• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
  • İslami Rüya Tabirleri
  • Alfabetik Sıra
  • A'dan Z'ye
  • Alfabetik Sıra

İbrâhim Sûresi 11 - 18. Ayetler

11.   Peygamberleri onlara dedi ki: Biz sizin gibi bir insan olmaktan başka bir şey değiliz. Velâkin Allah Teâlâ kullarından dilediği kimseye ihsan eder ve Allah Teâlâ'nın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmeğe kudretimiz yoktur ve müminler artık Allah Teâlâ'ya tevekkül etsinler.

12.   Ve biz ne için Allah Teâlâ'ya tevekkül etmiyelim ki, bize yollarımızı muhakkak o dosdoğru göstermiştir ve elbette bize yaptığınız eziyetlere sabrederiz. Ve tevekkül edenler de artık Allah'a tevekkülde bulunsunlar...

13.   Ve kâfir olanlar, Peygamberlerine dediler ki: Elbette sizi yurdumuzdan çıkarırız, veyahut bizim dinimize dönüverirsiniz. Artık Rab'leri de onlara vahyetti ki: Elbette biz o zâlimleri helâk edeceğiz.

14.   Ve elbette onlardan sonra o yurda sizi yerleştireceğiz. İşte bu, benim makamımdan korkana ve tehdidimden korkana mahsustur.

15.   Ve Peygamberler fetih istediler. Her zorba, inatçı da hüsrana uğradı.

16.   Onun arkasından da cehennem vardır. Ve irinli sudan içirilecektir.

17.   Onu yudum yudum içer ve onu boğazından geçiremiyecektir ve ona her taraftan ölüm gelecek... Halbuki, o ölmüş olmayacaktır ve onun arkasından da ağır bir azap vardır.

18.   Rablerini inkâr edenlerin meseli, şöyledir: Onların amelleri, fırtınalı bir günde şiddetli bir rüzgâra uğrayan bir kül gibidir. Onlar kazandıklarından bir şey üzerine kâdir olamazlar. İyiden iyiye sapıtma işte budur.

İbrâhim Sûresi 19 - 24. Ayetler

19.   Görmedin mi ki, muhakkak Allah Teâlâ gökleri ve yeri hakkıyla yaratmıştır. Eğer dilerse sizleri giderir ve yeni bir halk getirir.

20.   Ve bu, Allah Teâlâ için güç bir şey değildir...

21.   Ve hepsi Allah Teâlâ'nın huzuruna çıkmış olacaklardır. Artık zayıflar, kendilerini büyük görenlere diyeceklerdir ki: Muhakkak biz size tâbi olmuştuk, şimdi siz Allah’ın azabından birşeyi bizden bertaraf edebilir misiniz? Onlar da derler ki: Eğer Allah Teâlâ, bize hidayet etse idi, elbette sizi hidayete davet ederdik. Biz şimdi sızlansak da, sabır etsek de birdir. Bizim için bir sığınacak yer yoktur.

22.   Ve iş bitirilince şeytan der ki: Şüphesiz Allah size hak bir vâd ile vâd etmişti. Ben de size vâd etmiştim, sonra size vadimden caydım. Ve benim zaten size karşı bir gücüm yoktur. Ben sizi ancak davet ettim, siz de benim davetimi kabul ettiniz. Artık beni kınamayınız, kendi nefislerinizi kınayınız. Ve ben sizi kurtarıcı değilim, siz de beni kurtarıcı değilsiniz. Şüphe yok ki beni evvelce ortak koşmanızı ben inkâr etmiş oldum. Muhakkaktır ki, zalimler için pek acı bir azap vardır.

23.   Ve îmân edip iyi işler yapan kimseler, altlarından ırmaklar akar cennetlere konulmuşlardır, orada Rablerinin izniyle ebedî bir halde kalacaklardır. Onların duaları orada selâmdır.

24.   Görmedin mi ki: Allah Teâlâ nasıl bîr misâl getirmiştir, bir temiz kelimeyi ki, Kökü sabit ve dalı semada olan hoş bir ağaç gibidir.

İbrâhim Sûresi 25 - 33. Ayetler

25.   Öyle bir ağaç ki yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir ve Allah Teâlâ insanlara mİsaller getirir, ta ki, düşünüp ibret alsınlar.

26.   Kötü bir sözün mİsali ise: Yerin üzerinden koparılmış kötü bir ağaç gibidir ki, onun için ayakta durma imkânı yoktur.

27.   Allah Teâlâ müminleri dünya hayatında da, ahirette de sağlam sözle sapasağlam tutar ve Allah Teâlâ zâlimleri sapıklığa düşürür ve Allah Teâlâ dilediğini yapar.

28.   Allah’ın nimetine nankörlükle karşılık verenleri ve kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?

29.   Cehenneme, oraya gireceklerdir. O ne kötü karargâh!

30.   Ve Allah için ortaklar koştular, onun yolundan saptırmak için, de ki: Faidelenin, sonra muhakkak ki, dönüp gideceğiniz yer, ateştir.

31.   İman etmiş olan kullarıma söyle, namazı kılsınlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizlice ve aşikâre harcasınlar, bir günün gelmesinden evvelki, onda ne alış veriş vardır, ne de dostluk.

32.   Allah o Yüce Yaratıcı dir ki: Gökleri ve yeri yaratmıştır ve gökten su indirmiştir. Sonra onunla meyvelerden sizin için rızk meydana çıkarmıştır ve onun emriyle denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi ve ırmakları da sizin için akıttı.

33.   Ve sürekli seyreden güneşi ve ayı emrinize verdi ve geceyi ve gündüzü de istifadenize vermiştir.

İbrâhim Sûresi 34 - 42. Ayetler

34.   Ve size istediğiniz şeylerin hepsinden vermiştir ve eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız, sayıp bitiremezsiniz. Şüphe yok ki, insan, elbette çok zâlimdir, çok nânkördür.

35.   Ve hatırla o zamanı ki, İbrahim demişti: Ey Rabbim! Bu şehri emniyetli kıl ve benî ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak bulundur.

36.   Ey Rabbim! Muhakkak ki onlar insanlardan birçoklarını saptırdılar. İmdi her kim bana tâbi olursa şüphe yokki, o bendendir ve kim bana isyan ederse artık muhakkak ki, sen çok yarlığayıcısın, çok esirgeyicisin.

37.   Ey Rabbimiz! Ben neslimden bazısını senin Beyti Haremin yanındaki ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılsınlar diye. Artık insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyleder kıl ve onlara meyvelerden rızık ver. Umulur ki, onlar şükrederler.

38.   Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki, sen bizim gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Ve Allah Teâlâ'ya ne yerde ve ne de gökte hiçbir şey gizli kalamaz.

39.   Hamdolsun o Allah'a ki, bana ihtiyarlık çağında İsmail’i ve İshak'ı ihsan buyurdu. Şüphe yok ki Rabbim, elbette duayı hakkıyla işiticidir.

40.   Ey Rabbim! Beni ve neslimden olanı da namazı devamlı kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz! Ve duamı kabul buyur...

41.   Ey Rabbimiz! Hesap olunacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla.

42.   Ve Allah Teâlâ'yı zalimlerin yaptıkları şeylerden gâfil sanma. Onları kendisinde gözlerin korkudan dışarı fırlayacağı bir gün için tehir eder.

İbrâhim Sûresi 43 - 52. Ayetler

43.   Öyle ki başlarını yukarıya dikerek koşarlar. Gözleri kendilerine dönüp bakamaz ve yürekleri ise bomboş hava kesilmiş bulunur.

44.   Ve insanları korkut, o azabın kendilerine geleceği bir gün ile ki, o zalim olanlar diyeceklerdir ki; Ey Rabbimiz! Bizi bir yakın vakite kadar tehir et, senin davetine uyalım ve Peygamberlere tâbi olalım. Onlara denilecektir ki "sizin için bir zevâl yoktur" diye siz evvelce yemin etmiş değil mi idiniz?

45.   Halbuki, siz nefislerine zulümetmiş olanların yurtlarında ikamet etmiş ve onlara neler yapmış olduğumuz sizin için apaçık belli olmuş idi ve sizin için mİsaller de beyan etmiştik.

46.   Ve muhakkak ki, onlar hileleriyle hilede bulundular ve onların hilesi. Allah katında malûm dur. Ve onların hilesi ile dağlar, yerinden gidecek değildir.

47.   Artık Allah Teâlâ'nın Peygamberlerine verdiği sözden cayacağım sanma. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ azizdir, intikam sahibidir.

48.   O günde ki, bu yer başka bir yere değiştirilir, göklerde. Bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah Teâlâ’nın huzuruna çıkmış olurlar.

49.   Ve o günde günahkarları zincire vurulmuş bir halde görürsün.

50.   Onların gömlekleri katrandandır ve onların yüzlerini ateş kaplayacaktır.

51.   Allah Teâlâ, herkesi kazandığı ile cezalandırmak için böyle yapacaktır. Şüphe yok ki Allah Teâlâ'nın hesabı pek süratlidir.

52.   İşte bu, insanlara kâfi bir tebliğdir. Hem bununla korkutulmuş olsunlar ve hem de onun muhakkak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri de güzelce düşünsünler.

Hicr Sûresi 1 - 15. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Elîf, Lâm, Ra: Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'an'ın ayetleridir.

2.     O kâfir olanlar, çok kere arzu edeceklerdir ki, keşke Müslüman olmuş olsaydılar.

3.     Onları bırak, yesinler ve faydalansınlar ve onları arzuları oyalaya dursun. Artık yakında bileceklerdir.

4.     Ve hiçbir ülkeyi helâk etmedik ki, illâ onun için bizce bilinen bir yazgı vardır.

5.     Hiçbir ümmet ecelini ne geçebilir ve ne de geciktirebilirler.

6.     Ve dediler ki: Ey üzerine kitap indirilmiş olan Zat! Şüphe yok sen elbette bir mecnunsun.

7.     Eğer sen doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirmeli değil misin?

8.     Biz melekleri ancak hak ile indiririz ve o zaman münkirlerin kendilerine bir mühlet verilmiş olmazlar.

9.     Şüphe yok ki, o Kur'an'ı biz indirdik biz. Ve muhakkak ki, onu koruyacak olanlar da bizleriz.

10.   Ve andolsun ki, senden evvelki kavimler arasında da Peygamberler göndermiştik.

11.   Ve onlara bir Peygamber gelmeye dursun hemen onunla alay ederlerdi.

12.   İşte böylece onu o alayı günahkâr olanların kalplerine sokarız.

13.   Onlar buna, Bu Kur'an'a inanmazlar. Halbuki, evvelkilerin sünneti başlarına gelen felâketler gelip geçmiştir.

14.   Ve eğer onların üzerine gökten bir kapı açsak da oradan yukarıya çıkacak olsalar.

15.   Elbette diyeceklerdir ki; Muhakkak gözlerimiz döndürülmüştür, belki de biz büyülenmiş bir topluluğuz.

Hicr Sûresi 16 - 31. Ayetler

16.   Andolsun ki, biz gökte burçlar yaptık ve onu seyredenler için süsledik.

17.   Ve onu her bir taşlanmış şeytandan koruduk.

18.   Ancak o ki, kulak hırsızlığı etmiş olur, artık onu da apaçık bir ateş parçası takibeder.

19.   Yeryüzünü de yaydık ve onda sabit dağlar bıraktık ve onda miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyden bitirdik.

20.   Ve hem sizin için ve hem de rızıklarını verir olmadığınız kimseler için orada geçim vasıtaları yarattık.

21.   Ve hiçbir şey yoktur ki, illâ onun hâzineleri bizim katımızdadır. Ve onu indirmeyiz. Ancak belli bir miktar ile indiririz.

22.   Ve rüzgârları da aşılayıcılar olarak gönderdik, sonra gökten su indirdik de onunla su ihtiyacınızı giderdik ve siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.

23.   Ve muhakkak ki, biz, evet biz elbette diriltir ve öldürürüz, varisler olanlar da bizleriz.

24.   Andolsun ki, biz elbette sizden önce geçenleri de, geri kalanları da biliriz.

25.   Ve şüphe yok, senin Rabbindir ki, o onları toplayacaktır. Muhakkak ki, o hâkimdir, âlimdir.

26.   Muhakkak ki, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.

27.   Cin taifesini de evvelce bir dumansız ateşten yaratmıştık.

28.   Ve hatırla o zamanı ki, Rabbin meleklere demişti ki: Ben kuru bir çamurdan, bir şekillenmiş balçıktan bir insan yaratıcıyım.

29.   Artık ben ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman siz hemen onun için secde ediciler olarak yere kapanın.

30.   Bunun üzerine bütün melekler hep birden secde ettiler.

31.   Şeytan müstesnâ, o secde edenler ile beraber bulunmaktan kaçındı.

Hicr Sûresi 32 - 51. Ayetler

32.   Cenab'ı Hak buyurdu ki: Ey Şeytan! Senin için ne var ki, secde edenler ile beraber olmayasın?

33.   Şeytan Dedi ki: Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yaratmış olduğun bir insana ben secde edecek değilim.

34.   Hak Tealâ da buyurdu ki: Artık çık oradan, muhakkak ki, sen kovulmuşundur.

35.   Ve şüphe yok ki, kıyamet gününe kadar lânet, senin üzerinedir.

36.   Şeytan da dediler ki: Ey Rabbim! Öyle ise kabirlerinden kaldırılacakları güne kadar bana mühlet ver.

37.   Allah Teâlâ da buyurdu ki: Artık şüphe yok, sen mühlet verilmişlerdensin.

38.   Bilinen bir vakte kadar.

39.   Şeytan dedi ki: Yarabbi! Beni azdırdığından dolayı ben de her halde onlar için yeryüzünde süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.

40.   Onlardan ihlaslı olan kulların müstesnâ.

41.   Cenab-ı Hak buyurdu ki: Bu bana ait dosdoğru bir yoldur.

42.   Şüphe yok ki, benim kullarımın üzerinde senin için bir hakimiyet yoktur, ancak azgınlardan sana uymuş olanlar müstesnâ.

43.   Ve muhakkak ki, onların hepsine elbette vaad olunan yer, cehennemdir.

44.   Onlar için yedi kapı vardır. Herbir kapı için onlardan ayrılmış birer gurup vardır.

45.   Takva sahipleri ise muhakkak ki, cennetler ve pınarlar içindedirler.

46.   Oraya emniyetle ve selametle giriveriniz.

47.   Ve onların gönüllerindeki kini söküp attık. Onlar tahtlar üzerinde kardeşler olarak karşı karşıya bulunacaklardır.

48.   Onlara orada bir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

49.   Kullarıma haber ver, ben, şüphe yok ki ben, bağışlayıcıyım, fazlasıyla esirgeciyim.

50.   Muhakkak ki, benim azabım da o pek acıklı bir az aptır.

51.   Onlara İbrahim'in mİsafirlerinden de haber ver.

Hicr Sûresi 52 - 70. Ayetler

52.   O vakit ki, onun huzuruna girmişler de selâm vermişlerdi. O da "biz sizden hakikaten korkuyoruz" demişti.

53.   Onlar da demişlerdi ki: "korkma, biz muhakkak seni fazlasiyle bilgin bir oğul ile müjdeleriz."

54.   Dedi ki: Bana müjde verir misiniz ki, üzerime ihtiyarlık çökmüştür. Artık beni ne ile müjdeliyorsunuz?

55.   Dediler ki: Seni hak ile müjdeledik, artık sen ümitsizliğe düşmüş olanlardan olma.

56.   Dedi ki: Sapıtmışlardan başka kim Rabbinin rahmetinden ümidini keser?

57.   Ve dedi ki: Ey elçiler! Artık işiniz nedir?

58.   Dediler ki: Muhakkak biz, suçlu olan bir kavime gönderilmişizdir.

59.   Lût'un aile fertleri müstesnâ. Şüphesiz ki, biz onların hepsini kurtaracağız.

60.   Karısı müstesnâ, takdir ettik ki, muhakkak o, elbette azapta kalacaklardandır.

61.   Vaktaki, gönderilmiş olanlar, Lût'un ailesine geldiler.

62.   Lût Aleyhisselâm dedi ki: Muhakkak siz, tanınmayan bir topluluksunuz.

63.   Onlar da dediler ki: Hayır, biz sana onların kendisinde şüphe etmekte oldukları şey ile geldik.

64.   Ve sana hak ile geldik ve şüphe yok ki, biz elbette doğru söyleyenleriz.

65.   Artık aile fertlerini gecenin bir kısmında yürüt yola çıkar sen de arkalarını takibet ve sizden hiç biri ardına dönüp bakmasın ve emir olunduğunuz tarafa geçip gidiniz.

66.   Ve ona Hz. Lût'a şu emri katiyyen vahyettik ki, onların ardı sabaha çıkacakları vakit elbette kesilmiş olacaktır.

67.   Ve şehir ahalisi birbirini müjdeliyerek geldiler.

68.   Hazret-i Lût dedi ki: Şüphe yok, onlar benim mİsafirlerimdir. Artık beni rezil etmeyin.

69.   Ve Allah'tan korkun ve beni utandırmayın.

70.   Kavmi de dediler ki: Biz seni âlemlerin işine karışmak dan men etmiş değil mi idik?

Hicr Sûresi 71 - 90. Ayetler

71.   Hazret-i Lût da dedi ki: İşte onlar benim kızlarımdır. Eğer siz evlilik yapacak kimseler iseniz.

72.   Ömrüne andolsun ki, şüphe yok onlar kendi sarhoşlukları içinde şaşırıp duran kimseler idi.

73.   Artık onları güneşin doğma vaktine girdikleri sırada o korkunç ses tutuverdi.

74.   Hemen onların üstünü altına getirdik ve onların üzerlerine balçıktan yapılmış taşlar yağdırdık.

75.   Şüphe yok ki, bunda düşünceli kimseler için elbette ibretler vardır.

76.   Ve şüphe yok ki, o bir sâbit yoldur.

77.   Muhakkak ki, bunda müminler için elbette bir ibret vardır.

78.   Ve şüphe yok ki, Eyke ahalisi de elbette zalimler idi.

79.   Artık onlardan da intikam aldık ve şüphe yok ki, ikisi de elbette apaçık öndedirler.

80.   And olsun ki Hicr ahalisi de Peygamberleri yalanladılar.

81.   Ve onlara âyetlerimizi vermiş idik de onlardan yüz çevirici olmuşlardı.

82.   Ve onlar emniyet içinde olarak dağlardan evler yontar olmuşlardı.

83.   Sonra onları sabahladıkları an o korkunç ses yakalamış oldu.

84.   Artık o kazanmakta oldukları şeyler kendilerini kurtaramadı.

85.   Ve gökleri ve yeri ve aralarında olanları yaratmadık, ancak hak ile yarattık ve kıyamet anı da elbette gelecektir. Artık onlara güzel muamele et.

86.   Şüphe yok ki, senin Rabbindir hakkıyla yaratan, pek iyi bilen ancak o'dur.

87.   Mukaddes zatıma and olsun ki, sana tekrarlanan yediyi Fatiha sûresini ve büyük Kur’ân'ı verdik.

88.   Sakın onlardan bazı sınıfları faydalandırmış olduğumuz şeylere iki gözünü dikme ve onlara karşı üzülme ve müminler için kanatlarını indir.

89.   Ve de ki: Ben, şüphesiz ben sizi azabı İlâhî ile apaçık korkutucuyum.

90.   Nitekim o azabı, taksimcilerin üzerlerine indirmiştik.

Hicr Sûresi 91 - 99. Ayetler

91.   O kimseler in üzerine ki, Kur'an'ı bölüm ayırmışlardır.

92.   İmdi Rabbine andolsun ki, elbette onlara, hepsine soracağızdır.

93.   Bütün yapmakta olduklarından.

94.   Artık sen emr olunduğun şeyi ortaya koy ve müşrik olanlara aldırış etme

95.   Şüphe yok ki, biz o alay edenlere karşı sana yeteriz.

96.   Onlar ki; Allah Teâlâ ile beraber başka tanrı edinirler. Artık yakında bileceklerdir.

97.   Andolsun ki, biliyoruz, söyledikleri şeyden dolayı senin göğsün muhakkak ki, daralıyor.

98.   Sen hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.

99.   Ve sana ölüm gelinceye değin Rabbine ibadet et.

Nahl Sûresi 1 - 6. Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

1.     Allah Teâlâ'nın emri geldi, artık onu acele istemeyiniz, Hak Tealâ onların ortak koştukları şeylerden uzak ve çok yücedir.

2.     O, kullarından dilediği üzerine kendi emrinden ruh ile melekleri indirir ki, korkutunuz. Şüphe yok ki, benden başka ilâh yoktur. Artık benden korkunuz.

3.     Gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. O kendisine ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

4.     İnsanı bir damla sudan yaratmıştır. Böyle iken, o, apaçık bir düşmandır.

5.     Ve ehli hayvanları da yaratmıştır ki, sizin için onlarda korunmak vardır ve menfaatler vardır ve onlardan yersiniz.

6.     Ve sizin için onları akşamleyin getirdiğiniz ve sabahleyin salıverdiğiniz sırada bir güzellik vardır.

Nahl Sûresi 7 - 14. Ayetler

7.     Ve sizin ağırlıklarınızı yüklenirler, bir beldeye kadar ki, siz o beldeye nefisi bir zorluk olmaksızın kavuşamazsınız, şüphe yok ki, Rabbiniz elbette çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

8.     Ve kendilerine binmeniz için ve bir ziynet olarak atları, katırları ve merkepleri de yaratmıştır. Ve sizin bilemiyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratacaktır.

9.     Ve kasdedilen doğru yolu beyan etmek te, Allah Teâlâ'ya aittir. Bununla beraber ondan sapan da vardır ve eğer Allah Teâlâ dilese idi elbette sizi toptan hidayete erdirirdi.

10.   O, o Kerem sahibi yaratıcı dır ki: Sizin için gökten bir su indirdi. Ondan bir içilecek şey vardır ve ondan bitkiler yetişir, onda hayvanlarınızı otlatırsınız.

11.   Allah Teâlâ onunla sizin için ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve meyvelerin hepsinden yetiştirir. Şüphe yok ki, bunda düşünecek olan bir kavim için elbette bir ibret vardır.

12.   Ve sizin için geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da onun emriyle hareket ederler. Muhakkak ki, bunda akıllıca düşünen bir kavim için elbette büyük âlemetler vardır.

13.   Ve sizin için yerde renkleri muhtelif olarak neler yaratmış ise şüphe yok onda da öğüt alacak bir kavim için elbette bir ibret vardır.

14.   Ve o Yüce Yaratıcı dır ki, denizi emrinize vermiştir. Tâki ondan taze bir et yiyesiniz ve ondan giyeceğiniz bir ziynet çıkarasınız. Gemileri de orada yara yara gider bir halde görürsün. Hem lütfunu isteyesiniz, hem de gerektir ki, şükredesiniz.

Nahl Sûresi 15 - 26. Ayetler

15.   Ve yerde sabit dağlar vücuda getirdi, sizi sallayıp muzdarip etmesin diye ve nehirler ve yollar da vücuda getirdi tâki, doğru yolu bulasınız.

16.   Ve nice alâmetler vücuda getirdi ve onlar yıldızlar ile yollarını doğruturlar.

17.   İmdi yaratan zat, yaratamayan kimse gibi midir? Artık iyice düşünmez misiniz?

18.   Ve eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız, onu tamamen sayamazsınız. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

19.   Ve Allah Teâlâ gizlediğiniz şeyi de ve açıkladığınız şeyi de bilir.

20.   Ve Allah Teâlâ'dan başka kendilerine tapındıkları şeyler hiç bir şey yaratamazlar. Halbuki, onlar yaratılmışlardır.

21.   Onlar ölülerdir, diriler değildirler ve ne zaman insanların diriltileceklerini de anlayamazlar.

22.   Sizin mabudunuz, bir tek mabutdur. Ahirete imân etmeyenler ise onların kalpleri inkâr edicidir ve onlar kibirlenen kimselerdir.

23.   Şüphe yok ki, Allah Teâlâ onların neyi gizlediklerini ve neyi açıkladıklarını bilir. Muhakkak ki, o, kibirlenenleri sevmez.

24.   Ve onlara Rabbiniz ne indirdi? Denildiği vakit dediler ki: Evvelkilerin masallarını.

25.   Onlar nihayet kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak yüklenecekler ve bilgisizlikten dolayı sapıtmış oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat et! Yüklenecekleri şey ne kadar fena!

26.   Muhakkak ki, onlardan evvelkiler de hile yapmışlardır. Nihayet Allah Teâlâ'nın emri onların binalarının temellerine geldi de artık tavanları yukarlarından üzerlerine çöküverdi ve onlara azap anlayamadıkları bir yönden gelivermişti.

Nahl Sûresi 27 - 34. Ayetler

27.   Sonra kıyamet gününde onları Cenab-ı Hak rezil edecektir ve diyeceklerdir ki: Nerede o, iddia ettiğiniz gibi benim ortaklarını ki, siz onlardan dolayı müminlere muhalefette bulunur idiniz. Kendilerine ilim verilmiş olanlar da diyeceklerdir ki: Şüphe yok bütün rezillik, bütün kötülük bugün kâfirlerin üzerinedir.

28.   O kimseler ki, kendi nefislerine zulümedici oldukları halde onların ruhlarını melekler alacaktır. O vakit onlar, biz bir kötülük yapmıyorduk diye teslimiyet göstereceklerdir. Hayır, şüphe yok ki, Allah Teâlâ sizin ne yaptığınızı hakkıyla bilicidir.

29.   Artık giriniz, cehennemin kapılarına, içinde ebedî olarak kalmak üzere. Artık kibirlenenlerin yurdu ne kadar fena!

30.   Ve sakınanlara denildi ki: Rabbiniz hangi şeyi indirmiştir? Dediler ki: Hayır, bu dünyada iyilik edenler için iyilik vardır ve ahiret yurdu ise elbette daha hayırlıdır ve takva sahiplerinin yurdu ise ne güzeldir!

31.   Adn cennetleridir ki, ona gireceklerdir, altlarından ırmaklar akar. Ve onlar için orada istedikleri vardır. İşte Allah Teâlâ takva sahiplerini böylece mükâfatlandırır.

32.   Onlar ki, tertemiz oldukları halde ruhlarını melekler alıverirler, derler ki: "Selâm size" yapmış olduğunuz şey sebebiyle cennete giriniz.

33.   O inkarcılar kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbin emrinin gelmesinden başka bir şey mi beklerler? Onlardan öncekiler de öylece yapmışlardı ve onlara Allah zulüm etmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulüm eder oldular.

34.   Artık onlara yaptıkları şeylerin kötülükleri dokundu ve onları kendisiyle alay ettikleri şey sarıverdi.

Nahl Sûresi 35 - 42. Ayetler

35.   Ve müşrikler dediler ki: Eğer Allah dilese idi ondan başkasına ne biz ve ne de babalarımız ibadette bulunmazdık ve ne de onsuz bir şeyi haram kılmazdık. İşte onlardan öcekiler de böyle yapmışlardır. Artık Peygamberlerin üzerine apaçık tebliğden başka ne vardır?

36.   Andolsun ki, her ümmete Allah'a ibadet ediniz ve şeytandan kaçının diye bir Peygamber göndermişizdir. Artık o ümmetlerden bir kısmına Allah hidayet etmiştir ve onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. İmdi yeryüzünde yürüyünüz de bakınız ki, yalanlayanların âkibetleri nasıl olmuştur.

37.   Sen onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de faidesizdir çünki Allah Teâlâ sapıklığa düşürdüğüne hidayet etmez ve onlar için yardımcılardan bir kimse de yoktur.

38.   Ve Allah'a yeminleriyle yemin ettiler ki: Allah ölen bir kimseyi diriltmeyecektir. Hayır. Bu diriltmek onun üzerine hak olan bir vaaddır. Fakat insanların çoğu bilmezler.

39.   Evet... Cenab'ı Hak ölüleri diriltecektir ki onlara kendisinde ihtilâf ettikleri şeyi açıklasın ve kâfir olanlarda kendilerinin hakikaten ne yalancı kimseler olmuş olduklarını bilsinler.

40.   Bizim bir şeye sözümüz, onu dilediğimiz zaman ona ol dememizden ibarettir ki, o da hemen oluverir.

41.   Ve o kimseler ki, zulüme uğratıldıktan sonra Allah uğrunda hicret ettiler. Elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştireceğiz ve ahiret mükâfatı ise elbette daha büyüktür. Eğer bilirlerse.

42.   Onlar ki sabr etmişlerdir ve Rablerine de tevekkülde bulunurlar.

Nahl Sûresi 43 - 54. Ayetler

43.   Ve senden evvel de Resûl olarak göndermedik, ancak kendilerine vahy ettiğimiz erkekleri gönderdik. İmdi bilenlerden sorunuz eğer siz bilmiyor iseniz.

44.   O Peygamberleri açık mucizeler ile ve kitaplar ile gönderdik ve sana da Kur'an'ı indirdik ki, kendilerine indirilmiş olan emir ve nehyi insanlara açıkça anlatasın ve gerek ki onlar da düşüneler.

45.   Kötülük tuzakları kuranlar, Allah'ın onları yere geçireceğinden veya anlamadıkları bir yerden kendilerine azabın gelmesinden emin mi oldular?

46.   Veya onları dönüp dolaşırlarken yakalayıvermesinden emin mi oldular? Halbuki, onlar Hak Teâlâyı âciz bırakıcılar değildirler.

47.   Veya onları korkutmak üzere yakalayıvereceğinden emin midirler muhakkak ki, Rabbin elbette çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

48.   Allah’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi ki, onun gölgesi Allah için mütevazi bir halde secde ederek sağa ve sol taraflara eğiliverir.

49.   Ve Allah için göklerde olanlar ve yerdeki canlılar ve melekler secde ederler ve onlar kibirlenmezler.

50.   Üzerlerinde hâkim olan Rablerinden korkarlar ve emredildikleri şeyleri yaparlar.

51.   Ve Allah buyurmuştur ki, iki tanrı edinmeyiniz o ancak bir ilahtır. Artık yalnız benden korkunuz.

52.   Ve göklerde ve yerde ne varsa onun içindir ve din de daima onun içindir, bu böyle iken siz Allah'tan başkasından mı korkarsınız?

53.   Size gelen her nimet, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman ancak ona seslerinizi yükseltip sığınırsınız.

54.   Sonra sizden o zararı giderdiği vakit o an sizden bir gurup Rab’lerine ortak koşarlar.

Nahl Sûresi 55 - 64. Ayetler

55.   Kendilerine verdiğimiz şeylere karşı nankörlükte bulunmak için öyle harekette bulunurlar artık bir müddet faydalanıp durunuz, fakat yakında bileceksinizdir.

56.   Ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden mahiyetini bilmedikleri nesneler için bir hisse ayırırlar. Allah'a and olsun ki, iftira ettiğiniz şeyden dolayı elbette mes'ul olacaksınızdır.

57.   Ve Allah için kızlar isnat edinirler. Hâşâ o münezzehtir. Kendileri için ise arzu ettiklerini isnat ederler.

58.   Onlardan bir kız ile müjdelenince öfke dolu olarak yüzü simsiyah kesilir.

59.   Müjdelendiği şeyin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu aşağılık duygusu içinde tutacak mı? Yoksa onu toprağa mı gömecek? Diye düşünürdü. Bak ne kötü şey ile hükmediyorlar!

60.   Ahirete inanmayanlar için çirkin bir sıfat vardır. Allah için ise en yüksek vasıflar vardır. Ve o herşeyden üstündür, hikmet sahibidir.

61.   Ve eğer Allah Teâlâ insanları zulümleri sebebiyle cezalandıracak olsa idi yeryüzünde hiç bir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir zamana kadar erteliyor. Onların ecelleri geldiği vakit ise onlar ne bir saat geri kalabilirler ve ne de öne geçebilirler.

62.   Ve Allah için kendilerinin hoşlanmadıklarını isnat ederler ve dilleri yalanı söylüyor ki, onlar için elbette en güzel âkibet vardır. Şüphe yok ki onlar için ateş vardır. Ve onlar mutlaka o ateşte terkedilmişlerdir.

63.   Allah'a and olsun ki, senden evvel de ümmetlere Peygamberler gönderdik. Şeytan ise onlara amellerini süsleyiverdi. Artık o, bugün onların velisidir ve onlar için pek acıklı bir azap vardır.

64.   Ve sana bu kitabı indirmedik, ancak onlara kendisinde ihtilâf ettikleri şeyi açıkça bildirmen için ve imân eden bir kavim için bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere indirdik.

Nahl Sûresi 65 - 72. Ayetler

65.   Ve Allah Teâlâ gökten suyu indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra hayata erdirdi. Şüphe yok ki, bunda dinleyen bir tolum için elbette bir ibret vardır.

66.   Ve şüphe yok ki, sizin için sağmal hayvanlarda da elbette bir ibret vardır. Size onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından gelen hâlis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazından kolaylıkla geçer gider.

67.   Ve hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki ve hem de güzel rızık edinirsiniz. Muhakkak ki, bunda da aklını kullanan bir kavim için elbette bir ibret vardır.

68.   Ve Rabbin bal arısına da ilham etmiştir ki, dağlardan ve ağaçlardan ve çardaklardan evler edin.

69.   Sonra meyvelerin hepsinden yede Rabbin kolaylaştırdığı yollarına git. içlerinden renkleri muhtelif bir şerbet çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz ki, bunda düşünen bir kavim için elbette bir ibret vardır.

70.   Ve Allah Teâlâ sizi yaratmıştır. Sonra sizi öldürecektir ve sizden kimileri, ömrün en aşağı ihtiyarlık çağına red olunur ki, bir bilgiden sonra bir şey bilmez olsun. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ bilgilidir, kudretlidir.

71.   Ve Allah Teâlâ bazınızı bazınız üzerine rızk hususunda üstün kılmıştır. Artık üstün kılınanlar, rızıklarını onda eşit olmak için ellerinin altındakilere verici değildirler. İmdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?

72.   Ve Allah Teâlâ sizin için kendi cinsinizden eşler kıldı ve sizin için eşlerinizden, oğullar, torunlar yarattı. Ve sizi temiz, hoş şeylerden rızıklandırdı. Onlar hâlâ bâtıla imân edip de Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar!

Nahl Sûresi 73 - 79. Ayetler

73.   Ve Allah bırakıp da kendileri için ne göklerde ve ne de yerde olan rızıktan hiçbir şeye sahip olmayan ve güçleri dahi yetmiyen şeylere ibadet ederler.

74.   Artık Allah için benzerler kılmayınız. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ bilir, halbuki, siz bilmezsiniz.

75.   Allah Teâlâ bir misâl verdi: Başkasının malı olmuş bir köle ki, hiç bir şeye gücü yetmez ve bir kimse ki, ona tarafımızdan güzel bir rızık vermişizdir de o ondan gizli ve açık olarak infak etmektedir. Ya hiç bunlar eşit olurlar mı? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çokları bilmezler.

76.   Ve Allah Teâlâ iki kişiyi de misâl getirmiştir: Onlardan biri dilsizdir, hiç bir şeye güç yetiremez ve o, efendisi üzerine bir yüktür, onu nereye gönderse bir hayır ile gelemez. Hiç bu, adaletle emreden ve kendisi doğru bir yol üzerinde bulunan kimseye eşit olabilir mi?

77.   Ve göklerin ve yerin gaybı, onları bilmek Allah'a mahsustur. Kıyametin işi ise başka değil, ancak göz kırpıp açacak kadardır veya ondan daha yakındır. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ her şeye kadirdir.

78.   Ve Allah sizi analarınızın karınlarından hiçbir şey bilmez olduğunuz halde çıkarır. Ve size teşekkür edesiniz diye kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

79.   Görmediler mi? Gök ile yer arasında emre boyun eğdirilmiş olan kuşları. Onları Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphe yok ki, bunda imân eden bir kavim için elbette ibretler vardır.

Nahl Sûresi 80 - 87. Ayetler

80.   Ve Allah sizin için evlerinizden birer mesken kıldı ve sizin için ehli hayvanların derilerinden evler yaptı. Onları gerek göç gününde ve gerek ikametiniz gününde kolayca taşırsınız. Ve onların yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından bir zamana kadar faydalanacağınız bir ev eşyası ve bir ticaret malı meydana getirdi.

81.   Ve Allah Teâlâ yarattığı şeylerden sizin için gölgeler de yaptı ve sizin için dağlarda barınaklar yaptı ve sizin için elbiseler yaptı ki sizi sıcaktan korurlar. Ve zırhlar ki, sizi savaşlarınızda koruyacaklardır. İşte böyle nimetini sizin üzerinize tamam eder, tâki siz İslâmiyete eresiniz.

82.   Eğer onlar yine yüz çevirirlerse artık sana düşen, apaçık bir tebliğden ibarettir.

83.   Allah'ın nimetini tanırlar, sonra da onu inkâr ederler ve onların ekserisi kâfirlerdir.

84.   Ve birgün her ümmetten birer şahit göndereceğiz. Sonra kâfir olmuş olanlara izin verilmeyecektir ve onlardan bir özür dileme de istenmiyecektir.

85.   Ve zulüm edenler azabı görünce artık onlardan hafifletilmiş olmayacaktır. Ve kendilerine mühlet verilmişte olmayacaklardır.

86.   Ve müşrikler ortak koşmuş oldukları şeyleri görünce diyeceklerdir ki: Ey Rabbimiz! Bunlar seni bırakıp da bizim kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. Bunlar da onlara söz atarlar ki: Muhakkak siz yalancılarsınız dır.

87.   Ve o gün Allah Teâlâ'ya teslim bayrağını çekmiş olacaklardır. Ve iftira etmekte oldukları da kendilerinden kaybolup gitmiş bulunacaktır.

Nahl Sûresi 88 - 93. Ayetler

88.   O kimseler ki, kâfir olmuşlardır ve Allah'ın yolundan alıkoymuşlardır, onlar için bozgunculuk yaptıklarından dolayı azaplarını kat kat arttırmışızdır.

89.   Ve o gün her ümmet için de üzerlerine kendilerinden birer şahit göndereceğiz, seni de bunların üzerine bir şahit olarak getirdik ve sana kitabı her şey için bir apaçık beyan ve bir hidayet ve bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olmak üzere indirdik.

90.   Muhakkak ki, Allah Teâlâ adaleti, iyiliği ve akrabalara muhtaç oldukları şeyleri vermeyi emrediyor ve çirkin işlerden, fenalıktan hukuka tecavüzden de men ediyor. Düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

91.   Ve antlaşma yaptığınız zaman da Allah'ın ahdini yerine getiriniz ve yeminleri pekiştirdikten sonra bozmayınız. Halbuki, Allah Teâlâ'yı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ yapacağınız şeyi tamamen bilir.

92.   Ve ipliğini sağlamca büküp yaptıktan sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmetin diğer bir ümmetten daha fazla servet, kuvvet sahibi olduğu için yeminlerinizi aranızda bir fesat aracı edinirsiniz. Şüphesiz ki, Allah Teâlâ sizi bununla imtihan eder ve elbette kendisinde ihtilâf etmekte olduğunuz şeyi size kıyamet gününde açıkça beyan edecektir.

93.   Ve eğer Allah Teâlâ dilese idi elbette sizleri bir tek ümmet kılardı. Fakat o dilediğini sapıklıkta bırakır ve dilediğini hidayete erdirir ve sizler yapmakta olduğunuz şeylerden elbette sorulacaksınızdır.

Nahl Sûresi 94 - 102. Ayetler

94.   Ve yeminlerinizi aranızda hileye, fesada vesile edinmeyiniz ki bir ayak sabit olduktan sonra kayar. Ve Allah yolundan alı koyduğunuzdan dolayı kötülüğü tadarsınız ve sizin için büyük bir azap da vardır.

95.   Ve Allah’ın ahdini az bir bedel ile değişmeyin. Şüphe yok ki, Allah’ın katındaki sizin için daha hayırlıdır, eğer bilir iseniz.

96.   Sizin yanınızdaki tükenir, Allah’ın katındaki ise bakidir. Ve sabır edenleri amellerinin daha güzeli ile muhakkak ki, mükâfata kavuşturacağız.

97.   Erkekten veya kadından her kim mümin olduğu halde bir salih amelde bulunursa elbette onu temiz bir hayat ile yaşatırız ve onları yapmakta oldukları amellerin daha güzeliyle muhakkak ki, mükâfata erdireceğiz.

98.   İmdi Kur'an'ı okuyacağın zaman o kovulmuş olan şeytandan hemen Allah'a sığın.

99.   Muhakkak ki, îmân etmiş olanların ve Rab'lerine tevekkülde bulunanların üzerine onun için bir hâkimiyet yoktur.

100. Şüphesiz ki, onun hâkimiyeti ancak onu dost edinenlerin ve Allah'a ortak koşanların üzerinedir.

101. Ve biz bir âyeti bir âyetin yerine getirince, Allah ise indirdiğine çok iyi bilir, dediler ki: Sen şüphesiz bir iftiracısın. Hayır... Onların çoğu bilmezler.

102. De ki: Onu Rabbin tarafından hak olarak Mukaddes ruh indirmiştir ki, îmân edenleri sabit kılsın ve Müslümanlar için bir hidayet ve bir müjde olsun.

Nahl Sûresi 103 - 110. Ayetler

103. Ve muhakkak biliyoruz, onlar derler ki, onu şüphe yok bir insan öğretiyor. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır, bu ise apaçık bir Arap çadır.

104. Şüphe yok, o kimseler ki, Allah'ın âyetlerine imân etmezler, Allah onlara hidayet etmez ve onlar için pek acıklı bir azap vardır.

105. Yalanı ancak Allah’ın âyetlerine imân etmeyenler uydurur. İşte yalancı olanlar onlardır.

106. Kalbi İmân ile dolu olduğu halde zorlanan müstesnâ, fakat her kim imanından sonra Allah Teâlâ'yı inkâr eder de küfre kalbini açarsa işte onların üzerine Allah'tan bir gazap vardır ve onlar için pek büyük bir azap da vardır.

107. Bu da bu korkunç ceza da onların dünya hayatını ahiret hayatı üzerine tercihen daha fazla sevmiş olmalarındandır ve şüphe yok ki Allah Teâlâ kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.

108. Onlar o kimselerdir ki, Allah onların kalpleri, kulakları ve gözleri üzerine mühür basmıştır ve gafiller olanlar da işte onlardır.

109. Hiç şüphe yok ki, ahirette ziyana uğrayanlar da onlardır, onlar.

110. Sonra muhakkak ki, fitneye uğratıldıklarından sonra hicret edenleri, sonra da cihatta bulunanları ve sabır edenleri Rabbin mükâfatlandıracaktır Şüphe yok ki, senin Rabbin onun ardından da elbette bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.

Nahl Sûresi 111 - 118. Ayetler

111. O gün ki, herkes kendi nefisinden dolayı mücadelede bulunur ve herkese yaptığının karşılığı tamamen ödenir ve onlar zulüme uğratılmazlar.

112. Ve Allah bir beldeyi bir örnek gösterdi ki, güven ve huzur içinde idi, ona rızkı da her yerden bol bol gelirdi. Sonra Allah’ın nimetlerine nankörlükte bulundular. Artık Allah da onlara işledikleri şeylerden dolayı açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.

113. Ve andolsun ki, onlara kendilerinden bir Peygamber geldi, onu hemen yalanladılar, artık onlar zalimler oldukları halde kendilerini azap yakaladı.

114. Artık siz, Allah'ın size verdiği rızıklardan helâl ve tertemiz olanlarını yeyiniz ve Allah’ın nimetine şükr ediniz, eğer ona kullukta bulunuyorsanız.

115. O size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adıyla kesilmiş olanı haram kılmıştır. Ancak her kim mecbur kalırsa aşırı gitmek ve başka mecbur kalanın hakkına tecavüz etmemek üzere bunlardan yiyebilir artık şüphe yok ki, Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.

116. Lİsanlarınızın yalan yere vasıflandırdığı şeyler hakkında şu helâldir ve şu haramdır demeyiniz ki, Allah'a karşı yalan iftirada bulunmuş olursunuz. Şüphe yok ki, Allah'a karşı yalan yere iftirada bulunanlar, kurtuluşa eremezler.

117. Bu, biraz menfaatden ibarettir ve onlara pek acıklı bir azap vardır.

118. Ve sana evvelce anlatmış olduğumuz şeyleri Yahudilere haram kılmış idik. Ve onlara biz zulüm etmedik fakat onlar kendi nefislerine zulüm eder oldular.

Nahl Sûresi 119 - 128. Ayetler

119. Sonra şüphe yok ki, senin Rabbin, bir cahillikle kötülükte bulunanları, sonra onun arkasından tövbe edenleri ve hallerini ıslâh eyleyenleri elbette af edecektir muhakkak ki, senin Rabbin ondan sonra elbette bağışlayıcıdır, pek esirgeyicidir.

120. Muhakkak ki İbrahim, başlıca bir ümmet idi. Allah'a itaat ediyordu, batıldan uzak idi ve müşriklerden olmuş değildi.

121. Onun nimetlerine şükredici idi. Cenab'ı Hak da onu seçkin kıldı. Ve onu dosdoğru bir yola hidayet buyurdu.

122. Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik ve şüphe yok ki, o ahirette elbette salihlerdendir.

123. Sonra sana vahyettik ki, İbrahim'in dinine doğru yola yönelerek tâbi ol. Ve O asla müşriklerden olmadı.

124. Cumartesi tatili, ancak onda ihtilâf edenlere farz kılınmıştı. Ve şüphe yok ki, senin Rabbin kıyamet günü onların arasında ihtilâf ettikleri şey hakkında elbette hüküm verecektir.

125. Rabbin yoluna hikmet ile, güzel öğüt ile davet et ve onlar ile en güzel bir şekilde mücadelede bulun, muhakkak ki, o senin Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir ve o, doğru yola ermiş olanları da hakkıyla bilendir.

126. Ve eğer bir kimseye ceza verecekseniz, kendisiyle cezaya uğramış olduğunuz şeyin misliyle ceza verin ve eğer sabır ederseniz, elbette o, sabır edenler için daha hayırlıdır.

127. Ve sabır et ve senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir ve onlara karşı üzülme ve yapmakta oldukları hilekârca hareketten dolayı üzüntüye düşme.

128. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ sakınanlarla ve o daimî ihsanda bulunanlar ile rahmet ve yardımı itibariyle beraberdir.

Sayfa 11 / 26

  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
 
 
  • İLETİŞİM