• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
    • A'dan Z'ye
    • Alfabetik Sıralama
    • İslami Rüya Tabirleri
    • Alfabetik Sıralama

Muhammed Sûresi 30 - 38. Ayetler

30.   Dileseydik biz onları sana gösterirdik de kendilerini bütün simalarıyla tanırdın ve şüphesiz sen onları lakırdılarının üslubundan tanırsın! Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir.

31.   Andolsun ki, sizi imtihana sokacağız; ta ki içinizden cihad edenleri ve sabredenleri belli edelim ve haberlerinizi imtihan meydanlarında açıklayalım!

32.   Haberiniz olsun ki, o inkar edip Allah yolundan alıkoyanlar ve hak kendilerine belli olduktan sonra Peygambere karşı gelenler, hiçbir zaman Allah'a zerre miktarı zarar veremezler. O, onların amellerini boşa çıkaracaktır.

33.   Ey bütün iman edenler! Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin de amellerinizi iptal eylemeyin!

34.   Haberiniz olsun ki, inkar edip Allah yolundan şaşan, sonra da kafir oldukları halde ölenleri Allah, hiçbir zaman bağışlamaz.

35.   Onun için ey mü'minler, gevşeklik etmeyin de sizler daha üstün iken onları barışa çağırmayın! Allah, sizinledir ve asla sizin amellerinize kıymaz!

36.   Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer siz, iman eder de iyi sakınırsanız, Allah, size hem mükafatlarınızı verir, hem de sizden bütün mallarınızı zekât olarak istemez.

37.   Eğer sizden onların hepsini ister de sizi çıplak bırakacak olsaydı, cimrilik edip dayatırdınız, (bu da) sizin bütün kinlerinizi meydana çıkarırdı.

38.   İşte siz şunlarsınız: Allah yolunda infak etmeye davet olunuyorsunuz da yine içinizden kimisi cimrilik ediyor, halbuki kim cimrilik ederse, kendi aleyhine cimrilik etmiş olur! Allah zengindir, fakirler sizsiniz. Eğer tersine giderseniz başka bir kavmi tutar yerinize getirir, sonra onlar sizin gibi olmazlar.

Fetih Sûresi 1 - 9. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Doğrusu biz sana apaçık bir fetih verdik.

2.     Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayıp üzerindeki nimetini tamamlayacak ve seni dosdoğru bir caddeye çıkaracak.

3.     Ve Allah sana eşsiz bir zafer ile vardım edecek, seni aziz kılacak!

4.     İmanları üstüne iman artırsınlar diye müminlerin kalplerine o huzuru indiren O'dur. Öyle ya, bütün göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

5.     (Bütün bu lütuflar) mümin erkekleri ve mümin kadınları ebedîyen içinde kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koymak ve kabahatlerini örtmek içindir. Bu, Allah yanında büyük bir kurtuluştur.

6.     Ve Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara, o kötülük girdabı başlarına dönesilere azap etmek içindir. Allah onlara gazap etmiş, lânet etmiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır; ona gidiş de ne kötüdür!

7.     Evet, o göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah mutlak güçlü olandır, hikmet sahibidir.

8.     Doğrusu biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeleyici, hem de bir uyarıcı olarak gönderdik.

9.     Ki sizler de Allah'a ve Resûlü'ne iman edesiniz, O'na yardım edesiniz, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz.

Fetih Sûresi 10 - 15. Ayetler

10.   Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların elinin üstündedir. Onun için kim cayarsa sırf kendi aleyhine cayar, kim de Allah'a verdiği sözü yerine getirirse, O da ona yarın büyük bir mükâfat verecektir.

11.   Yakında bedevilerden geri bırakılanlar sana diyecek ki: "Bizleri mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun için bize bağışlanma dile." Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söyleyecekler. De ki: Eğer (Allah) size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda dilerse, sizin için kim Allah'a karşı bir şey yapabilir? Doğrusu Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

12.   Doğrusu siz, Peygamberin ve müminlerin ailelerine dönmeyeceklerini sandınız ve bu, kalplerinizde allandı pullandı; kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavim oldunuz.

13.   Her kim Allah'a ve Resûlüne inanmazsa, bilsin ki biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

14.   Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine de azap eder. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

15.   Sizler ganimetleri almak için koştuğunuz zaman, cihaddan geri bırakılanlar diyecek ki: "Bırakın bizi, arkanızdan gelelim." Allah'ın kelamını değiştirmek isteyecekler. De ki: "Siz bizim arkamızdan asla gelmeyeceksiniz, Allah bundan önce sizin hakkınızda böyle buyurdu." Ona da diyeceler ki: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz." Bilâkis onlar, ince anlamaz, anlayışı az kimselerdir.

Fetih Sûresi 16 - 23. Ayetler

16.   Geri bırakılan Bedevilere de ki: "Siz ileride çok kuvvetli savaşçı olan bir kavme (karşı savaşmaya) çağırılacaksınız, ya onlarla savaşırsınız, yahut müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, o zaman Allah size güzel bir mükâfat verir ve bundan önce yaptığınız gibi, aksine giderseniz, sizi elem verici bir azap ile azaplandırır."

17.   Köre zorlama yoktur, topala da zorlama yoktur, hastaya da zorlama yoktur. Bununla her kim Allah'a ve Rasulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar ve her kim aksine giderse, onu da elem verici bir azap ile azaplandırır.

18.   Andolsun ki, ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı oldu. Kalplerindekini bildi de üzerlerine o güven duygusunu indirdi ve kendilerine yakın bir fethi karşılık olarak verdi.

19.   Ve alacaları birçok ganimetleri de verdi. Allah mutlak güçlü olandır, hikmet sahibidir.

20.   Allah, size birçok ganimetler vâ'detti; onları alacaksınız! Şimdilik bunları size peşin verdi ve insanların ellerini sizden çekti ki müminlere bir alamet olsun ve sizi dosdoğru bir caddeye (sırat-ı müstekime) çıkarsın!

21.   Allah, size zaferin, ganimetin bir diğerini daha (vaadetti) ki, ona henüz eliniz ermedi, fakat Allah, onu kuşatmıştır. Allah, her şeye kadirdir.

22.   Eğer o inkar edenler, sizinle çarpışsalardı, mutlaka arkalarına döneceklerdi, sonra da ne bir dost bulabileceklerdi, ne de bir yardımcı.

23.   Allah'ın ötedenberi süregelen kanunu (böyledir.) Allah'ın kanununda bir değişiklik bulamazsın.

Fetih Sûresi 24 - 38. Ayetler

24.   Mekke deresinde onlara karşı size zafer vermişken onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken O'dur. Hem Allah, yaptıklarınızı görendir.

25.   Onlar, inkâr edip de sizi Mescid-i Haram'dan ve durdurulmakta bulunan hediyeleri (kurbanları) mahalline (Mina'ya) varmaktan meneden kimselerdir. Eğer kendilerini bilmediğiniz bir takım mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeyerek çiğneyip de şanınıza o yüzden leke gelecek olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi). Allah, dilediğini rahmetine koyacağı için (böyle yapmıştır.) Eğer onlar, çekilebilselerdi (sizin tarafa geçebilselerdi) elbette' içlerinden o inkâr edenleri elem verici bir azaba uğratırdık.

26.   O inkâr edenler, kalplerinde taassubu, cahiliye taassubunu kaynattığı sırada, Allah, Resûlünün ve mü'minlerin üzerine huzur ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Onlar da buna lâyık ve ehil kimselerdi. Evet, Allah her şeyi bilendir.

27.   Andolsun ki Allah, Resûlünün rüyasını doğru çıkardı. Andolsun ki, Allah'ın dilemesi ile Mescid-i Haram'a güven içinde başlarınızı kazıtarak, kısaltmış olarak, korkmadan gireceksiniz. Fakat (Allah) sizin bilmediğiniz şeyleri bilir. Size bundan önce yakın bir fetih Hayber Fethi'ni verdi.

28.   Bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet rehberi ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak da Allah yeter.

Fetih Sûresi 29 . Ayet

29.   Muhammed, Allah'ın Peygamberidir. Onunla beraber olanlar ise kâfirlere karşı çok çetin, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları görürsün cemaatle rükû, secde ederek, Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Simaları secde eserinden yüzlerindedir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da, filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, derken gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzer ki (bu), ekİncilerin hoşuna gider. (Bu örnekler,) kâfirleri öfkelendirmek içindir. Allah onlardan iman edip de salih ameller yapanlara hem mağfiret, hem de büyük bir mükâfat vâ'detmiştir.

Hucurat Sûresi 1 - 4. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Ey bütün iman edenler! Allah'ın ve Resûlünün önüne geçmeyin ve Allah'tan korkun; çünkü Allah işitir, bilir.

2.     Ey bütün iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin ve birbirinize bağırır gibi ona bağırmayın; haberiniz olmadan amelleriniz hiçe iniverir.

3.     Şüphesiz Resulullah'ın yanında seslerini kısanlar, Allah'ın, kalplerini takvâ ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

4.     Şüphesiz odaların arkalarından sana bağıranların çoğu aklı ermeyenlerdir.

Hucurat Sûresi 5 - 11. Ayetler

5.     Eğer onlar, sen kendilerine çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette haklarında hayırlı olurdu. Bununla beraber Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

6.     Ey bütün iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse, onu iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

7.      Hem biliniz ki, içinizde Allah'ın Resulü vardır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, haliniz yaman olurdu. Fakat Allah size imanı sevdirdi ve küfrü, fıskı, isyanı size çirkin gösterdi.

8.     İşte Allah'ın lütuf ve nimeti ile doğru yola erenler onlardır. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

9.     Eğer müminlerden iki taife çarpışırlarsa hemen aralarını bulun, barıştırın! Şayet biri diğerine karşı azgınlık ediyorsa, o zaman Allah'ın emrine dönünceye kadar azgın olanla savaşın. Eğer dönerse, yine adaletle aralarını düzeltin ve hep insaflı olun; çünkü Allah âdil olanları sever.

10.   Müminler ancak kardeştirler. Onun için iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, rahmete erişesiniz.

11.   Ey bütün müminler! Bir kavim diğer bir kavimle alay etmesin. Belki onlar, kendilerinden daha hayırlı olurlar. Bir takım kadınlar da diğer kadınlarla (alay etmesin). Belki onlar, kendilerinden daha hayırlı olurlar. Hem kendilerinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla atışmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü isimdir! Her kim de tevbe etmezse, artık onlar zulüm edenlerdir.

Hucurat Sûresi 12 - 18. Ayetler

12.   Ey bütün iman edenler! Zannın bir çoğundan çekinin. Çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu da araştırmayın, kiminiz kiminizin gıybetini de yapmasın! Hiç biriniz ölü halinde kardeşinin etini yemeği arzu eder mi? Demek tiksindiniz! O halde Allah'tan korkun, çünkü Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyendir.

13.   Ey bütün insanlar! Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Hem sizi kavim kavim, kabile kabile yaptık ki tanışasınız! Haberiniz olsun ki Allah yanında en üstün olanınız, en takvalı olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, her şeyden haberdardır.

14.   Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "Siz, henüz iman etmediniz, henüz iman kalplerinizin içine girmemiştir. O halde "İslam'a girdik" deyin ve eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiltmez"; çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

15.   Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne iman ettikten sonra şüpheye düşmeyip Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerdir. İşte doğru olanlar onlardır.

16.   De ki: Siz, Allah'a dindarlığınızı mı öğretiyorsunuz? Halbuki Allah göklerdekini, yerdekini bilir. Allah her şeyi bilendir.

17.   İslâm'a girdiklerini senin başına kakıyorlar. De ki: "İslamınızı benim başıma kakmayın, belki sizi imana erdirdiği için Allah, sizi minnet altında bırakır. Eğer doğru kimseler iseniz."

18.   Göklerin, yerin gaybını Allah bilir ve her ne yaparsanız Allah görür.

Kâf Sûresi 1 - 15. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Kaf. Şerefli Kur'an'a andolsun.

2.     Doğrusu kendilerine içlerinden korkutucu bir peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler dediler ki: "Bu şaşılacak bir şeydir."

3.     "Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz zaman ha? Bu uzak bir dönüştür." dediler.

4.     Fakat biz, yeryüzünün onlardan neyi eksilttiğini biliriz ve yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.

5.     Doğrusu onlar, kendilerine hak geldiği zaman yalanladılar. Şimdi onlar karmakarışık bir ızdırap içindeler.

6.     Artık üstlerindeki göğe bir baksalarya, biz onu nasıl bina etmişiz ve nasıl süslemişiz! Hiçbir çatlağı yok.

7.     Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koyduk. Her çeşit (bitkiden) çiftler bitirdik ki seyrine doyulmaz, gözler, gönüller açar. Yaradanın kudretini hatırlatır, dersler verir.

8.     Bunların hepsini, Hakk'a yönelen her kula gönül gözü ve ibret olması için yaptık.

9.     Bir de gökten mübarek bir su indirip de onunla bağlar, bahçeler ve biçilecek daneler bitirmekteyiz.

10.   Ve göğe doğru yükselen birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü hurma ağaçları da yetiştirdik.

11.    (Bunlar), kullara rızık içindir ve onunla ölü bir beldeye hayat vermekteyiz. İşte, o (kabirlerden) çıkış da böyledir.

12.   Onlardan önce Nuh'un kavmi, Res halkı ve Semûd da yalanladı.

13.   Ad, Firavun ve Lût'un kardeşleri de (yalanladı).

14.   Eyke halkı ve Tübba kavmi de. Her biri gönderilen peygamberleri yalanladı da tehdidim onlara hak oldu.

15.   Ya artık birinci yaratılış ile yorulduk mu ki, İkincisini yapamayalım!? Doğrusu onlar, yeni bir yaratılıştan şüphe içindedirler.

Kâf Sûresi 16 - 35. Ayetler

16.   Andolsun ki, insanı biz yarattık ve nefsinin onu ne ile vesveseye düşürdüğünü biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınızdır.

17.   Unutma ki, biri sağdan, biri soldan oturmuş iki zabıt memuru onun yaptıklarını zaptediyorlar.

18.   İnsan, her ne söz atarsa mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.

19.   Bir gün ölüm sarhoşluğu gerçek olarak geldiğinde: "İşte o, senin kaçıp durduğun şeydir!" (denir).

20.   Sûr'a üfürülür. İşte o, geleceği vâ'dedilen gündür.

21.   O gün, Rabbinin huzuruna herkes gelir; beraberinde bir sevk memuru ve bir şahit vardır.

22.   Ona, "Andolsun, sen bundan gaflette idin, şimdi senden perdeni açtık, artık, bugün gözün keskindir!" (denir).

23.   Ve arkadaşı melek der ki: "İşte bu, yanımda hazır bulunan şeylerdir."

24.   Allah, buyuruyor ki; Atın atın cehenneme her nankör, inatçıyı,

25.   Hayra engel, saldırgan, şüpheciyi,

26.   Kâfiri ki, Allah'ın yanında başka bir ilâh tutmuştur. Haydin ikiniz bir atın onu şiddetli azap içine!

27.   Arkadaşı şeytan der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat kendisi haktan uzak bir sapıklık içindeydi."

28.   (Allah) buyurur ki: "Huzurumda çekişmeyin, ben size azabıma dair önceden uyarı göndermiştim!"

29.   Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim.

30.   O gün cehenneme "Doldun mu?" diyeceğiz. O da: "Daha fazla var mı?" diyecek

31.   Cennet de takvâ sahiplerine uzak uzak olmayarak, yaklaştırılmış bulunacak.

32.   İşte bu, size vâ'dedilen (cennet)! Her bir tevbekar, vazifesine riayetkar olan,

33.   Görmediği halde Rahmân'dan korkan ve Allah'a yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur, denilir.

34.   Girin oraya selam ile, işte bu, ebedîlik günüdür, dönemidir.

35.   Orada onlara ne isterlerse vardır. Bizim katımızda ise fazlası vardır.

Kâf Sûresi 36 - 45. Ayetler

36.   Hem onlardan önce nice nesilleri helak ettik, onlar tutumca onlardan daha güçlü idiler. Ölümden kurtulmak için beldeler de delik aradılar. Var mı bir kaçacak yer!?

37.   Şüphesiz ki, bu söylenende, kalbi olan yahut hazır bulunup kulak veren kimse için uyandıracak bir ihtar vardır.

38.   Andolsun biz, gökleri, yeri ve arasındakileri altı günde yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.

39.   Resulüm, o halde onların laflarına karşı sabret, Güneş doğuşundan önce de, batmadan önce de Rabbini hamd ile tesbih et, namaz kıl.

40.   Geceleyin ve secdelerin namazların ardından da O'nu tesbih et.

41.   Seslenen İsrafil'in yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver!

42.   O hak sayhayı işitecekleri gün, kabirlerden çıkış günüdür.

43.   Şüphesiz ki biz, hem diriltiriz, hem öldürürüz ve dönüş bizedir.

44.   O gün yeryüzü onlardan ayrılır, süratle mahşer yerine koşarlar. O, bir haşirdir (toplamadır) ki, bize göre çok kolaydır.

45.   Biz, ne dediklerini pek iyi biliriz. Bununla beraber sen onlara karşı bir zorba değilsin! Şimdi sen benim tehdidimden korkanlara bu Kur'an ile öğüt ver.

Zâriyat Sûresi 1 - 6. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     O tozdurup savuran rüzgârlara,

2.     Derken bir ağırlık yağmur taşıyan bulutlara,

3.     Derken kolaylıkla akan gemilere,

4.     Derken bir iş taksim edenlere (meleklere) andolsun ki,

5.     Muhakkak o size va'dolunan doğrudur

6.     Ve muhakkak ki, hesap ve ceza şüphesiz vuku bulacaktır.

Zâriyat Sûresi 7 - 30. Ayetler

7.     O düzgün yollara yörüngelere sahip olan göğe andolsun ki,

8.     Siz, çelişkili bir söz (birbirine tutmaz görüşler) içindesiniz.

9.     Ondan imandan çevrilen çevrilir.

10.   O kahrolası yalancılar,

11.    O sarhoşluk içinde ne yaptığını bilmezler.

12.   Ceza gününün ne zaman olduğunu soruyorlar.

13.   O gün ateş üzerinde kıvranacaklardır.

14.   Onlara "Azabınızı tadın! İşte bu, o sizin acele istediğiniz şeydir." denilir.

15.   Şüphesiz ki takva sahipleri, Rablerinin kendilerine verdiğini mutluluk içinde alarak cennetlerde pınar başlarında olacaklardır.

16.   Çünkü onlar, bundan önce güzellik yapmayı adet edinmişlerdi.

17.   Geceleri pek az uyuyorlardı.

18.   Seher vakitleri hep istiğfar ederlerdi.

19.   Onlar, mallarında, dilenen ve muhtaç için bir hak vardı ki bunu bilirlerdi.

20.   İman edenler için yeryüzünde âyetler vardır.

21.   Nefislerinizde de ayetler vardır! Hala görmeyecek misiniz?

22.   Gökte de rızkınız ve size vâdolunduğunuz şeyler vardır.

23.   İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, vadedilenler, sizin konuşmanız gibi şüphesiz gerçektir.

24.   İbrahim'in ikram edilen misafirlerinin kıssası sana geldi mi?

25.   O zaman (İbrahim'in) yanına girdiler de "Selam" dediler. O da: "Selam! görülmedik tanınmadık bir kavim" dedi.

26.   Hemen bir bahane ile ailesinin yanına gidip semiz bir dana getirdi.

27.   Onun yakınlarına koydu, "Yemeğe buyurmaz mısınız?" dedi.

28.   Yemediklerini görünce içine bir korku düştü. "Korkma" dediler ve kendisine bilgin bir erkek çocuğu İshak'ı müjdelediler.

29.   Bunun üzerine karısı Sare, bir çığlık içinde döndü ve elini yüzüne çarparak: "Benim nasıl çocuğum olur, (ben) kısır bir kocakarıyım!" dedi.

30.   Dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, bilendir, hikmet sahibidir"

Zâriyat Sûresi 31 - 51. Ayetler

31.   İbrahim: "O halde asıl göreviniz nedir, ey elçiler?" dedi.

32.   Dediler ki "Biz, suçlu bir kavme gönderildik."

33.   "Üzerlerine çamurdan taşlar yağdırmak için gönderildik."

34.   "(Bu taşlar,) aşırı gidenler için Rabbinin katında damgalanmışdır."

35.   Sonuç itibarı ile Sodom'da bulunan müminleri çıkardık.

36.   Fakat bir evden başka orada müslüman da bulamadık.

37.   Elem verici azaptan korkanlar için ibretlik olarak orada bir işaret bıraktık.

38.   Bir de Musa'nın haberinde (ibretler vardır). Onu apaçık bir delil ile Firavun'a gönderdik.

39.   O, bütün kuvvetiyle imandan tersine gitti ve: "O, bir büyücüdür veya bir delidir" dedi.

40.   Onun üzerine biz de tuttuk, o alçak namertlik ederken kendisini ve ordularını denize fırlattık.

41.   Bir de Ad kavminde ibretler vardır. Ki üzerlerine köklerini kesen rüzgârı göndermiştik.

42.   Uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu çürütüp kül gibi ediyordu.

43.   Bir de Semûd kavminde ibretler vardır. Ki onlara: "Bir zamana kadar istifade edin!" denilmişti.

44.   Rablerinin emrine baş kaldırdılar, bu yüzden bakıp dururlarken yıldırım kendilerini yakalayıverdi.

45.   O zaman ayağa kalkmaya güç yettiremediler, bir yardım da görmediler.

46.   Daha önce de Nuh kavmini (helâk etmiştik); çünkü onlar, yoldan çıkmış fasık bir kavim idiler.

47.   Bir de göğe bakın, biz onu kuvvetle bina ettik, şüphe yok ki biz (onu) genişletmeye de malikiz.

48.   Yeri de döşedik. Bakınız biz ne güzel döşeriz.

49.   Hem her şeyden iki çift yarattık ki düşünesiniz.

50.   O halde hemen Allah'a kaçın. Haberiniz olsun ki ben, size O'nun tarafından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.

51.   Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; Haberiniz olsun ki ben, size O'nun tarafından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.

Zâriyat Sûresi 52 - 60. Ayetler

52.   Böyle, bunlardan öncekiler bir peygamber gelince mutlaka ya "büyücüdür veya delidir" dediler.

53.   Hep bunu nesilden nesile vasiyet mi ettiler? Hayır, onların hepsi azgın bir kavimdirler.

54.   Onun için onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin.

55.   Onunla beraber vaaza, nasihata devam et; çünkü vaaz müminlere fayda verir.

56.   Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

57.   Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yemek yedirmelerini de istemiyorum.

58.   Şüphe yok ki rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan Allah'tır.

59.   Onun için muhakkak ki zulmedenlere, arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır; şimdi onu acele istemesinler!

60.   Artık o va'dolundukları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!

Tûr Sûresi 1 - 14. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Tûr'a andolsun.

2.     Yayılmış bir kitaba,

3.     Yayılmış bir sayfada,

4.     Beyt-i Ma'mûr'a (Kabe'ye),

5.     Yükseltilmiş tavana (göğe),

6.     Dolu denize (andolsun ki)

7.     Rabbinin azabı mutlaka olacaktır.

8.     Onu engelleyecek hiçbir şey yoktur.

9.     O gün gök bir çalkalanışla çalkalanır.

10.   Dağlar da yerinden kopup bir yürüyüşle yürür.

11.   Artık o gün yalan diyenlerin vay haline!

12.   Ki onlar, daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar.

13.   O gün cehennemin ateşinde itilip kakılacaklardır.

14.   Onlara, işte bu, sizin yalan deyip durduğunuz ateştir, denilir.

Tûr Sûresi 15 - 31. Ayetler

15.   Vahye sihir dediniz. Bu da mı sihir, yoksa siz yine görmüyor musunuz?

16.   Yaslanın ona bakalım; ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi bir! Hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

17.   Fakat takva sahipleri cennetlerde ve nimet içinde olacaklardır.

18.   Rablerinin kendilerine verdiği ile zevk sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.

19.     Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş yüksek koltuklara dayanarak yeyin, için, afiyet olsun.

20.   Ve biz kendilerini, iri gözlü hûrilerle evlendirmişizdir.

21.   İman edip zürriyetleri de iman ile arkalarından gelmiş olanlar, biz onların zürriyetlerini de kendilerine kattık. Bununla beraber amellerinden hiç bir şey eksiltmemişizdir, herkes kazandığına bağlıdır.

22.   Bir de onlara bir meyve ve canlarının çekeceği bir et yetiştirmekteyiz.

23.   Orada bir kadeh tokuştururlar ki, ne bir saçmalama vardır onda, ne de bir günaha sokma!

24.   Sanki sedeflerinde saklı İnciler gibi, pırıl pırıl kendilerine ait hizmetçiler etraflarında dönüp-dolaşırlar.

25.   Onların bir kısmı bir kısmına dönmüş hal ve hatırlarını sorarlar.

26.   Onlar derler ki: "Evet, biz bundan önce ailemizde korkular içindeydik."

27.   "Bakınız Allah bize lütfetti ve bizleri kavurucu azaptan korudu."

28.   "Evet, biz bundan önce O'na dua ediyor, korumasını istiyorduk. Gerçekten O, iyiliği bol, merhameti çok olandır" derler.

29.   Resulüm, o halde vaaz ve nasihata devam et; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kâhinsin, ne de bir deli!

30.   Yoksa: "(O,) bir şairdir; biz onun, zamanın felâketine uğramasını gözetiyoruz" mu diyorlar?

31.   De ki: "Gözetin, çünkü ben de sizinle beraber azabı gözetmekteyim."

Tûr Sûresi 32 - 49. Ayetler

32.   Yoksa onlara bunu akılları mı emrediyor, yoksa azgın bir kavim midirler?

33.   Yoksa "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hayır, kendileri inanmazlar.

34.   Eğer doğru iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler.

35.   Yoksa kendileri, hiçbir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar, yoksa yaratan onlar mıdırlar?

36.   Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin inanmış değillerdir.

37.   Yoksa Rabbinin hâzineleri onların yanında mı, yoksa herşeye hakim olan onlar mıdır?

38.   Yoksa onlara ait bir merdiven var da (çıkıp) onda melekleri mi dinliyorlar? Öyle ise dinleyicileri açık bir delil getirsin.

39.   Yoksa hoşlanmadığınız kızlar O'na, oğullar size öyle mi?

40.   Yoksa kendilerinden tebliğ için bir ücret istiyorsun da, cereme vermekten ezilmekteler mi?

41.   Yoksa gayb onların yanında da onlar mı istediklerini yazıyorlar?

42.   Yoksa sana bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o inkar edenlerin, kendileri o tuzağa düşeceklerdir.

43.   Yoksa onların Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.

44.   Onlar başlarına gökten bir parçayı düşerken görseler, "Üst üste yığılmış bir bulut!" derler.

45.   O halde bırak onları tâ çarpılacakları felaket günlerine kadar beklesinler!

46.   O gün hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerre miktarı faydası olmayacaktır ve hiçbir şekilde kurtarılamayacaklardır.

47.   Zulmedenlere bu dünya azabından başka da bir azap vardır. Fakat pek çokları bilmezler.

48.   Hem Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen bizim gözetimimiz altındasın ve her kalktığın sırada Rabbini hamd ile tesbih et.

49.   Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında da O'nu tesbih et, namazda sübhaneke oku.

Necm Sûresi 1 - 26. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Battığı zaman yıldıza andolsun ki,

2.     Arkadaşınız (Muhammed) şaşırmadı, azıtmadı.

3.     O, arzusuna göre de konuşmuyor.

4.     O (Kur'an), yalnızca vahyolunan bir vahiydir

5.     Ona çok kuvvetli ve güç sahibi (Cebrail) öğretti.

6.     Bir kuvvet sahibi hemen doğruladı

7.     Sonra en yüksek ufukta iken kendi sûretinde hemen doğruldu.

8.     Sonra Cebrail yaklaştı ve aşağı doğru sarktı.

9.     O kadar ki, iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.

10.   Kuluna verdiği vahyi verdi.

11.   Peygamberin gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı.

12.   Şimdi siz onunla, o gördükleri hakkında tartışıyor musunuz?

13.   Andolsun ki, onu bir kez daha Miraç'tan inişinde görmüştü.

14.   Sidret'ül-Müntehâ'nın yanında gördü.

15.   Cennet'ül-Me'vâ da onun yanındadır.

16.   O gördüğü zaman sidre'yi bürüyen bürüdü.

17.   Peygamberin gözü gördüğünde ne şaştı, ne de sınırı aştı.

18.   Vallahi gördü, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.

19.   Siz gördünüz değil mi Lât ve Uzzâ'yı?

20.   Üçüncü olarak da öteki Menât'ı, onlarda ilahtık alameti var mı?

21.   Size erkek, O'na hoşlanmadığınız dişi öyle mi?

22.   Bu, öyle ise çok insafsızca bir taksim!

23.   O putlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru isimlerdir. Allah, onlara öyle bir saltanat indirmedi; puta tapanlar, yalnız zanna ve nefislerinin sevdasına tabi oluyorlar. Halbuki Rablerinden kendilerine yolu gösteren Kur'an geldi.

24.   Yoksa insana her arzu ettiği şey var mı?

25.   Fakat ahiret ve dünya ancak Allah'ındır.

26.   Göklerde nice melek vardır da, Allah dileyip razı olduğuna izin vermeden önce şefaatleri hiçbir şeye yaramaz.

Necm Sûresi 27 - 44. Ayetler

27.   Evet ahirete imanı olmayanlar, meleklere dişi adını takıp duruyorlar.

28.   Oysa ona dair bir bilgileri yoktur, yalnızca zanna tabi oluyorlar. Halbuki zan haktan yana hiçbir şey ifade etmez.

29.   O halde sen, bizim zikrimizden yüz çevirip de dünya hayatından başkasını istemeyen kimselere bakma!

30.   İşte onların ilimde erebildikleri son sınır dünya hayatını istemektir. Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilen O'dur. Hidayette olanı da en iyi bilen O'dur.

31.   Hem bütün göklerdeki ve yerdeki herşey Allah'ındır. Sonunda kötülük yapanları yaptıklarıyla cezalandıracak, güzellik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandıracaktır.

32.   Güzel davranışta bulunanlar, ufak tefek kusurlar dışında,

günahın büyüklerinden, vebalden, çirkin davranışlardan kaçınırlar. Şüphesiz ki Rabbin, mağfireti geniş olandır. Hem sizin her halinizi en iyi bilendir, sizi topraktan yarattığı sıra ve sizler analarınızın karnında daha ceninler iken de sizi çok iyi biliyordu. Şimdi nefislerinizi temize çıkarmaya kalkışmayın! Takva sahiplerini en iyi bilen O'dur.

33.   Şimdi gördün ya o (haktan) yüz çevireni?

34.   Ve biraz verip de dayatıvereni?

35.   Yoksa gayb ilmi yanında da artık herşeyin sınırlarını mı görüyor?

36.   Yoksa Musa'nın ve çok vefakar olan İbrahim sahifelerinde

37.   olanlar kendisine haber mi verilmedi?

38.   Doğrusu hiçbir günahkâr, başkasının günahını çekecek değildir.

39.   Doğrusu insanın çalışmasından başkası kendinin değildir.

40.   Elbette çalışmasının karşılığı yarın görülecektir.

41.   Sonra ona değerli mükafat verilecektir.

42.   Ve elbette sonunda Rabbine gidilecektir.

43.   Doğrusu güldüren de, ağlatan da O'dur.

44.   Doğrusu öldüren de, dirilten de O'dur.

Necm Sûresi 45 - 62. Ayetler

45.   Doğrusu, rahime atıldığı zaman

46.   Bir nutfeden erkek ve dişi olarak iki eş yaratan O'dur.

47.   Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

48.   Doğrusu zengin eden, sermaye veren O'dur.

49.   Doğrusu Şi'râ (yıldızı)nın Rabbi O'dur.

50.   Ve şüphesiz önceki Âd (kavmini) O helâk etti.

51.   Semud'u da (O helâk etti.), hiçbir şey bırakmadı.

52.   Daha önce de Nuh kavmini de helak etmişti! Çünkü bunlar, pek zalim, pek azgındılar!

53.   Altüst olan şehirleri de yerin dibine geçirdi.

54.   Onlara yağan taşlarla sardıracağını sardırdı.

55.   Şimdi Rabbinin hangi nimetlerinden şüphe edersin.

56.   İşte bu, önceki uyarılardan bir uyarıdır.

57.   Yaklaşıcı olan kıyamet, yaklaştı.

58.   Allah'tan başka onun vaktini açıklayacak yoktur.

59.   Şimdi siz bu söze Kur'an'a mı hayret ediyorsunuz? Şaşıyorsunuz?

60.   Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz.

61.   Siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?

62.   Haydi Allah için secdeye kapanın ve O'na kulluk edin!

Kâmer Sûresi 1 - 6. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.       Kıyamet yaklaştı, ay yarıldı ve sonra birleşti.

2.     Hâlâ bir mucize görseler, yüz çevirip "süregelen bir büyüdür" derler.

3.     Peygamberi yalanladılar, hevalarına uydular, halbuki her işin Allah'ın takdirinde karar kılacağı bir yeri vardır.

4.     Andolsun onlara, içinde kötülüklerden vazgeçirecek haberler bulunan nice kıssalar geldi.

5.     (Bunların hepsi) büyük bir hikmettir. Fakat uyarılar onlara fayda vermiyor.

6.     Ey Resûlüm çağrıcı İsrafil'in görülmedik müthiş bir şeye yeniden dirilmeye çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir.

Kâmer Sûresi 7 - 27. Ayetler

7.     Gözleri korkudan düşkün düşkün kabirlerden çıkarlar, sanki etrafa (yayılmış) çekirgeler gibi çağırana koşarlarken

8.     Kâfirler der ki: "Bu, pek zorlu bir gündür!"

9.     Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı; o kulumuza "yalancı" dediler, "deli" dediler, onu çok incittiler.

10.   O da sonunda Rabbine dua etti: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" dedi.

11.   Bunun üzerine şarıl şarıl dökülen bir su ile göğün kapılarını açtık.

12.   Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken her iki su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.

13.   O kulumuzu ise tahtalardan ve çivilerden yapılmış bir gemi üzerinde taşıdık.

14.   O gemi nankörlük edilen zata bir mükâfat olarak, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

15.   Andolsun ki, onu bir ibret olarak bıraktık, fakat düşünen mi var?

16.   Azabım ve uyarılarım nasılmış!

17.   Andolsun biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var?

18.   Ad (kavmi) yalanladı da, onlara azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

19.   Çünkü onların üzerlerine, onlarca uğursuzluğu devamlı olan bir günde, soğuk bir fırtına gönderdik.

20.   O (rüzgâr), insanları, kökünden devrilen hurma kütükleri gibi sarsar, yolardı!

21.   Bak nasılmış azabım ve uyarılarım?

22.   Andolsun biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var?

23.   Semûd (kavmi) de, uyarıcıları yalanladılar.

24.   Şöyle dediler: "İçimizden bir beşere mi tabi olacağız? Şüphesiz biz, o zaman şaşkınlık içinde kalır, ateşlerde yanarız!"

25.   "O vahiy, aramızdan ona mı bırakılıyor? Belki o, şımarık bir yalancıdır!"

26.   Şımarık yalancının kimin olduğunu ileride bilecekler.

27.   İşte biz, onlara bir imtihan olmak üzere o dişi deveyi bir mucize olarak salıyoruz; onun için şimdi sen, onları gözet ve eziyetlerine sabırlı ol.

Kâmer Sûresi 28 - 49. Ayetler

28.   Hem onlara, kuyudan alacakları suyun o deve ile aralarında gün aşırı nöbette paylaştırdığını haber ver. Her biri, su alış sırasında hazır bulunsun.

29.   Bir süre buna uydular, sonra arkadaşlarını çağırdılar, o da silaha sarıldı ve deveyi ayaklarından biçip yere devirdi.

30.   Fakat bak nasıl oldu azabım ve uyarılarım?

31.   Çünkü biz, üzerlerine korkunç bir ses gönderdik, ağılcının biçtiği otlar gibi kırılıp döküldüler.

32.   Andolsun biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var?

33.   Lût'un kavmi de, o uyarılara "yalan" dediler.

34.   Biz de üzerlerine taş yağdıran (melekleri yahut rüzgarı) gönderdik; bir seher vakti Lût'un ailesini kurtardık.

35.   Onları tarafımızdan bir nimet olarak kurtardık! İşte şükredeni böyle mükafatlandırırız.

36.   Andolsun ki, (Lût) kendilerini tutuşumuzun dehşeti ile uyarmıştı. Fakat o uyarıları şüphe ile karşıladılar.

37.   Onun melek misafirlerinden sarkıntılık ederek murad almaya kalkıştılar, biz de gözlerini silme kör ettik de "azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım!" dedik.

38.   Andolsun ki, onları bir sabah, karar verilmiş bir azap bastırıverdi.

39.   Azabımı ve uyanlarımı tadın bakalım! dedik.

40.   Andolsun biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var?

41.   Andolsun Firavun'un kavmine de uyarıcı peygamberler geldi.

42.   Ama onlar, âyetlerimizin hepsini yalanladılar. Biz de onları öyle bir tutuşla alıverdik ki, kudretli ve güçlü olana öyle yaraşır!

43.   Ey Allah'tan başkasına kul olanlar, sizin kâfirleriniz onlardan hayırlı mı, yoksa sizin için İlâhî kitaplarda bir berât mı var?

44.   Yoksa "Biz yardımlaşır bir topluluğuz" mu diyorlar?

45.   Şüphesiz o topluluk, bozulacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

46.   Daha doğrusu onlara asıl va'dedilen azap vakti kıyamet saatidir. O daha acı, daha belalı ve daha beterdir.

47.   Muhakkak ki günahkarlar şaşkınlık ve çılgınlık içindedirler.

48.   O gün onlar, yüzleri üstü ateşe sürüklenecekler. Cehennemin okşayışı neymiş tadın! denilecek.

49.   Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır.

Sayfa 22 / 27

  • 17
  • 18
  • 19
  • 20
  • 21
  • 22
  • 23
  • 24
  • 25
  • 26
 
 
  • İLETİŞİM