• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
    • A'dan Z'ye
    • Alfabetik Sıralama
    • İslami Rüya Tabirleri
    • Alfabetik Sıralama

Fâtır Sûresi 45. Ayet

45.   Eğer Allah insanları kazandıkları ile hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat belirli bir süreye kadar onları erteler, sonunda ecelleri geldiği zaman, işte o zaman (gerekeni) yapar. Şüphe yok ki Allah, kullarını görendir.

Yâsîn Sûresi 1 - 12. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Yâ-sîn

2.     Hikmetli Kur'an'ın hakkı için,

3.     Emin ol ki sen, gönderilen peygamberlerdensin.

4.     Doğru yol üzerindesin.

5.     (Bu Kur'an) mutlak güçlü ve çok merhametli olan (Allah) tarafından indirilmiştir.

6.     Babaları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir kavmi uyarasın, vehameti haber veresin diye (indirilmiştir.)

7.     Andolsun ki, pek çoklarına karşı (azapla ilgili) söz hak olmuştur da onlar imana gelmezler.

8.     Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz, o kelepçeler çenelerine dayanmıştır, bu yüzden burunları yukarı gözleri aşağı somurtmaktadırlar.

9.     Hem önlerinden bir set, hem arkalarından bir set çekmişiz, kendilerini sarmışızdır, artık baksalar da göremezler.

10.   Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

11.   Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve gaybda (yâni görmediği halde) Rahmân'dan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu, hem mağfiret, hem de güzel bir mükâfatla müjdele.

12.   Şüphesiz biz, ölüleri diriltiriz. Önden takdim ettikleri şeyleri ve bıraktıkları eserleri Kitab'a geçiririz. Her şeyi apaçık bir kütükte (levh-i mahfuz'da) sayıp yazmışızdır.

Yâsîn Sûresi 13 - 27. Ayetler

13.   Onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya o gönderilen elçiler gelmişti.

14.   İşte o zaman onlara iki (elçi) göndermiştik, bunları yalanladılar, biz de bir üçüncü elçi ile izzet (kuvvet) verdik de varıp şöyle dediler: "Haberiniz olsun biz sizlere gönderilmiş elçileriz."

15.   Dediler ki: "Siz, bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz, hem Rahman hiçbir şey indirmedi, siz ancak yalan söylüyorsunuz."

16.   (Elçiler) dediler ki: "Rabbimiz bilir; biz, gerçekten size gönderilmiş elçileriz."

17.   "Açık bir tebliğden başkası ise, bizim vazifemiz değildir."

18.   Dediler ki: "Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer vazgeçmezseniz, sizi hiç tanımadan taşlarız. Ve bizden size mutlaka pek acıklı bir azap dokunur."

19.   (Elçiler) dediler ki: "Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyor diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz, israfı adet edinmiş bir kavimsiniz."

20.   O esnada şehrin tâ ucundan bir adam koşarak geldi, "Ey hemşerilerim!" dedi; "o gönderilen elçilere uyun."

21.   "Sizden bir ücret istemeyen o zatlara uyun ki, onlar hidayete ermişlerdir."

22.   "Hem neyime kulluk etmeyeyim ben, O beni yaratana? Hepiniz döndürülüp O'na götürüleceksiniz."

23.   "Hiç ben, O'ndan başka tanrılar edinir miyim? Eğer o Rahman, bana bir zarar dilerse, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve beni kurtaramazlar."

24.   "Şüphesiz ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."

25.   "Haberiniz olsun ki, ben Rabbinize iman ettim, gelin dinleyin beni!"

26.   (Şehit edildi de) denildi ki: "Haydi gir Cennete!", "Keşke," dedi; "kavmim bilseydi."

27.   "Rabbim beni bağışladı ve beni ikram olunan kullarından kıldı, keşke bunu bilselerdi."

Yâsîn Sûresi 28 - 40. Ayetler

28.   Arkasından ise kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

29.   (Onları helâk eden) sadece korkunç bir ses oldu, derhal sönüverdiler.

30.   Ey! Ne yazık şu kullara ki kendilerine gelen her peygamber ile mutlaka alay ediyorlardı.

31.   Baksalar ya, kendilerinden önce ne kadar nesiller helâk etmişiz. Onlar hiç onlara dönüp gelmiyorlar.

32.   Ancak onların hepsi toplanıp bizim huzurumuza getirilmişlerdir.

33.   Hem ölü toprak onlara bir delildir. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

34.   Orada bahçeler yaptık, hurma bahçeleri, üzüm bağları (daha neler) neler! İçlerinde pınarlar akıttık.

35.   Ürününden ve kendi elleriyle (bunlardan) imal ettiklerinden yesinler diye; hâla şükretmeyecekler mi?

36.   Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah) çok yücedir, münezzehidir.

37.   Gece de onlara bir delildir. Ondan gündüzü sıyırıp çekeriz, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlardır.

38.   Güneş de; kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, güçlü olan ve her şeyi bilen (Allah'ın) takdiridir.

39.   Ay'a da; ona birtakım menziller (yörüngeler) tayin etmişizdir. Sonunda dönmüş eski, eğri bir hurma dalı gibi olmuştur.

40.   Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri birer yörüngede yüzerler.

Yâsîn Sûresi 41 - 54. Ayetler

41.   Onlara bir delil de, o dolu gemide onların zürriyetlerini taşımamızdır.

42.   Kendilerine onun gibi binecekleri şeyler yaratmışızdır.

43.   Dilesek onları boğarız. O zaman ne onlar için bir feryadçı vardır, ne de onlar kurtarılırlar.

44.   Ancak onları, tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak bir süre ölümden kurtarır.

45.   Hal böyle iken onlara: "Önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip sakının ki rahmete erişesiniz" denildiği zaman (yüz çevirirler.)

46.   Kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet de gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.

47.   "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra sarfedin" denildiği zaman kâfirler iman edenlere şöyle dediler: "Allah'ın dilediği takdirde yedireceği kimseyi biz hiç yedirir miyiz, siz apaçık bir sapıklık içinde değilsiniz de nesiniz?"

48.   "Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman (gerçekleşecektir)?" diyorlar.

49.   Onlar, yalnızca tek bir sayhayı bekliyorlar, bir sayha ki, onlar çekişip dururlarken kendilerini yakalayıverir.

50.   O zaman bir tavsiyede bile bulunamazlar, ailelerine de dönecek değillerdir.

51.   Nihayet Sûr üfürülmüştür; Bir de bakarlar ki, onlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.

52.   (İşte o zaman:) "Eyvah, başımıza gelenlere! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? İşte bu, Rahmân'ın vâdettiğidir. Gönderilen Peygamberler doğru söylemişler!" derler.

53.   Başka değil; sadece tek bir sayha olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.

54.   Artık bugün hiçbir kimseye zerre miktarı zulmedilmez, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

Yâsîn Sûresi 55 - 70. Ayetler

55.   Gerçekten cennetlikler, bugün bir eğlence zevk etmektedirler.

56.   Kendileri ve eşleri koltuklar üzerinde kurulmuşlardır.

57.   Orada onlar için her çeşit meyve vardır, hem orada onlara ne isterlerse vardır.

58.   Merhametli Rabb'den bir de sözlü "selam" vardır.

59.   Ve haydin ayrılın bugün ey günahkarlar!

60.   "Ey Adem oğulları! Şeytana kulluk etmeyin, o, size apaçık bir düşmandır" demedim mi?

61.   "Bana kulluk edin, doğru yol budur" (demedim mi?)

62.   Böyle iken o, içinizden bir çok topluluğu yoldan çıkardı. Ya o zaman sizin akıllarınız yok muydu?

63.   İşte bu, size vâdedilen cehennemdir.

64.   İnkâr ettiğiniz için bugün ona yaslanın bakalım.

65.   Bu gün ağızlarınızı mühürleriz de neler yaptıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.

66.   Hem dilersek onların gözlerini büsbütün kör ederdik, (o zaman) yola dökülürlerdi, fakat nereden görecekler?

67.   Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de dönebilirlerdi.

68.   Bununla beraber her kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?

69.   Biz peygambere şiir öğretmedik. Zaten ona yakışmaz da. (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve parlak bir Kur'an'dır.

70.   Diri olanları uyandırmak, nankörlere de sözün (azabın) hak olması için indirilmiştir.

Yâsîn Sûresi 71 - 83. Ayetler

71.   Şunu da görmediler mi: biz onlar için ellerimizin yaptıklarından bir takım ehil hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.

72.   Onları kendilerine boyun eğdirdik; hem onlardan binekleri vardır, hem de onların etlerinden yiyorlar.

73.   Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

74.   Tuttular da Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler, güya yardım olunacaklar.

75.   O ilahların onlara yardım etmeye güçleri yetmez, aksine onlar, onlar (ilahlar) için hazırlanan askerlerdir.

76.   O halde onların lakırdıları sakın seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.

77.   İnsan görmüyor mu ki, biz onu bir damla sudan (meniden) yarattık. Şimdi o apaçık bir düşman kesildi.

78.   Yaratılışını unutarak bir de bize misal getirdi: "Çürümüşken o kemikleri kim diriltir?" dedi.

79.   De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltir ve O, her türlü yaratmayı bilir."

80.   O ki, size yeşil yaş ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.

81.   Ya gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kadirdir. Yaratan O'dur, bilen O'dur.

82.   Bir şey dilediği zaman, onun emri sadece "Ol" demektir, o da hemen oluverir.

83.   Artık tesbih edilmez mi, her şeyin mülkü elinde bulunan yüce Allah! Hepiniz döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

Saffât Sûresi 1 - 24. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Andolsun o kuvvetlere, İlâhi buyruk için o saf saf dizilip de duran meleklere.

2.     O bulutları sevk eden meleklere.

3.     Ve o yoldan zikir okuyanlara yemin olsun ki,

4.     Sizin ilâhınız birdir.

5.     O, hem göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbi, hem de bütün doğuların Rabbidir.

6.     Bakınız biz o dünya göğünü (veya yakın göğü) bir süsle, yıldızlarla donattık.

7.     Ve onu itaat etmez her şeytandan koruduk.

8.     Onlar, mele-i a'lâ'yı (yüce topluluğu) dinleyemezler. Her taraftan taşlanırlar.

9.     (Bu), onları kovmak içindir. Onlara sürekli bir azap vardır.

10.   Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir çalıp çırpan olursa, onun da peşine delip geçen parlak bir alev takılır.

11.   Şimdi sor onlara: Yaratılışça onlar mı daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Kendilerini bir cıvık çamurdan yarattık.

12.   Fakat sen seni yalanlamalarına şaşırdın. Onlar ise alay ediyorlar.

13.   İhtar edildiklerinde de düşünmüyorlar.

14.   Bir mucize gördükleri zaman da alay ediyorlar.

15.   Diyorlar ki: "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir."

16.   "Öldüğümüz, toprak ve bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, diriltilecek mişiz?" diyorlar.

17.   "Önceki atalarımızda mı?"

18.   De ki: "Evet! Hem de siz hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz)."

19.   Çünkü o (dirilme) korkunç bir sesten ibarettir. Derhal ne yapılacak diye gözleri açılır.

20.   "Eyvah bizlere! Bu, o ceza günüdür" derler.

21.   İşte bu, sizin yalan dediğiniz fasıl (iyi ve kötüyü ayırt etme) günüdür.

22.   Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri mahşere toplayın.

23.   Toplayın da götürün onları cehennem köprüsüne doğru.

24.   Ve durdurup tutuklayın onları, çünkü onlar sorguya çekilecekler!

Saffât Sûresi 25 - 51. Ayetler

25.   Ne oldu sizlere yardımlaşmıyorsunuz?

26.   Hayır, bu gün onlar teslim olmuşlardır.

27.   Birbirine dönmüş soruşturuyorlardı:

28.   "Siz bize sağdan suret-i haktan görünerek gelirdiniz" derler.

29.   Ötekiler "Yok" derler; "siz inanmamıştınız."

30.   "Ve bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu, fakat siz azmış bir kavimdiniz."

31.   "Onun için Rabbimizin sözü (azabı) hak oldu. Kuşkusuz hepimiz tadacağız."

32.   "Evet biz sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık."

33.   O halde o gün hepsi azapta ortaktırlar.

34.   İşte biz günahkarlara böyle yaparız, cezalandırırız.

35.   Çünkü onlara, "Allah'tan başka ilah yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı.

36.   "Hiç biz deli bir şair için ilahlarımızı bırakacak mıyız?" diyorlardı.

37.   Hayır! O, hak ile geldi ve bütün peygamberleri doğruladı.

38.   Elbette siz, elem verici azabı tadacaksınız.

39.   Başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.

40.   Ancak bu azaptan Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır.

41.   Onlar için bilinen bir rızık vardır.

42.   Meyveler (vardır.) Onlar hep ikram olunurlar.

43.   Naîm cennetlerinde.

44.   Karşılıklı koltuklar üzerinde otururlar.

45.   Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.

46.   İçecekleri bembeyaz, içenlere lezzet verir.

47.   Onda ne bir zarar vardır, ne de başlarına vurur.

48.   Yanlarında iri gözlü, bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş dilberler vardır.

49.   Onlar, sanki saklı yumurtalar gibidirler.

50.   Derken birbirlerine dünyadaki hallerini sorarlar.

51.   İçlerinden biri: "Benim, dirilmeyi inkâr eden bir arkadaşım vardı" der.

Saffât Sûresi 52 - 76. Ayetler

52.   Bana derdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın?"

53.   Öldüğümüz, bir toprak ve bir yığın kemik olduğumuz zaman gerçekten biz cezalanacak mıyız?

54.   (Allah Teâlâ orada bulunanlara:) "Siz (işin gerçeğine) vâkıf mısınız?" buyurur.

55.   Derken (o konuşan) bakmış, onu tâ cehennemin ortasında görmüştür.

56.   Sitem ederek ona dedi ki: "Yemin ederim ki, sen az daha beni helâk edecektin."

57.   "Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu getirilenlerden olacaktım."

58.   Cennet ehli der ki: "Nasılmış bak?

59.   Biz ilk ölümümüzden başka ölecek değiliz ve biz azâba da uğrayacak değiliz."

60.   İşte bu, hiç şüphesiz büyük bir kurtuluştur.

61.   Çalışanlar, böyle bir kurtuluş için çalışsın.

62.   Nasıl, konukluk için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?.

63.   Biz onu zakkumu zalimler için bir fitne (imtihan) kılmışızdır.

64.   O bir ağaçtır ki, cehennemin dibinden çıkar.

65.   Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

66.   Kuşkusuz (cehennemdekiler), ondan yiyeceklerdir. Karınlarını ondan dolduracaklardır.

67.   Sonra (zakkum yemeğinin) üzerine onlara, kaynar sudan bir haşlamaları vardır.

68.   Sonra da şüphesiz onların dönüşü, cehennemedir.

69.   Çünkü onlar, babalarını sapıklıkta buldular.

70.   Şimdi de onların peşlerinden koşturuyorlar.

71.   Gerçekten onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklıkta idi.

72.   Andolsun, onlara uyarıcı peygamber de gönderdik.

73.   Sonra da bak, o uyarılanların sonu nasıl oldu?

74.   Ancak Allah'ın ihlâs ile seçilen kulları başka!

75.   Andolsun Nuh, bize (yalvarıp) seslenmişti. Biz de gerçekten duayı ne güzel kabul ederiz!

76.   Hem onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

Saffât Sûresi 77 - 102. Ayetler

77.   Hem Nuh'un neslini kalıcı kıldık

78.   Hem de sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık.

79.   Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun!

80.   İşte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

81.   Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı.

82.   Sonra da diğer inkar edenleri suda boğduk.

83.   Şüphesiz İbrahim de O'nun (Nuh'un) kolundandı.

84.   Çünkü Rabbine arınmış bir kalp ile (kalb-i selim ile) geldi.

85.   Hani o, babasına ve kavmine şöyle dedi: "Siz nelere tapıyorsunuz?"

86.   Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilahlar istiyorsunuz?

87.   Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?

88.   Bunun üzerine İbrahim yıldızlara bir göz attı.

89.   "Ben hastayım" dedi.

90.   O zaman onlar arkalarını dönerek başından kaçıverdiler.

91.   Derken bir kurnazlıkla onların ilahlarının yanına vardı. "Buyursanız ya, yemez misiniz?" dedi.

92.   "Neyiniz var konuşmuyor musunuz?" dedi.

93.   Sonra onların üzerlerine yürüyüp kuvvetli bir darbe indirdi, onları kırdı.

94.   Putperestler, bunun üzerine birbirlerine girerek ona yöneldiler.

95.   (İbrahim:) "Â" dedi; "siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"

96.   "Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı".

97.   Dediler ki: "Haydin, bunun için bir bina yapın ve onu derhal ateşe atın!"

98.   Böylece ona bir tuzak kurmak istediler, biz de tuttuk kendilerini alçaklardan kıldık.

99.   Bir de İbrahim dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum. O, bana yolunu gösterir."

100. "Rabbim! Bana sâlihlerden (olacak bir çocuk) ver." dedi.

101. Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik.

102. O çocuk yanında koşma çağına erişince: "Ey yavrum! Ben, rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Artık bir düşün, ne dersin?" dedi. (Oğlu da:) "Ey Babacığım! Ne emrolunuyorsan yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın!" dedi.

Saffât Sûresi 103 - 126. Ayetler

103. Bu şekilde ikisi de (Allah'a) teslim olup onu şakağı üzerine yatırınca;

104. Biz ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

105. "Rüyayı gerçekleştirdin. Biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız."

106. Şüphesiz ki, bu, apaçık bir imtihandır.

107. Ve ona oğluna bedel büyük bir kurbanlığı fidye olarak verdik.

108. Sonrakiler içinde ona iyi bir nam da bıraktık.

109. Selam olsun İbrahim'e!

110. İşte iyileri böyle mükâfatlandırırız.

111. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.

112. Bir de sâlihlerden bir peygamber olmak üzere İbrahim'e İshak'ı müjdeledik.

113. Hem O'na hem İshak'a bereketler verdik; ikisinin neslinden iyi kimseler de var, açıkça kendine zulmeden de.

114. Andolsun, Musa ile Harun'u da nimetlerimize erdirdik.

115. Kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık,

116. Onlara yardım ettik de, galip gelenler onlar oldular.

117. Kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik.

118. Ve kendilerini doğru yola çıkardık.

119. Sonrakiler içinde namlarını da bıraktık.

120. Selam olsun Musa ile Harun'a!

121. İşte biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız.

122. Çünkü ikisi de bizim mümin kullarımızdandır.

123. Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir.

124. İlyas, kavmine şöyle demişti: "Siz Allah'dan korkmaz mısınız?"

125. O en güzel yaratanı bırakıp da bir Ba’le mi yalvarıyorsunuz?

126. O Rabbiniz ve önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı.”

Saffât Sûresi 127 - 153. Ayetler

127. O zaman İlyas'ı yalanladılar, şüphesiz ki, onlar da (cehenneme) götürüleceklerdir.

128. Allah'ın ihlâslı kulları müstesna.

129. Ona da sonrakiler içinde bir ün bıraktık.

130. "Selam olsun İlyas'a!" dedik.

131. İşte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

132. Çünkü O, bizim mümin kullarımızdandır.

133. Şüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendi.

134. O'nu ve bütün ailesini kurtardık.

135. Batanlar arasında kalan kadından başka, onu kurtarmadık.

136. Sonra diğerlerini yerle bir eyledik.

137. Ey insanlar, elbette siz, sabah ve akşam onlara uğrar ve oradan geçersiniz.

138. Ya akıl edip de düşünmez misiniz?

139. Şüphesiz Yunus da, o gönderilen peygamberlerdendir.

140. Hani bir vakit dolu gemiye binip kaçmıştı.

141. Kur'a çekilmişti de, (gemiden) atılanlardan olmuştu.

142. Derken kendisini balık yuttu, pek pişmandı.

143. Eğer Allah'ı çok tesbih edenlerden olmasaydı,

144. Şüphesiz tekrar diriltilecekler! güne kadar onun karnında kalırdı.

145. Hemen biz onu boş bir alana attık, o, halsiz ve hasta idi.

146. Ve üzerine (gölge yapması için) kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.

147. Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.

148. Sonunda O'na iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık, yaşattık.

149. Şimdi putperestlere sor: "Rabbine kızlar, onlara oğullar, öyle mi?"

150.    Yoksa onların gözü önünde biz melekleri dişiler olarak mı yarattık?

151. Dikkat edin, şüphesiz ki onlar, uydurdukları yalanlardan olarak derler ki:

152. "Allah doğurdu." Onlar, elbette yalancıdırlar.

153. (Allah), kızları, erkek çocuklarına tercih mi etmiş?

Saffât Sûresi 154 - 182. Ayetler

154. Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?

155. Hiç mi düşünmezsiniz?

156. Yoksa bu konuda sizin için açık bir ferman mı var?

157. Eğer doğru söylüyorsanız, kitabınızı getirin!

158. Bir de Allah ile cinler arasında da bir soy bağı uydurdular. Andolsun, cinler bilirler ki, kendileri de (hesap yerine) götürüleceklerdir.

159. Allah, onların isnat ettikleri vasıflarından münezzehtir.

160. Fakat Allah'ın ihlaslı kulları başka, onlar azap görmeyecektir.

161. Çünkü siz ve taptıklarınız;

162. Cehenneme girecek kimselerden başkasını.

163. Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.

164. (Melekler ise şöyle derler:) "Bizim her birimiz için bilinen bir makam vardır."

165. "Elbette biz, orada saf saf dizilenlerdeniz."

166. "Ve elbette biz, Allah'ı tesbih edenlerdeniz."

167. (Putperestler) şöyle diyorlardı.

168. "Eğer yanımızda öncekilere verilen (kitaplardan) bir kitap olsaydı",

169. "Elbette Allah'ın ihlâslı kullarından olurduk".

170. İşte şimdi onu inkâr ettiler, ama ileride bilecekler.

171. Andolsun peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir.

172. "Elbette onlar zafere ulaşacaklardır."

173. Ve elbette bizim askerlerimiz, mutlaka onlar galip geleceklerdir.

174. Onun için sen, bir zamana kadar onlardan yüz çevir.

175. Gör onları (akıbetleri ne olacak), onlar da yakında görecekler.

176. Ya şimdi bizim azabımızı acele mi istiyorlar?

177. Ama azap onların sahasına indiği zama, ne kötüdür o acı haber verilenlerin sabahı.

178. Yine sen bir zamana kadar onlardan yüz çevir, onlara aldırma.

179. Onların halini gör, onlar da yakında görecekler.

180. İzzet sahibi Rabbin, onların isnat etikleri vasıflardan münezzehtir.

181. Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!

182. Alemlerin Rabbi olan Allah’a da hamd olsun!

Sâd Sûresi 1 - 16. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Sâd. Bu öğütle dolu Kur'an'a yemin olsun ki!

2.     O inkar edenler, iddialarının aksine bir gurur ve ayrılık içindedirler.

3.     Kendilerinden önce nicelerini helâk ettik; o zaman feryat ettiler, fakat artık kurtulma zamanı değildi.

4.     İçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar ve kafirler dediler ki: "Bu yalancı bir sihirbazdır."

5.     "İlahları hep bir ilah mı kılmış?" Bu gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf!

6.     İçlerinden o heyet de fırladı ve şöyle dedi: "İlahlarınız üzerinde sabır ve sebat edin; bu, gerçekten arzu edilen, istenen bir şeydir."

7.     "Biz, bunu diğer son dinde de işitmedik, bu, mutlaka bir uydurmadır." dediler.

8.     "Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler ve kalkıp yürüdüler. Doğrusu onlar, benim Kur'an'ım hakkında bir şüphe içindeler. Hayır henüz azabımı tatmadılar.

9.     Yoksa sana onu veren güçlü ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hâzineleri onların yanında mı?

10.   Yahut bütün göklerin, yerin ve arasındakilerin mülkü onların mı? Öyleyse haydi sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler, görelim.

11.   Onlar, burada çeşitli gruplardan olma bozguna uğratılmış bir ordudur.

12.   Onlardan önce Nuh kavmi, Âd ve kazıklar sahibi Firavun da, yalanlamıştı.

13.   Semûd, Lût kavmi ile Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.

14.   Onların hepsi gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden onlara azabım hak oldu.

15.   Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.

16.   Bir de "Ey Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce acele ver," dediler.

Sâd Sûresi 17 - 26. Ayetler

17.   Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, hep Allah'a yönelirdi.

18.   Çünkü biz, sabah akşam onunla beraber tesbih eden dağları, onun emri altına vermiştik.

19.   Kuşları da toplu olarak (onun emri altına vermiştik.) Hepsi O'na yönelirdi.

20.   Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hikmet ve güzel konuşma vermiştik.

21.   Ey Muhammed, bir de davacıların kıssası sana gelmedi mi? Hani mabedin suruna tırmanıp mihraba ulaşmışlardı.

22.   O zaman Davud'un yanına girmişlerdi de (Davud) onlardan korkmuştu. Dediler ki: "Korkma! Biz, iki davacıyız, birimiz diğerinin hakkına tecavüz etti. Şimdi sen, aramızda hak ile hükmet, aşırı gitme; bize doğru yolu göster"

23.   Onlardan biri şöyle dedi: "Şu benim kardeşim. Onun doksan dokuz dişi koyunu var, Benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken "Onu bana bırak" dedi ve beni tartışmada yendi."

24.   Davud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiştir. Gerçekten ortakların çoğu birbirlerinin haklarıma tecavüz ederler. Ancak iman edip de salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır! Davud, kendisini denediğimizi sanmıştı, hemen Rabbinden mağfiret diledi ve rükû ederek yere kapanıp tevbe ile (Allah'a) yöneldi."

25.   Biz de onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.

26.   Ey Davud! Muhakkak ki biz seni yeryüzünde halife kıldık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ (ve hevesine) uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.

Sâd Sûresi 27 - 42. Ayetler

27.   Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, inkâr edenlerin zannıdır. Onun için vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!

28.   Yoksa iman edip de salih işler yapanları, biz o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Veya o sakınan takva sahiplerini, arsız çapkınlar gibi yapar mıyız?

29.   Bu çok mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri ibret alsınlar diye indirdik.

30.   Bir de Davud'a Süleyman'ı verdik. O, ne güzel kuldu. Doğrusu o, daima (Allah'a) yönelirdi.

31.   Akşam üstü kendisine üç ayağının üzerinde durup bir ayağını tırnağının üzerine diken safkan koşu atları sunulmuştu.

32.   (Süleyman) dedi ki: "Ben mal (veya at) sevgisini, Rabbimi anmak için istedim. Nihayet güneş battı.

33.   "Onları bana geri getirin" (dedi.) Sonra bacaklarını ve boyunlarını silmeye (sıvazlamaya) başladı.

34.   Andolsun, Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne onu, zayıflamasından cansız bir ceset gibi bıraktık, sonra tevbe ile (Allah'a) yöneldi.

35.   (Süleyman:) "Rabbim! Beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ver. Şüphesiz sen, bütün dilekleri verensin" dedi.

36.   Bunun üzerine rüzgarı onun emrine amade kıldık. Onun emriyle istediği yere yumuşakça eserdi.

37.   Şeytanları da; bina ustası ve dalgıç olarak ve,

38.   Zincirlerle birbirine bağlı diğer yaratıkları da onun emrine verdik.

39.   "İşte bu, bizim ihsanımız. İster ver, ister elinde tut; hesabı yok!" dedik.

40.   Şüphesiz ki, huzurumuzda onun büyük bir yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.

41.   Kulumuz Eyyub'u da an. O, Rabbine şöyle seslenmişti: "Doğrusu Şeytan bana meşakkat ve elem verdi."

42.   Ona "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" (dedik).

Sâd Sûresi 43 - 61. Ayetler

43.   Tarafımızdan bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için bir ibret olmak üzere ona, bütün ailesini ve onlarla beraber bir mislini bağışladık.

44.   "Bir de eline bir demet al da onunla vur, yemininde durmamazlık etme." dedik. Gerçekten biz O'nu sabırlı bir kul bulduk. O, ne güzel kuldu! Doğrusu O, daima (Allah'a) yönelirdi.

45.   Ey Muhammed, kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Ya'kub'u da an. Onlar güç ve basiret sahibi idiler.

46.   Biz, onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.

47.   Çünkü onlar, bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı kimselerden idiler.

48.   İsmail'i de, Elyesa'ı da, Zü'lkifl'i de an. Hepsi de hayırlı olanlardan idiler.

49.   işte bu, bir öğüttür, hatırlatmadır. Şüphesiz sakınan takva sahipleri için güzel bir gelecek vardır.

50.   Bütün kapıları sadece kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.

51.   Onlar, koltuklarına kurularak orada bir çok meyveler ve bambaşka içecekler isterler.

52.   Yanlarında da bakışlarını eşlerine çevirmiş kendilerine yaşıt dilberler vardır.

53.   İşte bu, o hesap günü için size vâdolunandır.

54.   İşte bu, bizim verdiğimiz rızkımızdır. Ona hiç tükenmek yoktur.

55.   Bu böyle, ama şüphesiz azgınlara kötü bir gelecek vardır.

56.   Onlar, Cehenneme yaslanacaklar, fakat o, ne çirkin döşektir.

57.   İşte bu, kaynar su ve irindir.  Artık tatsınlar onu.

58.   Buna benzer başka çift çift daha beter azaplar vardır.

59.   (İnkârcıların liderlerine:) "İşte şu, bir bölüktür, sizinle beraber (küfür ve zulümde) göğüs germişlerdir." (denildiğinde de, liderler:) "Onlara rahatlık yok olmasın (derler). Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir.

60.   (Liderlere uyanlar ise:) "Hayır, asıl rahatlık yüzü görmeyin. Onu bize siz sundunuz! Bakın ne kötü yataktır!" derler.

61.   Yine onlar: "Ey Rabbimiz! Bize bunu hazırlayanın ateşteki azabını kat kat artır!" derler.

Sâd Sûresi 62 - 83. Ayetler

62.   Bir de inkarcılar derler ki: "Kendilerini dünyada iken kötülerden saydığımız birtakım adamları niye (burada) görmüyoruz?"

63.   "Onları alaya aldık ya! Yoksa bu gözler, onlardan kaydı mı?"

64.   İşte böyle cehennem ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.

65.   Ey Resûlüm, de ki: "Ben, ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. Tek ve kahhâr olan Allah'tan başka hiç bir tanrı yoktur."

66.   "O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. Üstündür, güçlüdür ve bağışlayandır."

67.   De ki: "Bu, büyük bir haberdir."

68.   Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.

69.   Onlar, orada tartışırlarken benim mele-i a'lâ hakkında hiçbir bilgim yoktu.

70.   Fakat ben, apaçık uyarıcı bir peygamber olduğum için o bilgi "bana vahyolunuyor.

71.   Rabbin meleklere demişti ki: "Haberiniz olsun, ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."

72.   "Onu bir biçime sokup ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın."

73.   Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.

74.   Yalnız İblis kibirlendi ve kâfirlerden oldu.

75.   (Allah) buyurdu ki: "Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibirlenmek mi istedin, yoksa yücelerden misin?"

76.   (İblis) dedi ki: "Ben, ondan hayırlıyım, beni bir ateşten yarattın onu ise bir çamurdan yarattın."

77.   (Allah) buyurdu ki: "Hemen çık oradan (cennetten)! Çünkü artık sen kovulmuş birisin."

78.   "Şüphesiz ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir."

79.   (İblis) dedi ki: "Rabbim! O halde diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver."

80.   (Allah) buyurdu ki: "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin."

81.   "Sen, bilinen güne kadar mühlet verilenlerdensin."

82.   (İblis) dedi ki: "Öyle ise, izzetine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka azdırıp saptıracağım."

83.   "Ancak içlerinden ihlâslı kulların müstesna, onları saptıramam."

Sâd Sûresi 84 - 88. Ayetler

84.   (Allah) buyurdu ki: "O doğrudur ve ben hep doğruyu söylerim."

85.   "Andolsun ki, mutlaka sen ve sana tabi olanların hepsiyle tıka basa cehennemi dolduracağım."

86.   (Resûlüm!) De ki: "Sizden ona karşı bir ücret istemiyorum ve ben yapmacık davrananlardan değilim."

87.   "O (Kur'an), bütün âlemler için yalnızca bir öğüttür."

88.   "Şüphesiz onun haberinin doğruluğunu bir zaman sonra bileceksiniz."

Zümer Sûresi 1 - 5. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Bu Kitap, üstün ve hikmet sahibi olan Allah katından indirilmiştir.

2.     Emin ol, biz sana kitab'ı hak olarak indirdik; onun için dini Allah'a has kılarak O'na ibadet ve kulluk et.

3.     İyi bil ki, hâlis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka kendilerine birtakım dostlar edinenler de şöyle demektedirler: Biz, onlara sadece bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeylerde hükmünü verecektir. Kuşkusuz yalancı, nankör olan kimseyi Allah, doğru yola çıkarmaz.

4.     Allah, bir evlât edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tır.

5.     (Allah), gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Ayı ve güneşi emri altına almıştır. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gider. Uyan! O, üstün ve güçlü olan, çok bağışlayandır.

Zümer Sûresi 6 - 10. Ayetler

6.     O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yarattı, hem onun eşini de ondan yarattı ve sizin için yumuşak başlı ehil hayvanlardan sekiz eş indirdi. Sizleri analarınızın karınlarında üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratıyor. İşte Rabbiniz Allah O'dur. Mülk O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. O halde O'na kulluktan nasıl çevrilirsiniz?

7.     Eğer inkâr ederseniz, şüphe yok ki Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz. Ama Eğer şükrederseniz, buna razı olur. Hiçbir günahkâr, diğerinin günahını çekmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O zaman O, size yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü O, bütün sinelerin özünü bilendir.

8.     İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, bütün gönlünü Rabbine vererek dua eder. Sonra (Allah) tarafından kendisine bir nimet lutfedildiği zaman önceden O'na dua ettiği hali unutur da O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler koşmaya başlar. De ki: "Küfrünle biraz zevk içinde eğlen dur; çünkü sen, ateşliklerdensin."

9.     Yoksa gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp kıyam durarak daima vazifesini yapan, ahiretini sayan ve Rabbinin rahmetini uman kimse (o inkarcı gibi) olur mu? De ki:"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bunu ancak temiz akıl sahipleri anlar."

10.   (Resûlüm!) söyle: "Ey iman eden kullarım! Rabbinizden takva ile sakının, bu dünyada güzellik yapanlara güzellik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenir."

Zümer Sûresi 11 - 21. Ayetler

11.   De ki: "Ben, dini Allah'a hâlis kılarak O'na ibadet emekle emrolundum."

12.   "O'na teslim olan müslümanların ilki olmakla da emrolundum".

13.   De ki: "Rabbime isyan edersem, büyük günün azabından korkarım."

14.   De ki: "Ben, dinimi Allah'a halis kılarak yalnız O'na kulluk ederim."

15.   Ey müşrikler "Siz de O'ndan başka dilediğinize kul olun! De ki: asıl hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de mensuplarını ziyana sokanlardır. Evet, işte asıl apaçık hüsran odur."

16.   Onların üstlerinden ateşten tabakalar, altlarında da tabakalar vardır. Duydunuz ya, İşte Allah, kullarını bununla sakındırıyor Ey kullarım! Yalnız benden sakının.

17.   Tâğut'tan, ona kulluk etmekten kaçınıp da tam gönülle, Allah'a yönelenlere gelince, onlar için müjde vardır. Haydi kullarımı müjdele:

18.   Onlar ki, sözü dinlerler, sonra da en güzelini tatbik ederler. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir ve işte onlar, temiz akıl sahipleridir.

19.   Resûlüm, Ya hakkında azap hükmü hak olmuş, o ateşteki kimseyi sen mi çıkaracaksın?

20.   Fakat Rablerinden sakınanlara ise, altından ırmaklar akan, üst üste yapılmış köşkler vardır. İşte bu, Allah'ın vaadidir. Allah, vaadinden dönmez.

21.   Görmedin mi, Allah gökten bir su indirip de onu yerdeki kaynaklara koyduğunu? Sonra onunla türlü türlü renklerde ekin çıkarır, sonra o kurur, onu sararmış görürsün; sonra da onu bir çöpe çevirir. Elbette bunda, temiz akıl sahipleri için bir ihtar vardır.

Zümer Sûresi 22 - 31. Ayetler

22.   Allah, her kimin bağrını İslâm'a açmışla, işte o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? O halde Allah'ın zikrinden kalpleri katılaşmış olanların vay haline. Onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.

23.   Allah, sözün en güzelini, ikizli ahenkli bir kitap olarak indirdi. Ondan Rablerine saygısı olanların derileri ürperir. Sonra derileri de kalpleri de Allah'ın zikrine yumuşar. İşte o kitap, Allah'ın rehberidir. Allah onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Her kimi de Allah, şaşırtırsa artık ona hidayet edecek yoktur.

24.   Kıyamet günü zalimlere: "kazandıklarınızı tadın bakalım" denilir. O kötü azaptan kendini korumaya çalışan kimse, kendini ondan emin gören kimse gibi midir?

25.   Onlardan öncekileri yalanladılar da, kendilerine farkına varmadıkları bir yerden azap geliverdi.

26.   Bu suretle Allah onlara dünya hayatında zilleti tattırdı ve elbette ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

27.   Yemin ederim ki biz, iyi düşünsünler diye bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali getirdik.

28.   Sakınsınlar diye pürüzsüz Arapça bir Kur'an (indirdik.)

29.   Allah, şunu bir misal olarak verir: bir adam (köle), ona sahip bir takım ortaklar var, hırçın hırçın çekişip duruyorlar; bir adam (köle) de yalnız bir kişiye ait! Hiç bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'ındır. Fakat pek çokları bilmezler.

30.   Ey Resûlüm, elbette sen öleceksin ve elbette onlar da ölecekler.

31.   Sonra siz muhakkak Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.

Zümer Sûresi 32 - 40. Ayetler

32.   Allah'a karşı yalan söyleyen, kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kâfirlerin yeri cehennemde değil midir?

33.   Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar takva sahipleridir.

34.   Onlara Rableri katında ne dilerlerse vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır.

35.   Çünkü Allah, onların daha önce yaptıkları amelin en kötüsünü bile örtüp işlemekte oldukları güzel amellerin en güzeline göre mükâfatlarını kendilerine verecektir.

36.   Allah kuluna kâfi değil midir? Durmuşlar da seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Her kimi de Allah şaşırtırsa artık ona hidayet edecek kimse yoktur.

37.   Her kime de Allah hidayet verirse, onu da şaşırtacak kimse yoktur. Allah intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir?

38.   Andolsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allah" diyecekler. De ki: "o halde gördünüz ya Allah'tan başka taptıklarınızı, eğer Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar onun zararını giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun rahmetini önleyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler, hep O'na tevekkül ederler."

39.   De ki: "Ey kavmim! Haliniz üzere çalışın, şüphesiz ben de çalışıyorum; artık ileride bileceksiniz".

40.   Kendisini rezil edecek azap kime gelecek ve kimin üstüne sürekli bir azap inecek bileceksiniz!

Sayfa 19 / 27

  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19
  • 20
  • 21
  • 22
  • 23
 
 
  • İLETİŞİM