hiç birine zulmedilmez.

112. Birde Allah, bir şehri örnek verdi ki, güvenli ve huzur içindeydi, ona rızkı her yerden bol bol gelirdi; sonra onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarına karşılık açlık ve korku elbisesini (sıkıntısını) tattırdı.

113. Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onlar "Yalan söylüyor" dediler. Onlar zulmederlerken azap da kendilerini yakalayıverdi.

114. Onun için siz, Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin de Allah'ın nimetine şükredin, eğer O'na gerçekten ibadet edecekseniz, böyle yapın.

115. (Allah) size sadece ölüyü, kanı, domuz etini bir de Allah'tan başkası adına kesilen (hayvanı) haram kıldı. Ama her kim de mecbur kalırsa (başkalarının haklarına) saldırmadan ve sınırı aşmadan (bunlardan yiyebilir). Artık şüphe yok ki Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir.

116. Sadece dilinizin yalan vasıflandırmasıyla "Şu helal, şu haram" demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphe yok ki Allah'a karşı yalan uydurmuş olanlar kurtuluşa eremezler.

117. (Kazandıkları) az bir menfaattir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

118. Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudi olanlara da haram kıldık. Onlara biz zulmetmedik, fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Nahl Sûresi 119 - 128. Ayetler

119. Sonra şüphesiz ki Rabbin, cehaletle kötülük işleyen, sonra arkasından tövbe edip düzelen kimseleri (bağışlayacaktır.) Kuşkusuz Rabbin bunun arkasından elbette bağışlayandır, esirgeyendir.

120. Muhakkak ki İbrahim tek başına Allah'a yönelen bir önder idi; bir hanif olarak Allah'a itaat için kıyam etmişti ve hiçbir zaman müşriklerden olmadı.

121. O'nun nimetlerine şükrediçiydi. (Allah), onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

122. Biz ona hem dünyada güzellik verdik, hem de o, ahirette kuşkusuz salihlerdendir.

123. Sonra da sana vahyettik ki: "Hanif olarak İbrahim'in dinine uy! O, hiçbir zaman müşriklerden olmadı."

124. Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü ihtilaf ettikleri şeyler hakkında aralarında elbette hükmünü verecektir.

125. Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et! Onlarla da en güzel şekilde mücadele et! Çünkü Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve doğru yolda gidenleri de en iyi bilen ancak O'dur.

126. Şayet ceza verecekseniz, size yapılan eziyetin misliyle ceza veriniz ama sabrederseniz, andolsun ki bu sabredenler için daha hayırlıdır.

127. Sabret, sabrın da ancak Allah'ın yardımıyladır. Onlar için üzülme ve çevirdikleri entrikalardan dolayı da endişe etme!

128. Çünkü Allah, kötülüklerden sakınanlar ve güzellik yapanlarla beraberdir.

İsrâ Sûresi 1 - 7. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Bir gece, kendisine, âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) noksan sıfatlardan münezzehtir. Gerçek şu ki O, işitendir, görendir.

2.     Musa'ya da Kitap verdik ve onu İsrailoğulları için "Benden başka bir vekil tutmayın" diye bir hidayet rehberi kıldık.

3.     Ey Nuh ile beraber (gemiye) yüklediğimiz kimselerin nesli! Doğrusu Nuh, çok şükredici bir kul idi.

4.     Biz İsrailoğullarına Kitap'ta şu hükmü de verdik: "Muhakkak siz yeryüzünde iki kere fesat çıkaracaksınız ve büyük bir azgınlıkla kibirlenip büyükleneceksiniz."

5.     Birincinin vakti geldiği zaman üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar evlerin aralarına girip (sizi) araştırdılar. Bu gerçekleşmiş birvaad idi.

6.     Sonra onlara karşı size tekrar devleti iade ettik (zafer verdik), size mallarla ve oğullarla yardım ettik ve ordu olarak sizi sayıca çoğalttık.

7.     Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik etmiş olursunuz; yok eğer kötülük yaparsanız, o da kendinizedir. Derken sonrakinin vakti geldiği zaman yüzlerinizi kötü duruma soksunlar, daha önce girdikleri gibi yine Mescid'e (Süleyman Mâbedi'ne) girsinler ve her ele geçirdiklerini darmadağın edip mahvetmesinler diye (başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık).

İsrâ Sûresi 8 - 17. Ayetler

8.     Belki Rabbiniz size rahmetini gönderir, eğer siz yine (fesatçılığa) dönerseniz, biz de (sizi yine cezalandırmaya) döneriz. Öyle ya, biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptık.

9.     Haberiniz olsun ki, bu Kur'an insanları en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.

10.   Ahirete inanmayanlar için de elem verici bir azap hazırlamışızdır.

11.   İnsan hayrı istediği gibi, şerri de ister ve insan pek acelecidir.

12.   Halbuki biz geceyi ve gündüzü iki ayet (delil) yaptık, sonra gece ayetini silip (eşyayı) aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik ki, Rabbinizden bir nimet talep edesiniz, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz. Hem her şeyi açık açık anlattık.

13.   Her insanın kuşunu (yaptıklarını) boynuna takmışızdır. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.

14.   Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak nefsin yeter.

15.   Kim doğru yola giderse, sırf kendi lehine gitmiş olur; kim de sapıklık ederse, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir günahkâr diğerinin günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber gönderinceye kadar kimseye azap da etmeyiz.

16.   Bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman önde gelenlerine emrederiz, onlar da itaat etmez, orada kötülük yaparlar; bunun üzerine o memleket aleyhine hüküm hak olur. Artık onu darmadağın ederiz.

17.   Hem Nuh'tan sonra nice ümmetler helâk ettik. Kullarının günahlarına Rabbinin haberdar olup görmesi yeter.

İsrâ Sûresi 18 - 27. Ayetler

18.   Her kim hemen geçen dünyayı istiyorsa, ona yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz. Sonra da ona cehennemi tahsis ederiz. Kınanmış ve kovulmuş olarak ona girer.

19.   Her kim de ahireti ister ve mümin olarak ona layık bir gayret ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbul olur.

20.   Hepsine, hem onlara, hem bunlara sadece Rabbinin ihsanından istediklerini veririz. Rabbinin ihsanı yasak değildir.

21.   Bak, biz insanların bir kısmını diğerine nasıl üstün kılmışız ve elbette ahiret derece itibariyle de daha büyüktür.

22.   Allah ile beraber başka ilâh edinme ki kınanmış, kendi başına bırakılmış kalmayasın.

23.   Rabbin şunları kesin bir şekilde emretti: O'ndan başkasına ibadet etmeyin! Ana-babaya da iyi davranın; ya birisi yahut ikisi yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf!" bile deme ve onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.

24.   İkisine de merhamet ederek üzerlerine kanat ger (onlara kucak aç) ve de ki: "Rabbim! Onlar beni küçükken terbiye ettikleri gibi, sen de onlara merhamet et!"

25.   Rabbiniz, içinizdekini daha iyi bilir. Eğer siz salih olursanız, şüphesiz ki O, çok tevbekar olanları bağışlayandır.

26.   Akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolda kalmışa da. Bununla beraber saçıp savurma.

27.   Çünkü saçıp savuranlar, şeytan'ın kardeşleridir, dostlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

İsrâ Sûresi 28 - 38. Ayetler

28.   Eğer Rabbinden kendilerine vermek üzere ümit ettiğin bir rahmeti bekleyerek o hak sahiplerinden ilk anda yüz çevirmek mecburiyetinde isen, o zaman onlara gönül alıcı yumuşak bir söz söyle.

29.   Hem elini boynuna bağlama (cimrilik etme), hem de büsbütün açıp saçma ki pişman olup açıkta kalırsın.

30.   Çünkü Rabbin dilediğine hem rızkı genişletir, hem de sıkar. Çünkü O, kullarından haberdardır, görendir.

31.   Bir de züğürtlük korkusuyla evlatlarınızı öldürmeyin! Onlara da rızkı biz veririz, size de. Elbette onları öldürmek büyük bir cinayettir.

32.   Zinaya da yaklaşmayın; çünkü o, pek çirkindir ve çok kötü bir yoldur.

33.   Haklı bir sebep olmadıkça hiç bir kimseyi öldürmeyin! Allah bunu haram kılmıştır. Ve her kim mazlum olarak öldürülürse, onun velîsine hakkını alması için yetki vermişizdir. O da kısasta haddi aşmasın; çünkü o, yardım görmüştür.

34.   Rüşdüne erinceye kadar, en güzel olan bir suret dışında yetimin malına da yaklaşmayın. Ahdi de yerine getirin; çünkü ahid bir sorumluluktur.

35.   Ölçtüğünüz zaman da tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem hayırlı, hem de sonuç bakımından daha güzeldir.

36.   Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz, gönül; bunların her biri ondan sorumludur.

37.   Hem yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin.

38.   Bütün bunların kötü olanı, Rabbin katında çirkin bulunuyor.

İsrâ Sûresi 39 - 49. Ayetler

39.   İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Sakın Allah ile beraber başka ilâh uydurma; sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

40.   Ey müşrikler! Şimdi Rabbiniz sizi oğullarla mümtaz kıldı da, kendisi meleklerden dişiler edindi öyle mi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

41.   Biz, bu ihtarı Kur'an'da türlü şekillerle ifade ettik ki, düşünüp akıllarını başlarına alsınlar; halbuki o, onların ancak ürkekliğini artırıyor.

42.   De ki: "Dedikleri gibi Allah ile beraber ilâhlar olsaydı, o takdirde onlar Arş'ın sahibine (ulaşmak için) elbette bir yol ararlardı."

43.   O Sübhan, onların dediklerinden çok münezzeh ve çok yücedir; hem de pek büyük bir yükseklikle yücedir.

44.   O'nu yedi gök, yer ve bütün bunların içindeki akıl sahipleri tesbih eder ve hatta hiçbir şey yoktur ki, O'nu hamd ile tesbih etmesin, fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, gerçekten halîmdir, bağışlayıcıdır.

45.   Bir de sen, Kur'an'ı okuduğun zaman biz seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz.

46.   Ve kalplerinin üzerine onu iyi anlamalarına mani perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'an'da bir (tek ilah) olarak andığın zaman, canları sıkılmış, ürkerek arkalarına dönüp giderler.

47.   Biz, seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Başkasına değil, büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliyoruz.

48.   Bak, senin için nasıl benzetmeler yaptılar! Bu yüzden öyle bir saptılar ki; artık doğru bir yol bulmaya güçleri yoktur.

49.   Bir de dediler ki: "Biz bir sürü kemik olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

İsrâ Sûresi 50 - 58. Ayetler

50.   De ki: "İster taş olun, ister demir."

51.   "İsterse gönlünüzde (yeniden dirilmesi) imkânsız gibi görünen herhangi bir yaratık!" (tasavvur edin; bunlar Allah'ın sizi yeniden diriltmesini güçleştirmez) "O halde bizi (hayata) kim iade edebilir?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan kudret sahibi!" O vakit sana başlarını sallayacaklar ve: "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olması umulur."

52.   O, sizi çağıracağı gün, derhal ona tazim ile icabet edeceksiniz ve (kabirde) pek az bir müddet kaldığınızı sanacaksınız.

53.   Kullarıma söyle, en güzel olan kelimeyi söylesinler. Sonra Şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık bir düşmanıdır.

54.   Rabbiniz sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse size azap eder. Seni de üzerlerine vekil olarak göndermedik.

55.   Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa hepsini en iyi bilendir. Andolsun peygamberlerin de bazısını bazısına üstün kıldık ve Davud'a Zebur'u verdik.

56.   De ki: "O'ndan başka (ilâh olduğunu) zannettiklerinizi çağırın; anlarsınız ki, onlar başınızdan ne sıkıntıyı defedebilirler, ne de değiştirebilirler."

57.   Onların yalvarıp durdukları (bu varlıklar), Rablerine hangisi daha yakın diye vesile ararlar, rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.

58.   Hiçbir memleket de yoktur ki, biz onu kıyamet gününden önce helâk edecek veya şiddetli biz azap ile azaplandıracak olmayalım; Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) bu yazılıdır.

İsrâ Sûresi 59 - 66. Ayetler

59.   O istenilen mucizeleri göndermekten bizi alıkoyan; ancak onları önceki ümmetlerin yalanlamalarıdır. Semûd'a gözleri göre göre o deveyi verdik de onu boğazlayarak kendilerine zulmettiler; halbuki biz o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.

60.   Ve unutma ki, vaktiyle sana "Haberin olsun, Rabbin o insanları kuşatmıştır!" demiştik. Sana gösterdiğimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lânet edilen ağacı, sırf insanları imtihan etmek için yapmışızdır. Biz onları tehdit ediyoruz. Ama bu, onlara büyük bir azgınlık artırmaktan başka netice vermiyor."

61.   Yine unutma ki, bir zaman meleklere: "Adem'e secde edin!" demiştik, derhal secde ettiler. Fakat iblis: "Hiç ben, bir çamur halinde yarattığın kimseye secde eder miyim?" dedi.

62.   Dedi ki: "Baksana, şu benden üstün kıldığına! Andolsun ki, eğer bana kıyamet gününe kadar bir süre tanırsan, ben onun neslini -pek azı müstesna olmak üzere- emrim altına alırım!"

63.   Allah buyurdu ki: "Defol haydi! Onlardan her kim sana tabi olursa, haberiniz olsun ki sizin de cezanız cehennemdir, O, mükemmel bir cezadır."

64.   "Hem onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle oynat; süvarilerinle ve piyadelerinle onlara yaygarayı kopar; mallarına, evlâtlarına ortak ol ve onlara vaadlerde bulun." Fakat şeytan, onlara bir aldanışdan başka ne vaad eder?

65.   "Doğrusu o benim kullarım yok mu, senin onlar üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur." Vekil olarak ise, Rabbin yeter.

66.   Kullarım, Rabbiniz, fazlından nasip arayasınız diye sizin için denizde gemileri sevkedendir. Gerçekten O, size karşı çok merhametlidir.

İsrâ Sûresi 67 - 75. Ayetler

67.   Denizde size bir musibet geldiği zaman, O'ndan başka yalvardıklarına kaybolur; derken O, sizi kurtarıp karaya çıkarınca da, bu sefer yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür.

68.   Karaya çıktığınızda, kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya çakıllı bir rüzgar yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.

69.   Yoksa sizi bir defa daha denize gönderip de üstünüze kırıp-döken bir fırtına yollayarak, nankörlük etmeniz sebebiyle hepinizi boğmayacağından, sonra da bize karşı onun öcünü alacak kimseyi bulacağınızdan emin misiniz?

70.   Andolsun, biz, âdemoğlunu ikrama mazhar kıldık. Onları, karada ve denizde çeşitli nakil vasıtalarıyla taşıdık. Onları güzel nimetler ile besledik, yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

71.   Her insan topluluğunu önderleriyle çağıracağız. O gün, amel defteri kime sağ elinden verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve kıl kadar zulmedilmeyeceklerdir.

72.   Her kim de bu dünyada körlük ettiyse, o artık daha kör ve gidişçe daha şaşkındır.

73.   Az daha seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye fitneye düşüreceklerdi ve ancak o takdirde seni dost edineceklerdi.

74.   Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara az bir miktarda meyledecektin.

75.   O takdirde, şüphesiz biz sana, hayatın da ölümün de katmerli acısını tattırırdık, sonra bize karşı kendin için bir yardımcı bulamazdın.

İsrâ Sûresi 76 - 86. Ayetler

76.   Yine onlar, seni bu yerden çıkarmak için neredeyse tedirgin edeceklerdi. O takdirde kendileri de senin arkandan pek az kalırlardı.

77.   Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler hakkındaki kanun budur. Sen bizim sünnetimizde (kanunumuzda) hiçbir değişiklik bulamazsın.

78.   Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar belli vakitlerde namazı güzel kıl, bir de kıraatiyle mümtaz olan sabah namazını kıl. Zira sabah Kur'an'ı gerçekten şahitlidir.

79.   Gecenin bir kısmında uyanarak sana mahsus bir namaz olarak teheccüt kıl. Yakında Rabbin seni övülmüş bir makama gönderir.

80.   De ki: "Rabbim! Beni (gireceğim yere) doğru bir girişle girdir ve (çıkacağım yerden) doğru bir çıkışla çıkar. Bana tarafından yardımcı bir kuvvet ver."

81.   Ve de ki: "Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Gerçekten bâtıl pek zavallıdır."

82.   Biz, Kur'an'dan peyderpey öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için bir şifa ve bir rahmettir. Zalimlerin ise ancak ziyanını artırır.

83.   Biz insana nimet verdiğimiz zaman aldırmaz, bizden yan çizer; kendisine şer dokunduğu zaman da pek umutsuz olur.

84.   De ki: "Herkes kendi hal ve mizacına göre hareket eder." O halde yolca en doğru olanın kim olduğunu en iyi Rabbiniz bilir.

85.   Bir de sana Ruh'tan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."

86.   Andolsun, dilersek sana vahyettiğimizi de tamamen gideririz, sonra bize karşı kendine bir vekil bulamazsın.

İsrâ Sûresi 87 - 96. Ayetler

87.   (Vahyi baki bırakan) Rabbinin rahmetinden başka(sı değildir). Gerçekten senin üzerinde O'nun lütfü pek büyüktür.

88.   De ki: yemin ederim, eğer insü cin bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı da olsalar, bir benzerini getiremezler.

89.   Andolsun, biz, bu Kur'an'da dillere destan olacak her manayı türlü türlü ifadelerle anlattık. Yine insanların çoğu gavurlukta ısrar ettiler.

90.   Onlar dediler ki: "Bizim için şu yerden bir pınar akıtmadıkça sana asla inanmayız."

91.   "Yahut senin için hurmalıklardan ve üzümlüklerden bir bahçe olup aralarında şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın."

92.   "Yahut iddia ettiğin gibi üzerimize göğü parça parça düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri kefil getirmelisin."

93.   "Yahut senin altından bir evin olmalı, yahut göğe çıkmalısın. Ona çıktığında da asla inanmayız. Tâki üzerimize okuyacağımız bir mektup indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim."

94.   Kendilerine doğru yolu gösteren hidayetçi geldiğinde, insanların iman etmelerini ancak "Allah bir beşeri mi peygamber gönderdi?" demeleri engellendi.

95.   Söyle onlara: "Eğer yeryüzünde hep uslu uslu yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik."

96.   De ki: "Allah sizinle benim aramda şahit olarak yeter. Şüphesiz O, kullarından haberdardır, onları görendir."

İsrâ Sûresi 97 - 104. Ayetler

97.   Her kime Allah hidayet ederse, o doğru yolu tutar; her kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık onlar için O'ndan başka veliler bulamazsın ve biz onları kıyamet günü kör, dilsiz, sağır oldukları halde yüzleri üstü haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Her dindikçe ateşin alevini artırırız.

98.   O, onların cezalarıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler de: "Biz bir yığın kemik olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" dediler.

99.   Gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'ın kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Ve kendileri için bir ecel tayin etmiştir. Bunda hiç şüphe yoktur. Fakat zalimlerin gavurluktan başkasına baktıkları yok!

100. De ki: "Rabbimin rahmet hâzinelerine siz sahip olsaydınız, o zaman harcanır korkusuyla tutar (kimseye bir şey vermezdiniz). İnsan bir de pek cimri olmuştur."

101. Andolsun, Musa'ya açık açık dokuz âyet verdik. İsrailoğullarına sor. (Musa) onlara geldiği zaman Firavun ona dedi ki: "Şüphesiz ey Musa! Ben senin bir büyüye tutulmuş olduğunu sanıyorum."

102. (Musa:) "Pekâlâ bilirsin ki, bunları, göklerin ve yerin Rabbi sırf birer ibret olmak üzere indirdi. Gerçekten ben de, senin Ey Firavun! Helak olduğunu sanıyorum!" dedi.

103. Derken Firavun onları yerden silip-süpürmek istedi. Biz de hem kendisini, hem de beraberindekileri, hepsini birden boğuverdik.

104. Arkasından da İsrailoğullarına dedik ki: "Haydi, o topraklarda oturun! Sonra Ahiret vâ'di geldiği zaman hepinizi derleyip bir araya getireceğiz."

İsrâ Sûresi 105 - 111. Ayetler

105.     Biz, bunu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve hak ile indi. Seni ancak sevabımızın müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik.

106. Hem onu bir Kur'an olmak üzere ayet ayet ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın; hem de onu kısım kısım indirdik.

107. De ki: İster inanın ona, ister inanmayın; çünkü bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlar, kendilerine (Kur'an) okununca, çenelerinin üstüne secdelere kapanırlar.

108. Ve derler ki: "Rabbimizi tesbih ederiz. Kuşkusuz Rabbimizin vâ'di elbette gerçekleşmiş olacaktır."

109. Ağlayarak çenelerinin üstüne kapamıyorlar. O (Kur'an okumak), onların huşuunu da artırıyor.

110. De ki: "Allah deyin, Rahman deyin; hangisini deseniz, en güzel isimler O'nundur. Bununla beraber namazında pek bağırma, sesini pek de kısma; ikisinin arası bir yol tut."

111. Ve de ki: "Hamd, hiçbir çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, düşkünlükten dolayı bir dostu da olmayan Allah'adır." Tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!

Kehf Sûresi 1 - 4. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Hamd, o Allah'a ki kuluna Kitab'ı indirdi ve onda hiçbir yamukluk kılmadı.

2.     Dosdoğru ki, şiddetli bir azap ile ikaz etmek ve salih amellerde bulunan mü'minlere, kendileri için güzel bir mükafat olduğunu müjdelemek için (onu indirdi).

3.     Onlar, ebediyen orada kalacaklardır.

4.     Hem de "Allah evlat edindi diyenleri uyarmak için (onu indirdi)."

Kehf Sûresi 5 - 15. Ayetler

5.     Allah, evlât edindi diyenlerin buna dair ne kendilerinin bir ilmi vardır, ne de babalarının! Ağızlarından çıkan söz ne büyük oldu! Sadece yalan söylüyorlar.

6.     Şimdi buna (Kur'an'a), inanmazlarsa, arkalarından neredeyse üzüntüyle kendini harap edeceksin.

7.     Biz, yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık ki insanların hangisi daha güzel amel yapacak diye onları imtihan edelim.

8.     Bununla beraber şu da gerçek ki, biz onun üzerinde ne varsa hepsini bir kuru toprak yapacağız.

9.     Yoksa, Kehf ve Rakim ehlini, bizim ayetlerimizden şaşılacak bir şey olduğunu mu sandın?

10.   O zaman o genç yiğitler mağaraya çekildiler ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Bizlere tarafından bir rahmet ihsan eyle ve bizim için bir kurtuluş yolu hazırla!"

11.   Bunun üzerine mağarada nice seneler kulakları üzerine perde vurduk, onları uyuttuk.

12.   Sonra da onları uyandırdık ki, iki grubun hangisi kaldıkları süreyi daha iyi hesap edeceğini bilelim.

13.   Biz, sana onların kıssalarını doğru olarak aktarıyoruz. Doğrusu bunlar Rablerine iman eden birkaç yiğitti. Biz de hidayetlerini artırdık.

14.   Kalplerini metîn kıldık. O yiğitler, kralın karşısında ayağa kalktılar ve dediler ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başka bir ilaha asla tapmayız; doğrusu o takdirde gerçekten saçma sapan konuşmuş oluruz."

15.   Şu bizim kavmimiz olacaklar, tuttular O'ndan başka ilahlar edindiler. Onlara karşı açık bir delil getirselerdi ya! Artık Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimi kim olabilir?

Sayfa 12 / 27

  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
 
 
  • İLETİŞİM