• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
  • İslami Rüya Tabirleri
  • Alfabetik Sıra
  • A'dan Z'ye
  • Alfabetik Sıra

Hacc Sûresi 1 - 5. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Ey insanlar! Rabbinizden korkunuz. Şüphe yok ki, kıyametin depremi, pek büyük bir şeydir.

2.     Onu göreceğiniz gün her emzikli kadın emzirdiğinden gaflet eder onu unutur ve her yüklü kadın, yükünü düşürür ve insanları sarhoşlar görürsün ve halbuki, onlar sarhoş değildirler velâkin Allah’ın azabı şiddetlidir.

3.     İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah hakkında bilmeksizin mücadelede bulunur ve herbir inatçı şeytana uyar.

4.     Onun üzerine yazılmıştır ki, muhakkak herkim onu dost tutarsa elbette o, onu saptırır ve onu alevli azap ateşine götürür.

5.     Ey insanlar! Eğer siz öldükten sonra tekrar dirilmekten bir şüphede iseniz düşününüz ki biz sizi topraktan, sonra safi bir sudan, sonra kırmızı bir kan parçasından, sonra da tam yaratılmış veya tam yaratılmamış bir et parçasından yarattık, size açıkça anlatalım diye ve dilediğimiz rahimlerde belirli bir vakte kadar durduruyoruz, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz, sonra da kemâle eresiniz diye yaşatıyoruz ve sizden kimi vefat ettiriliyor ve sizden kimi de ihtiyarlık çağına itiliverilir, tâki, bilgiden sonra bir şey bilmez olsun. Ve yeryüzünü kurumuş bir halde görürsün. Vaktaki, onun üzerine suyu indiriveririz, harekete gelir ve kabarır ve her güzel çiftten otları bitirir.

Hacc Sûresi 6 - 15. Ayetler

6.     O yaradılış, şu sebepdendir ki şüphesiz hak olan, o Allah'tır ve muhakkak ki, o, ölüleri diriltir ve şüphe yok ki, o, her şey üzerine ziyadesiyle kadirdir.

7.     Ve muhakkak ki, kıyamet gelicidir, onda şüphe yoktur ve muhakkak ki, Allah kabirlerde olanları diriltip kaldıracaktır.

8.     Ve insanlardan öylesi de vardır ki, ne bir ilme ve ne bir rehbere ve ne de aydınlatan bir kitaba sahip olmaksızın Allah hakkında mücadelede bulunur.

9.     Boynunu böbürlenip bükerek, Allah yolundan şaşırtmak için öyle mücadelede bulunur onun için dünyada zillet vardır ve ona kıyamet gününde yangın azabını tattırırız.

10.   Denilir ki bu azab senin iki elinin evvelce yaptığından dolayıdır. Ve şüphe yok ki, Allah kulları için hiçbir zulmeden değildir.

11.   Ve insanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a bir tereddüt üzere ibadet eder. Eğer ona bir hayır dokunursa onunla yüreği rahat eder ve eğer bir musibet dokunursa yüzü üzerine geri döner. Dünyada da ahirette de ziyana uğramıştır. İşte apaçık ziyan budur, bu.

12.   Allah'tan başka kendisine ne zarar ve ne de menfaat veremiyecek olan şeye ibadet eder. İşte bu, en uzak sapıklıktır.

13.   Zararı faidesinden daha yakın olan kimseye ibadet eder. Ne fena yardımcı ve ne fena sahip!

14.   Muhakkak ki; Allah, îmân eden ve güzel güzel amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan cennetlere girdirir. Şüphesiz ki Allah dilediği şeyi işler.

15.   Her kim O'na Peygambere Allah’ın ne dünyada ve ne de ahirette yardım etmeyeceğini zannediyor ise semaya bir ip uzatsın, sonra onunla intihar etsin, artık baksın ki, kendisinin bu hilesi, onun nefret ettiği şeyi giderecek mi?

Hacc Sûresi 16 - 23. Ayetler

16.   Ve işte onu böyle açık açık âyetler olarak indirdik. Ve şüphe yok ki, Allah dilediğine hidayet eder.

17.   Muhakkak o kimseler ki, iman ettiler ve o kimseler ki, Yahudi oldular ve Sabîîler ve Hıristiyanlar ve Mecusîler ve şirke düşenler yok mu, muhakkak ki; Allah Teâlâ kıyamet gününde onların aralarını ayıracaktır, şüphe yok ki, Allah Teâlâ her şeyi görüp bilendir.

18.   Görmedin mi ki, muhakkak Allah'a göklerde olanlar da ve yerde olanlar da ve güneş, ay, yıldızlar da ve dağlar ve bütün hayvanat da ve insanlardan bir çoğu da secde ederler. Ve birçokları da vardır ki, onun üzerine de azap hak olmuştur ve kimi ki, Allah bedbahtlığa düşürürse artık onu saadete erdirecek bir kimse yoktur. Şüphesiz ki, Allah dilediğini işler.

19.   Şu ikisi, iki düşmandır. Rableri hakkında çekişmede bulunmuşlardır. Artık o kimseler ki, kâfir olmuşlardır, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üzerine de kaynar su dökülür.

20.   Onunla karınlarındakiler ile derileri eritilir.

21.   Onlar için demirden kamçılar da vardır.

22.   Her ne zaman ondan, gamdan çıkmak isterlerse onun içine iade edilirler ve yangın azabını tadın denilir.

23.   Şüphe yok ki, Allah Teâlâ, îmân edenleri ve güzel güzel amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan cennetlere girdirecektir. Orada altundan bilezikler ile ve inci ile süsleneceklerdir ve oradaki elbiseleri ipektir.

Hacc Sûresi 24 - 30. Ayetler

24.   Ve onlar sözden en temiz olana hidayet olunmuşlardır ve hem de ziyade hem de müstahik olan Allah Teâlâ nın yoluna erdirilmişlerdir.

25.   Muhakkak o kimseler ki, kâfîr oldular ve Allah'ın yolundan ve yerliler ile taşradan gelenler için eşit kıldığımız Mescid-i Haramdan insanları men ederler ve her kim ki, orada zulüme meyletmek arzusunda bulunur ona bir acıklı azaptan tattıracağızdır.

26.   Ve hatırla ki, İbrahim'e Beyt-i şerifin yerini bir makam kılmıştık, bana bir şeyi ortak koşma ve benim beytimi tevaf edenler için ve mukim olanlar için ve rükû ve secde edenler için tertemiz tut diye hazırlamıştık.

27.   Ve insanlar arasında haccı ilân et, sana yaya olarak ve her bir geniş, uzak yoldan gelen zayıf develer üzerine binmiş olarak geliversinler.

28.   Tâ ki, kendileri için bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve kendilerini merzuk etmiş olduğumuz dört ayaklı kurbanlık hayvanlar üzerine malûm olan günlerde Allah’ın ismini ansınlar. Artık onlardan yiyin ve yoksul fakirlere yediriniz.

29.   Sonra kirlerini gidersinler ve adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i atiki tavaf etsinler.

30.   Emir, böyledir ve her kim Allah’ın hürmetlerine saygı gösterirse onun için Rabbi’nin katında bir hayırdır ve sizin için enam helâl kılınmıştır. Ancak size haram oldukları okunanlar müstesnâ! Artık putlardan ibaret olan pislikten kaçının ve yalan lakırdıdan kaçının.

Hacc Sûresi 31 - 38. Ayetler

31.   Adil kimseler olduğunuz. Allah için ortak koşmamış bulunduğunuz halde o fenalıklardan kaçınınız ve her kim Allah'a ortak koşarsa artık o sanki gökten düşmüşte kendisini kuşlar kapışmıştır veya onu rüzgâr uzak bir yere atıvermiştir, gibi bulunur.

32.   İşte bu, böyledir. Her kim Allah’ın kurbanlıklarına saygı gösterirse şüphe yok ki, o, kalplerin takvasındadır.

33.   Sizin için onlarda kurbanlarda bir belirli müddete kadar menfaatler vardır. Sonra da onların varacakları yer, Beyt-i atik'e kadardır.

34.   Ve her ümmet için kurban kesecek bir yer kılmışızdır ki, Allah’ın ismini kendilerine rızık olarak verdiği dört ayaklı hayvanların üzerine kesecekleri zaman ansınlar. İşte ilahınız, tek ilahtır. Artık ona teslim olun ve mütevazi olanları müjdele.

35.   Onlar ki, Allah zikirolunduğu vakit kalpleri korkudan titrer ve kendilerine İsabet etmiş olana sabır edenlerdir ve namazı kılanlardır ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infakta bulunurlar.

36.   Ve develeri de sizin için Allah’ın kurbanlıklarından kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Artık onların üzerlerine birer ayakları bağlı, üçer ayaklan üzerine durdukları halde Allah’ın ismini zikiredin. Yanları üzerine yere düşünce de artık etlerinden yiyin haline kanaat edip istemeyene de ve isteyene de yediriniz. Onları size öylece musahhar kıldık, tâki şükredesiniz.

37.   Elbetteki, onların ne etleri ve ne de kanları Allah'a erecek değildir. Ve lâkin ona sizden takva erecektir. Onları öylece size musahhar kılmıştır, tâki size hidayet buyurduğundan dolayı Allah'a tekbirde bulunasınız ve güzel davrananları müjdele...

38.   Şüphe yok ki, Allah Teâlâ îmân eden kimselerden kâfirlerin eziyetini defeder. Muhakkak ki, Allah Teâlâ herhangi bir haini, nankörü sevmez.

Hacc Sûresi 39 - 46. Ayetler

39.   Kendileriyle savaşta bulunulanlara zulüm olunduklarından dolayı izin verildi ve şüphe yok ki, Allah onlara yardım etmeğe elbette kadirdir.

40.   Onlar ki, haksız yere, ancak Rabbimiz Allah'tır, demelerinden dolayı yurtlarından çıkarıldılar. Eğer insanların bazılarını bazıları ile Allah’ın defetmesi olmasa idi manastırlar, kiliseler, havralar ve içlerinde Allah'ın adı çok zikiredilen mescitler elbette ki, yıkılırdı ve elbette ki Allah kendi dinine yardım edenlere yardım eder. Şüphe yok ki, Allah elbette pek kuvvetlidir, pek izzetlidir.

41.   Onlar ki, eğer onları yeryüzünde yerleştirirsek bir iktidar makamına getirirsek namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirler ve iyiliği emir ederler ve kötülükten mert eylerler ve bütün işlerin akibeti ise Allah Teâlâ'ya aittir.

42.   Ve eğer seni tekzib ederlerse üzülme muhakkak ki, onlardan evvel Nuh, Ad ve Semud kavmi de Peygamberlerini tekzib etmişti.

43.   Ve İbrahim'in kavmi ve Lût'un kavmi de tekzib etmişti.

44.   Medyen ahalisi de tekzib etti Musa da tekzib olundu. Nihayet o kâfirler için bir mühlet verdim, sonra onları yakaladım. Artık onların yaptıklarını inkârım nasıl oldu bir düşünmeli!

45.   Evet... Nice beldeyi o zalim olduğu halde onu helâk ettik ki, onun duvarları, tavanları üzerine yıkılmış ve nice muattal kuyu ve nice yüksek köşk sahipsiz bırakılmıştır.

46.   Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendileri için onlar ile düşünecekleri kalpler olsun veya onlar ile işitecekleri kulaklar olsun. Velhasıl onların gözleri körleşmez fakat göğüsleri içindeki kalpleri körleşir.

Hacc Sûresi 47 - 55. Ayetler

47.   Ve senden azabın acele gelmesini isterler. Halbuki, Allah vadinden asla dönmez ve şüphe yok ki, Rabbin katındaki birgün, sizin sayacaklarınızdan bin yıl gibidir.

48.   Ve nice belde vardır ki, o zalim olduğu halde ona mühlet verdim. Sonra da onu yakaladım. Ve bütün dönüş de banadır.

49.   De ki: Ey insanlar! Muhakkak ki, ben sizin için ancak apaçık bir korkutucuyum.

50.   O kimseler ki, îmân ettiler ve güzel güzel amellerde bulundular, onlar için bir mağfiret vardır ve kerim bir rızık vardır.

51.   Ve o kimseler ki, bizim ayetlerimiz hakkında muacizler olarak koşuşmuşlardır, işte onlar cehennemin sahipleridir.

52.   Ve senden evvel bir Resul bir nebi göndermedik ki, illâ bir temennide bulunduğu zaman onun temennisine şeytan bir şey atıvermiştir. Fakat Allah şeytanın attığını defeder, sonra Allah âyetlerini muhkem kılar ve Allah bilendir, hikmet sahibidir.

53.   Şeytanın bu vesvesesine müsaade verilmesi ise şeytanın atıverdiği şeyin kalplerinde hastalık olan kimselere ve yürekleri katı olanlara bir imtihan kılınması içindir. Ve şüphe yok ki, zalimler bir uzak ayrılık içindedirler.

54.   Ve bir de kendilerine ilim verilmiş olanların bilmesi içindir ki, şüphesiz o. Kur'an Rabbin tarafından gelmiş bir hakikattir. Artık ona îmân etsinler de onun için kalplerinde bir itminan meydana gelmiş olsun. Ve şüphe yok ki, Allah, îmân edenleri elbette dosdoğru bir yola hidayet edicidir.

55.   Ve kâfir olanlar ise kendilerine kıyamet ansızın gelinceye veya onlara kısır bir günün azabı gelinceye kadar ondan Kur'andan bir şek içinde bulunur, dururlar.

Hacc Sûresi 56 - 64. Ayetler

56.   Mülk o günde Allah'a mahsustur. Onların arasında hükmeder. Artık iman edenler ve güzel güzel amellerde bulunanlar naim cennetlerindedir.

57.   Ve o kimseler ki, kâfir oldular ve bizim âyetlerimizi tekzid eylediler, artık onlar için şedit bir azap vardır.

58.   Ve o kimseler ki, Allah yolunda hicret        ettiler, sonra öldürüldüler veya öldüler elbette onları    Allah güzel bir rızık ile rızıklandıracaktır. Ve şüphe yok ki, Allah rızık verenlerin hayırlısıdır.

59.   Elbette onları hoşnut olacakları bir meskene girdirir. Şüphe yok ki Allah, elbette pek bilendir, pek hilm sahibidir.

60.   Bu böyledir. Ve her kim kendisine yapılan bir eziyete misliyle eziyette bulunur da sonra yine kendisine zulümedilirse elbette ona Allah yardım eder. Şüphe yok ki, Allah elbette af edicidir yarlıgayıcıdır.

61.   Bu böyledir, çünkü Allah geceyi gündüzün içine girdirir ve gündüzü de gecenin içine girdirir. Ve şüphe yok ki, Allah, tamamiyle işiticidir, görücüdür.

62.   İşte bu böyledir. Çünkü hak olan, ancak Allah'tır. Ondan başka ibadet ettikleri ise o batıldır ve muhakkak ki, en yüce ve en büyük olan ancak Allah'tır.

63.   Görmedin mi ki, muhakkak Allah, gökten bir su indirdi de yeryüzü yemyeşil olarak sabahlar oldu. Şüphe yok ki, Allah çok lütufkârdır, çok haberdardır.

64.   Göklerde olanlar da ve yerde olanlar da onundur. Ve şüphe yok ki Allah elbette o, zengindir, övgüye lâyıktır.

Hacc Sûresi 65 - 72. Ayetler

65.   Görmedin mi ki, muhakkak Allah, sizin için yerde olanları ve emriyle denizde yüzen gemileri de hizmetinize verdi ve göğü de izni olmaksızın yerin üzerine düşmekten tutuyor, şüphe yok ki, Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

66.   Ve o, o zattır ki, sizi diriltmiştir, sonra sizi öldürecektir, sonra sizi diriltecektir. Şüphe yok ki, insan elbette çok nankördür.

67.   Herbir ümmet için bir şeriat kıldık ki, onlar onunla amel edenlerdi. Artık din işinde seninle çekişmede bulunmasınlar. Ve Rabbine davet et. Şüphe yok ki, sen elbette dosdoğru açık bir din üzerindesin.

68.   Ve eğer seninle mücadelede bulunurlarsa artık de ki: Sizin ne yapar olduğunuzu Allah pek iyi bilendir.

69.   Allah, kendisinde ihtilâf etmiş olduğunuz şeyler hakkında kıyamet günü aranızda hüküm edecektir.

70.   Bilmedin mi ki, şüphesiz Allah, gökte ve yerde olanı bilir. Muhakkak ki, o bir kitaptadır. Hakikaten o, Allah'a göre pek kolaydır.

71.   Ve Allah'tan başka öyle bir şeye ibadet ederler ki, ona dair bir delil indirmemiştir. Ve onlar için ona ait bir bilgi de yoktur ve zalimler için bir yardımcı da yoktur.

72.   Onlara karşı ayetlerimiz apaçık oldukları halde okunduğu zaman o kâfir olanların yüzlerinde bir inkâr bir kin ve gazab alâmeti görür anlarsın. Onlar, kendilerine karşı âyetlerimizi okuyanlara az kalır ki, saldırıversinler. De ki: Size o inkârınızdan daha şerlisini haber vereyim mi!, o ateştir. Onu Allah kâfir olanlar için vâd etmiştir. Ve ne fena gidilecek yer!

Hacc Sûresi 73 - 78. Ayetler

73.   Ey insanlar! Bir mİsal verildi, onu artık dinleyiniz! Şüphe yok ki, Allah'tan başka kendilerine ibadet ettikleriniz, bir sinek bile yaratamazlar, isterse onun için hepsi de toplansınlar ve eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa onu ondan geri de alamazlar. İsteyen de, istenilen de zayıf olmuştur.

74.   Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler, şüphe yok ki, Allah elbette kuvvetlidir, güçlüdür.

75.   Allah meleklerden Rasuller seçer ve insanlardan da. Muhakkak ki, Allah tamamen işiticidir, görücüdür.

76.   Onların ilerilerinde olanı da ve arkalarında olanı da bilir. Ve Allah'a bütün işler döndürülür.

77.   Ey îmân edenler, rükûa varınız ve secde ediniz ve Rabbinize ibadette bulunun ve hayır işleyiniz, tâki kurtuluşa erebilesiniz.

78.   Ve Allah yolunda hakkıyla cihad ile mücahedede bulununuz. O sizi seçti ve sizin üzerinize dinde hiçbir güçlük kılmadı. Babanız İbrahim'in milleti gibi. O bundan evvel size Müslümanlar ismini vermişti ve bunda da: Takî: Resul sizin üzerinize şahit olsun ve siz de insanlar üzerine şahitler olasınız. Artık namazı dosdoğru kılınız ve zekâtı veriniz ve Allah'a sığınınız. O sizin mevlânızdır. İşte ne güzel mevlâ ve güzel yardımcı...

Mü'minûn Sûresi 1 - 17. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Muhakkak ki, müminler kurtuluşa ermişlerdir.

2.     O müminler ki, namazlarında huşû tevazu sahipleridir.

3.     Ve o müminler ki, onlar, her lüzumsuz şeyden yüz çevirirler.

4.     Ve o müminler ki, onlar zekâtı ifa edenlerdir.

5.     Ve o müminler ki, onlar elbette avret mahallerini muhafaza edenlerdir.

6.     Ancak eşleri veya sağ ellerinin sahip olduğu cariyeleri müstesnâ. Çünkü onlar, bu halde kınanılmış değildirler.

7.     Artık kimler de bunların ötesini istemiş olursa işte haddi tecavüz etmiş olanlar, onlardır, onlar.

8.     Ve o müminler ki, onlar, emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir.

9.     Ve o müminler ki, onlar namazları üzerine muhafazada devamda bulunurlar.

10.   İşte vâris olanlar, onlardır.

11.   Onlardır ki, firdevse vâris olurlar, onlar orada ebedî olarak kalıcılardır.

12.   Ve andolsun ki, insanı çamurdan ibaret olan bir hülâsadan yarattık.

13.   Sonra onu sağlam bir karargâhta bir nutfe kıldık

14.   Sonra o nutfeyi bir donmuş kan yarattık, ardından o donmuş kanı da bir bir parça et kıldık, sonra o et parçasını da kemikler kıldık, kemiklere de bir et giydirdik. Sonra da onu başka bir yaratılışla inşa etmiş olduk. İmdi şekil verici takdir edici olanların en güzeli olan Allah Teâlâ, pek mübarektir.

15.   Sonra şüphe yok ki, siz, bundan sonra elbette ölmüş kimselersinizdir.

16.   Sonra da muhakkak ki, siz kıyamet günü diriltilip kaldırılacaksınızdır.

17.   Ve yemin olsun ki, sizin üzerinizde yedi yol yarattık ve biz halktan gafiller olmadık.

Mü'minûn Sûresi 18 - 27. Ayetler

18.   Ve gökten kâfi miktar su indirdik, sonra onu yerde yerleştirdik. Şüphe yok ki, biz onu gidermek üzerine de elbette kadiriz.

19.   Sonra sizin için onunla hurmalıklardan, üzümlüklerden bağlar inşa ettik ki, onlarda sizin için birçok meyveler vardır ve onlardan yersiniz.

20.   Ve bir ağaç da inşa ettik ki, Turi Sinadan çıkar, yiyecekler için yağ ile bir katıklık ile biter.

21.   Şüphe yok ki, sizin için enamda = ehli hayvanlarda bir ibret vardır. Size onların karınlarındakinden içiririz ve sizin için onlarda birçok menfaatler de vardır. Ve onlardan yersiniz.

22.   Ve onların üzerlerine ve gemilerin üzerlerine yüklenilirsiniz.

23.   Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik de dedi ki: Ey kavmim! Allah'a ibadet edin, sizin için ondan başka bir ilâh yoktur. Artık sakınmada bulunmaz mısınız?

24.   Bunun üzerine kavminden kâfirler olmuş olan ileri gelen bir zümre dedi ki: Bu başka değil, ancak sizin gibi bir insan, istiyor ki, sizin üzerinize üstünlük etsin. Ve eğer Allah dilemiş olsa idi elbette melekleri indirirdi. Biz bunu evvelki babalarımızda işitmedik.

25.   Bu başka değil, kendisinde cinnet bulunan bir erkek. Binaenaleyh onu bir zamana kadar gözetiniz.

26.   Hazreti Nuh da dedi ki: Yarabbi! Bana yardım et, onların beni tekzib etmelerine karşı.

27.   Artık ona vahyettik ki, bizim nezaretimiz ve vahyimizle gemiyi yap. Vaktaki emrimiz gelir de tennûr kaynamağa başlarsa hemen o gemiyi her birinden iki çift, aleyhinde söz geçmiş olandan başka aileni de al ve zulümetmiş olanlar hakkında bana bir hitapta bulunma. Şüphe yok ki, onlar boğulmuşlardır.

Mü'minûn Sûresi 28 - 42. Ayetler

28.   İmdi sen ve seninle beraber olanlar geminin üzerine çıktığınızda de ki: Hamd o Allah'a olsun ki, bizi o zalimler olan kavminden kurtardı.

29.   Ve de ki: Yarabbi!, beni bir mübarek yere indir ve sen indirenlerin en hayırlısısın.

30.   Şüphe yok ki, bunda elbette bir nice ibretler vardır ve hakikaten biz elbette pek imtihan edicileriz.

31.   Sonra onların arkalarından başka bir nesil icat ettik.

32.   Onların içinde de onlardan bir Peygamber gönderdik, dedi ki: Siz Allah'a ibadet edin, sizin için ondan başka bir ilâh yoktur. Artık sakınmayacak mısınız?

33.   Onun kavminden bir taife ki, kâfir oldular ve ahirete kavuşmayı tekzib ettiler ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz halde dediler ki: Bu başka değil, ancak sizin gibi bir insan, sizin yediğinizden yiyor ve sizin içtiğinizden içiyor.

34.   Ve eğer siz benzeriniz olan bir insana itaat ederseniz şüphe yok ki, o halde muhakkak hüsrana uğramış kimselersiniz.

35.   Size vâd ediyor ki, siz olduğunuz ve bir toprak ve bir takı kemikler kesildiğiniz vakit muhakkak ki, siz çıkarılmış olacaksınızdır.

36.   Ne uzak, ne uzak o vâd olunduğunuz şey!

37.   O hayat değildir, ancak bizim bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız ve biz tekrar hayata erdirilecekler değiliz.

38.   O başka değil, ancak bir erkektir ki, Allah'a karşı yalan yere iftirada bulunmuştur ve biz ona inananlar değiliz.

39.   O Peygamber de dedi ki: Yarabbi!, beni tekzib ettikleri için bana yardım et.

40.   Cenab Hak da vahyen buyurdu ki: Biraz sonra elbette ki pişman olarak sabahlayacaklardır.

41.   Derken onları gerçekten bir ses yakaladı da biz onları bir sel süprüntüsü kıldık. Ardık zalimler olan kavim için bir uzaklık olsun.

42.   Sonra onların ardından başka başka kavimler vücuda getirdik.

Mü'minûn Sûresi 43 - 59. Ayetler

43.   Hiçbir ümmet, ecelini geçemez ve geriye de kalamazlar.

44.   Sonra birbirinin ardından Peygamberlerimizi gönderdik. Her ne zaman bir ümmete Peygamberi geldi ise onun tekzib ettiler. Artık biz de onların bazılarını bazılarına helâk suretiyle tâbi kıldık ve onları birer acayip hâdise kılmış olduk, artık îmân etmezler olan bir kavim için uzaklık olsun.

45.   Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u âyetlerimizle ve bir açık delil ile gönderdik.

46.   Firavun'a ve onun kavmine. Onlar ise ululandılar ve kendilerini yüksek görür bir kavim oldular.

47.   Binaenaleyh dediler ki: Bizim benzerimiz olan iki insana îmân eder miyiz onların kavmi ise bizim için kulluk edenlerdir.

48.   Bu cihetle onları tekzib ettiler de artık helâk olmuş olanlardan oldular.

49.   Andolsun ki, Musa'ya kitap verdik, kavmi hidayete erebilsinler.

50.   Ve Meryem'in oğlunu ve anasını bir harika kıldık ve ikisini bir oturaklı ve akar sulu yüksek bir mekânda barındırdık.

51.   Ey Resuller! Safi, helâl şeylerden yiyin ve iyi amelde bulunun şüphe yok ki, ben sizin her yapar olduğunuz şeyi tamamiyle biliciyim.

52.   Ve muhakkak ki bu, İslâmiyet bir tek din olarak hepinizin dinidir. Ve ben de Rabbinizim, artık bana ittikada bulunun.

53.   Fakat ümmetler, fırka fırka olarak aralarında dinlerini parçaladılar. Her fırka kendi yanlarında olan ile mesrurlardır

54.   Artık sen onları kendi sapıklıkları içinde bir zamana kadar terk et.

55.   Zannediyorlar mı ki, onlara kendisiyle imdad ettiğimiz mal ve evlât ile.

56.   Onlar için hayırları hususunda acele ederiz. Hayır

57.   Muhakkak o kimseler ki, onlar Rablerinin korkusundan dolayı daima korku üzere bulunur kimselerdir.

58.   Ve o kimseler ki, onlar Rablerinin âyetlerine îmân ederler.

59.   Ve o kimseler ki, onlar Rablerine ortak koşmazlar.

Mü'minûn Sûresi 60 - 75. Ayetler

60.   Ve o kimseler ki, onlar Rablerinin huzuruna muhakkak varacaklarından dolayı kalpleri şiddetli korkarak verdiklerini sadakaları vesaireyi verirler.

61.   İşte onlar hayırlarda sür'at gösterirler ve onlar onun için ileri gidenlerdir.

62.   Ve biz bir kimseye gücünün yettiğinden başka bir şey ile teklifte bulunmayız ve bizim katımızda bir kitap vardır ki, hakkı söyler ve onlar zulm olunmazlar.

63.   Fakat kâfirlerin kalpleri bundan derin bir cehalet içindedir ve onlar için bundan başka işler vardır. Onlar o işler için çalİsanlardır.

64.   Nihayet biz onların ileri gelenlerini azap ile yakaladığımız zaman onlar o an bağırıp yalvarmağa başlarlar.

65.   Bugün bağırıp yalvarmayınız. Şüphe yok ki, siz bizden yardım olunamazsınız.

66.   Muhakkak ki, size karşı benim âyetlerim, okunuyordu

67.   Onunla böbürlenerek geceleyin konuşan bir cemaat halinde hezeyanlarda bulunuyordunuz.

68.   Ya o kelâmı hâlâ tefekkür etmezler mi? Yahut onlara evvelki atalarına gelmemiş bir şey mi gelmiş oldu.

69.   Yoksa Peygamberlerini bilmediler mi? Bunun için midir ki, onu inkâr edicilerdir.

70.   Yoksa onda cinnet vardır mı diyorlar? Hayır onlara hak ile gelmiştir. Halbuki, onların ekserisi haktan hoşlanmayanlardır.

71.   Eğer hak onların hevalarına uyacak olsa idi elbette gökle ve yer onlarda olanlar fesada uğramış olurdu. Hayır., biz onlara şereflerine vesile olacak olan Kur'an'ı, getirdik, onlar ise kendi vesilei şerefleri olan Kur'andan yüz çevirenlerdir.

72.   Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? İşte Rabbin ecri daha hayırlıdır ve o rızık verenlerin en hayırlısıdır

73.   Ve şüphe yok ki, sen onları dosdoğru bir caddeye davet ediyorsun.

74.   Ve muhakkak o kimseler ki, ahirete îmân etmezler, elbette onlar yoldan sapıtmışlardır.

75.   Ve eğer onlara merhamet etsen ve kendilerindeki zararı açıversen elbetteki, yine azgınlıklarında devam edip tereddütte bulunacaklardır.

Mü'minûn Sûresi 76 - 89. Ayetler

76.   Andolsun ki, biz onları azap ile yakaladık, onlar yine Rableri için tevazuda bulunmadılar ve yalvarışta bulunmadılar.

77.   Sonunda onların üzerine bir şiddetli azabı olan kapı açlığımız vakit de onlar onun içinde ümitsizliğe düşmüş şaşkın kimselerdir.

78.   Halbuki, o, o yüce yaratıcı dır ki, sizin için kulağı ve gözleri ve kalpleri yaratmıştır. Sizler ise ne kadar az şükredersiniz.

79.   Ve sizi yerde yaratıp yayan. O'dur ve O'na haşrolunacaksınız.

80.   Ve o, yüce yaratıcı diriltir ve öldürür ve gecenin ve gündüzün ihtilâfı da O'nun dilemesiyle dir. Hâlâ akıllıca düşünmez misiniz?

81.   Hayır... Evvelkilerin dedikleri gibi dediler.

82.   Dediler ki: Olduğumuz ve toprak ve kemikler olduğumuz zaman mı biz herhalde dirilip kaldırılacağız?

83.   Andolsun ki, biz de ve evvelce babalarımız da bununla vâd olunmuşuzdur. Şüphe yok ki, bu evvelkilerin efsanelerinden başka değildir.

84.   De ki: Yer ve on'da olanlar, kimindir? Eğer siz bilir, kimseler oldunuz ise söyleyin.

85.   Elbette diyeceklerdir ki: Allah’ındır. De ki: O halde düşünmez misiniz?

86.   De ki: Yedi semanın Rabbi ve o yüce arşın Rabbi kimdir?

87.   Hemen diyeceklerdir ki: Allah'ındır. De ki: O halde korkmaz mısınız?

88.   De ki: Her şeyin melekütu elinde kudret elinde olan, kimdir ki: O himaye eder ve kendisine karşı kimse himaye edilemez. Eğer siz bilir kimseler olduğunuz iseniz söyleyin bakalım.

89.   Hemen diyeceklerdir ki: Allah içindir. De ki: Artık siz nereden büyüleniyorsunuz?

Mü'minûn Sûresi 90 - 104. Ayetler

90.   Hayır... Biz onlara hakkı getirdik. Onlar ise şüphe yok ki, elbette yalancılardır.

91.   Allah hiçbir çocuk edinmedi ve O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. O zaman her ilâh, kendi yarattığı ile giderdi ve bazıları bazısı üzerine yükselirdi. Allah ise onların vasfettiklerinden münezzehtir.

92.   Gaip olanı da, aşikâre bulunanı da bilendir. İşte onların ortak koştuklarından yücedir.

93.   De ki: Yarabbi! Eğer onlara yapılan tehdidi bana herhalde gösterecek isen...

94.   Yarabbi!, beni o zalimler olan kavmin içinde bulundurma.

95.   Ve şüphe yok ki, biz onlara yapmış olduğumuz tehdidi sana göstermeğe elbette kadirleriz.

96.   Sen o kötülüğü en güzel olan şey ile defet. Biz onların neler ile vasfeder olduklarını daha iyi biliriz.

97.   Ve de ki: Yarabbi! Ben sana şeytanların vesveselerinden sığınırım!

98.   Ve yarabbi!, sana sığınırım, onların huzuruma gelmelerinden.

99.   Nihayet onlardan birine ölüm gelince derki: Yarabbi! Beni geri gönderin.

100. Belki ben terkettiğim şey hususunda bir iyi amel isterim. Hayır, bu bir lakırdıdır ki: Bunu söyleyen O'dur ve onların önlerinde diriltilecekleri güne kadar engel vardır.

101. Sura üfürüleceği zaman artık aralarında ne soy bağları vardır ve ne de soruşurlar.

102. Artık kimin tartıları ağır gelirse işte kurtuluşu bulmuş olanlar, onlardır.

103. Ve kimin tartıları da hafif olmuş olursa işte nefislerine yazık etmiş olanlar, cehennemde ebedî kalanlar da onlardır.

104. Onların yüzlerini ateş şiddetle yakar ve onlar orada dudakları açılarak dişleri sırıtıp duran kimselerdir.

Mü'minûn Sûresi 105 - 118. Ayetler

105. Değil mi ki benim âyetlerim size karşı okunuyordu dasiz onları tekzib ediyordunuz.

106. Diyeceklerdir ki: Ey Rabbimiz!, bizim üzerimize azgınlığımız galip geldi ve biz sapıtmışlar olan bir kavim olduk.

107. Ey Rabbimiz!, bundan bizleri çıkar, İmdi bir daha dönersek artık şüphe yok ki, biz zalim kimseleriz.

108. Buyuracaktır ki: Alçakça sükût edip durun orada, bana bir şey söylemeyin.

109. Çünkü kullarımdan bir zümre var idi ki, "Ey Rabbimiz! Sana îmân ettik, artık bizi yarlığa ve bize merhamet buyur ve sen rahmet edenlerin elbette hayırlısısın" derlerdi.

110. Halbuki, siz onları alaya aldınız, tâki, bunlar böyle maskaralıklarınız size beni hatırlamayı unutturdular ve onlardan alay ederek güler kimseler olmuştunuz.

111. Şüphe yok ki, bugün ben onları sabrettikleri sebebiyle mükâfata nail ettim, muhakkak ki, kurtuluşa ermiş olanlar da onlardır, onlar.

112. Buyuracaktır ki: Yerde ne kadar seneler kaldınız?

113. Diyeceklerdir ki: Ya bir gün veya bir günün birazı kadar kaldık. İmdi sayanlara sor.

114. Buyuracaktır ki: Siz ancak pek az kaldınız, eğer siz hakikaten bilir kimseler oldunuz iseniz...

115. Ya siz zannetiniz mi ki, biz sizi ancak bir abes yere yarattık ve hakikaten siz bize döndürülmeyeceksiniz?

116. Hakkıyla hükümdar olan Allah Teâlâ pek yücedir. O'ndan başka bir ilâh yoktur. O yüce arşın Rabbi dir.

117. Ve her kim Allah ile beraber bir ilâha da taparsa ki, bunun için ona biçbir delil yoktur, artık onun hesabı muhakkak ki Rabbinin katindadır. Şüphe yok ki, kâfirler kurtuluşa nail olmazlar.

118. Ve de ki: Yarabbi! Mağfiret ve rahmet buyur ve sen merhamet edenlerin en hay ırlısısın.

Nûr Sûresi 1 - 10. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Bu bir sûredir ki, bunu indirdik ve bunu farz kıldık ve bunda açık açık âyetler indirdik gerektir ki, düşünesiniz.

2.     Zina eden kadın ile zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Allah’ın dinindeki bir emri tatbik ederken bu ikisi hakkında bir acımak sizi tutmasın ve bunların cezalarına tatbik edilirken müminlerden bir taife de şahit bulunsun.

3.     Zina eden erkek, zina eden kadından veya müşrik kadından başkasıyla evlenmez. Zina eden kadın da zina eden erkekten veya müşrikten başkasıyla izdivaçta bulunmaz. Ve bu evlenme müminlere haram kılınmıştır.

4.     Hür, iffetli olan Müslüman kadınlarına zina isnat eden, sonra dört şahit getirmeyen kimselere seksener değnek vurun ve onların şahitliklerini ebediyyen kabul etmeyin ve onlar ise fasık kimselerdir.

5.     Bundan sonra tövbe edenler ve hallerini islâh eyleyenler müstenâ. Çünkü Allah Teâlâ şüphe yok ki, çok bağışlayan, pek esirgeyendir.

6.     Ve o kimseler ki, eşlerine zîna isnat ederler ve kendileri için kendi şahıslarından başka şahitler de bulunmazsa her birinin şahitliği, Allah Teâlâ'nın ismiyle elbetteki, kendisi doğru söyleyenlerdendir diye dört defa şahitlik etmektir.

7.     Beşinci de: Eğer yalancılardan olmuş ise üzerine hakikaten Allah’ın lâneti olsun demektir.

8.     Ve o kadından cezayı bertaraf eder, dört defa: Billâhi o kendisine zîna isnat eden kocası muhakkak ki, yalancılardandır diye şahitlik etmesi.

9.     Beşincisi de: "Eğer o kocası doğru söyleyenlerden ise kendi üzerine muhakkak ki, Allah’ın gazabı olsun" demesidir.

10.   Ve eğer üzerinize Allah’ın lütufu ve rahmeti olmasa idi haliniz ne olurdu? ve şüphe yok ki, Allah Teâlâ tövbeleri kabul edicidir, hikmet sahibidir.

Nûr Sûresi 11 - 20. Ayetler

11.   Muhakkak o kimseler ki, iftira ile geliverdiler, sizden bir zümredirler. Onu sizin için bir şer saymayın, belki o sizin için bir hayırdır. Onlardan her kişiye de günahtan kazandığı şey vardır. Onlardan o kimse ki, onun büyüğünü üstlenmiştir, onun için de pek büyük bir azap vardır.

12.   Onu işittikleri zaman mümin erkekler ile mümin kadınlar kendi vicdanlarında hayırlı bir zanda bulunarak bu bir apaçık iftiradır demeli değil mi idiler?

13.   Onun üzerine dört şahit getirmeli değil mi idiler? Madem ki, şahitleri getiremediler, artık onlardır. Allah katında yalancılar onlardır.

14.   Ve eğer Allah'ın fazlu rahmeti dünyada ve ahirette üstünüzde olmasa idi elbette o içine daldığınız yaygaradan dolayı sizi pek büyük bir azap kaplardı.

15.   O vakit ki, onu iftirayı dillerinizle karşılayıp kabul ediyordunuz. Kendisine sizin bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki, o, Allah katında pek büyüktür.

16.   Onu işittiğiniz zaman, bunu söylemek bize lâyık olmaz, hâşâ, bu, pek büyük bir iftiradır, demeli değil mi idiniz?

17.   Allah size öğüt veriyor ki, bunun bir benzerine ebedî olarak dönmeyesiniz, eğer siz mümin kimseler iseniz.

18.   Ve Allah sizin için âyetleri apaçık beyan ediyor ve Allah bilendir, hikmet sahibidir.

19.   Muhakkak o kimseler ki, îmân etmiş olanlar arasında çirkin, yaramaz şeylerin yayılmasını arzu ederler, o kimseler için dünyada ve ahirette pek acıklı bir azap vardır ve Allah bilir, sizler ise bilmezsiniz.

20.   Ve eğer Allah’ın fadlı ve rahmeti sizin üzerinize olmasa idi elbette ki, sizi azaplandırırdı ve şüphe yok ki, Allah çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

Nûr Sûresi 21 - 27. Ayetler

21.   Ey îmân etmiş olanlar! Şeytanın adımlarına uymayın ve her kim şeytanın adımlarına uyarsa elbette ki o, çirkin ve inkâr edilmiş şeyler ile emreder. Ve eğer üstünüzde Allah’ın lütufu ve merhameti olmasa idi sizden hiç bir kimse ebediyen temize çıkamazdı velâkin Allah dilediğini temize çıkarır ve Allah hakkıyla işiticidir, bilicidir.

22.   Ve sizden fazilet ve servet sahibi olanlar yakınlarına ve yoksullara Allah yolunda hicrette bulunmuş olanlara birşey vermemek için yemin etmesin ve af etsinler, bağışlasınlar, siz sevmez misiniz ki, Allah sizin için mağfiret buyursun ve Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.

23.   Muhakkak o kimseler ki, iffetli, habersiz, mümine olan kadınlara kötülük isnadında bulunurlar, o kimseler dünyada ve ahirette lânete uğratılmıştır. Onlar için pek büyük bir azap da vardır.

24.   O günde ki onların aleyhine dilleri ve elleri ve ayakları neler yapmış olduklarına dair şahitlikte bulunacaktır.

25.   O gün Allah onlara hak ettikleri cezalarını tamamen verecektir. Ve bileceklerdir ki, şüphe yok Allah apaçık haktır.

26.   Murdar olan kadınlar, murdar olan erkekler içindir ve murdar olan erkekler de murdar olan kadınlar içindir ve temiz kadınlar da temiz olan erkekler içindir ve temiz olan erkekler de temiz olan kadınlar içindir. Bu temiz olanlar, onların dediklerinden iftiralarından uzaktırlar. Bunlar için bir mağfiret vardır ve bir kerim rızık vardır.

27.   Ey îmân edenler, kendi evlerinizden başka evlere müsaade istemeden ve sahiplerine selâm vermeden girmeyiniz. Bu sizin için hayırlıdır. Umulur ki, düşünüp anlarsınız.

Nûr Sûresi 28 - 31. Ayetler

28.   İmdi onlarda kimse bulamaz iseniz artık size izin verilinceye değin içerilerine girmeyin ve eğer size geri dönün denilirse geri dönün. Bu sizin için daha temizdir. Ve Allah yapar olduklarınızı bilicidir.

29.   Meskûn olmayıp kendinize ait içlerinde menfaat bulunan evlere girmenizde sizin için bir günah yoktur ve neyi açıklar ve neyi gizler iseniz Allah bilir.

30.   Müminlere de ki: Gözlerini sakınsınlar ve avret mahallerini muhafaza etsinler bu onlar için çok temizliktir. Şüphe yok ki, Allah ne yapar olduklarından haberdardır.

31.   Ve mümin kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar ve avret mahallerini muhafaza etsinler ve ziynetlerini açmasınlar, onlardan her zahir olanı müstesna ve baş örtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar ve ziynetlerini açıvermesinler. Ancak kocalarına veyahut kendi babalarına veya kocalarının babalarına veya kendi oğullarına ve kocalarının oğullarına veya kendi kardeşlerine veya kendi kardeşlerinin oğullarına veya kendi kız kardeşlerinin oğullarına veyahut kendi kadınlarına veya kendi ellerinin sahip olduğu cariyelelerine veyahut erkeklikten kesilmiş hizmetçilerine veya kadınların avret mahallerine muttali olmayan çocuklara karşı açıverilmesi müstesnâ. Ve ziynetlerinden gizledikleri bilinsin diye ayaklarını da birbirine vurmasınlar ve cümleten Allah'a tövbe ediniz, ey müminler! Tâki kurtuluşa erebilesiniz.

Nûr Sûresi 32 - 36. Ayetler

32.   Ve sizden olan bekârları ve kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi hali olanları evlendiriniz. Eğer yoksul oldular ise Allah onları lütfundan zengin kılar ve Allah vâsidir, alimdir.

33.   Evlenmeğe çare bulamayanlar da Allah kendilerini lütufundan zengin kılıncaya değin iffetlerini korusunlar ve ellerinizin sahip olduğu kimselerden mükatebe yapmak isteyenler olunca da eğer onlar da bir hayır bilmiş iseniz onları kitabete kaydediverin ve Allah’ın size verdiği mallardan onlara veriniz. Ve genç cariyeleriniz iffetlerini korumak isterlerse dünya hayatının geçici metaını dileyerek fuhşa sevketmeyiniz. Ve her kim onları zorlarsa şüphe yok ki, Allah onların zorlanmalarından sonra da çok bağışlayan, pek esirgeyendir.

34.   And olsun ki, size apaçık beyan eden âyetler ve sizden evvel gelip geçmiş olanlardan bir mesel ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.

35.   Allah Teâlâ, göklerin ve yerin nurudur. Nurunun meseli, içinde güzel bir çırağ bulunan bir kandillik gibidir, o çırağ ise bir kandil içindedir. O kandil ise sanki bir incimsi yıldızdır, doğusu ve batısı olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulmaktadır. Onun yağı bir halde ki, kendisine ateş dokunmasa bile hemen hemen ışık verecektir. Nur üstüne nurdur. Ve Allah nuruna dilediğini kavuşturur. Ve Allah Teâlâ insanlara mİsaller getirir ve Allah Teâlâ her şeyi hakkıyla bilicidir.

36.   O kandillik birnice evlerde ki, Yüce Allah, o evlerin yükseltilmesine ve içlerinde mübarek isminin zikiredilmesine izin vermiştir. O evlerde kendisi için sabahleyin ve akşam üstleri tesbihle bulunurlar.

Nûr Sûresi 37 - 43. Ayetler

37.   Birçok erler ki, onları ne bir ticaret ve ne de bir alım satım Allah Teâlâ'nın zikrinden ve namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin muzdarip olacağı bir günden korkarlar.

38.   Tâki, Allah Teâlâ onlara amellerinin en güzeli ile mükâfat versin ve onlara ziyadesini de kendi kereminden ihsan buyursun ve Allah Teâlâ dilediğini hesapsız derecelerde merzuk buyurur.

39.   Kâfir olanların amelleri ise bir engin çöldeki bir serap gibidir ki, susamış kimse onu bir su sanır, nihayet ona vardığı zaman onu bir şey olarak bulmamış olur. Ye amelinin yanında Allah'ı bulmuş olur. O da hesabını tamamen ifa etmiştir ve Allah hesabı sür'atle görücüdür.

40.   Yahut onların amelleri bir derin denizdeki karanlıklar gibidir ki, o denizi bir dalga vurur, üstünden bir dalga bir bulut ihata eder. Bunlar birbiri üstünde olan zulümetlerdir. Elini çıkardığı zaman onu görmeğe yaklaşamaz. Ve her kim için ki, Allah bir nur nasib kılmamıştır, artık onun için nurdan bir şey yoktur.

41.   Görmedin mi ki, şüphe yok göklerde olan da ve yerde olan da ve kanatlarını açıp uçan kuşlar da o Allah Teâlâ için tesbihte bulunur. Herbiri gerçekte namazını ve tesbihini bilmiştir. Ve Allah Teâlâ da ne yapar olduklarını hakkıyla bilendir.

42.   Ve göklerin de, yerin de mülkü, Allah'ındır ve gidiş de Allah'adır.

43.   Görmedin mi ki, muhakkak Allah Teâlâ, bir bulutu sevkediyor, sonra arasını telif ediyor, sonra onu üstüste yığıyor. Artık görüyorsun ki, onun aralarından yağmur çıkıyor ve gökten, ondaki dağlardan bir dolu indiriyor da onu dilediği kimseye İsabet ettiriyor ve onu dilediğinden uzaklaştırıyor. Az kalıyor ki, şimşeğinin parıltısı, gözleri gideriversin.

Nûr Sûresi 44 - 53. Ayetler

44.   Allah geceyi ve gündüzü çeviriyor. Şüphe yok ki, bunda gözleri olanlar için elbette bir ibret vardır.

45.   Ve Allah her hayvanı bir sudan yarattı. Artık onlardan kimisi karnı üstüne yürüyor ve onlardan kimisi iki ayak üzerine yürüyor ve onlardan kimisi de dört ayak üzerine yürüyor. Allah dilediğini yaratır. Şüphe yok ki, Allah her şey üzerine tamamiyle kadirdir.

46.   Yemin olsun ki, açık açık beyan eden âyetler indirdik ve Allah dilediği kimseyi dosdoğru bir yola iletir.

47.   Ve derler ki; Allah'a ve Peygambere inandık ve itaat ettik, bundan sonra onlardan bir taife yüz çevirirler ve onlar îmân etmiş kimseler değildirler.

48.   Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne davet olundukları vakit de onlardan bir fırka kaçıverirler.

49.   Ve eğer hak kendilerinin lehine ise ona boyun eğerek geliverirler.

50.   Onların kalplerinde bir hastalık mı vardır? Yoksa şüphe mi ediyorlar? Yoksa onlara Allah’ın ve Peygamberinin haksızlık edeceklerinden mi korkuyorlar? Hayır... O şahıslar zalim kimselerdir.

51.   Aralarında hükmetmek için Allah'a ve peygamberine dâvet olundukları zaman müminlerin sözü ancak "işittik ve itaat ettik" demeleridir ve işte kurtuluşa ermiş olanlar da onlardan ibarettir.

52.   Ve her kim Allah'a ve resulüne itaat ederse ve Allah'tan korkarsa ve ona korunursa işte kurtuluş bulacak olanlar, ancak bunlardır.

53.   Ve Allah'a en ağır yeminleriyle yemin ederler ki: Eğer onlara cihat ile emredersen elbette cihada çıkacaklardır. De ki: Yemin etmeyin, bu sözünüz bilinmiş bir itaattir. Şüphe yok ki, Allah yapar olduğunuz şeylerden hakkıyla haberdardır.

Nûr Sûresi 54 - 58. Ayetler

54.   De ki: Allah'a itaat edin ve Peygambere itaat edin. İmdi eğer yüz çevirirseniz artık onun üzerine olan, ona yükletilmiş olandır. Ve sizin üzerinize düşen de, size yükletilmiş olandır ve eğer ona itaat ederseniz hidayete erersiniz ve Peygamber üzerine ait olan vazife ise apaçık tebliğden başka değildir.

55.   Allah sizden îmân eden ve güzel güzel amellerde bulunanlara vâd etmiştir ki, elbette onları yeryüzüne sahip edecektir. Nasıl ki, onlardan evvelkileri sahip etmiştir ve elbette onlara kendileri için razı olduğu dinlerini temkin edecektir. Ve muhakkak ki, onları korkularından sonra bir eminliğe çevirecektir. Bana ibadet ederler bana bir şeyi ortak koşmazlar ve bundan sonra kim kâfir olursa artık fasıklar olan, onların kendileridir.

56.   Ve namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin ve Peygambere itaat edin tâki rahmete erdirilesiniz.

57.   Sakın kâfir olan kimseleri yeryüzünde âciz bırakacak kimseler sanma ve onların varacakları yer ateştir ve elbette ne fena bir gidiştir.

58.   Ey îmân etmiş olanlar! Ellerinizin altında olan kimseler ve sizden olup da henüz bulûğ çağına ermemiş bulunanlar, üç defa izin istesinler. Sabah namazından önce ve öğle vaktinde elbiselerinizi çıkarmış olduğunuz sırada ve yatsı namazından sonra, bunlar sizin için üç avrettir. Bu vakitlerden sonra üzerinize bakınız bazısı üzerine dolaşır olmalarından dolayı ne sizin üzerinize ne de onların üzerlerine bir günah yoktur. İşte Allah âyetlerini size böyle açıkça beyan ediyor ve Allah bilendir, hikmet sahibidir.

Sayfa 14 / 26

  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
 
 
  • İLETİŞİM