• GİRİŞ
  • GİRİŞ...
  • KUR'AN-I KERİM
    • MEÂLİ
  • DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    • Kur'an Yolu Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ELMALILI HAMDİ YAZIR
    • Kur’an-ı Kerim Meali
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • ÖMER NASUHi BİLMEN
    • Kur’ân-ı Kerim Türçe Meâli
    • Kur’an-ı Kerim'e Göre Sıralama
    • Alfabetik Sıralama
  • RÜYA TABİRLERİ
  • İslami Rüya Tabirleri
  • Alfabetik Sıra
  • A'dan Z'ye
  • Alfabetik Sıra

Meâric Sûresi 11 - 39. Ayetler

11.   Onlar; birbirlerine gösterilirler, günahkâr olan temenni eder ki: O günün azabından dolayı oğullarını fedâ etsin.

12.   Ve eşini ve kardeşini fedâ etsin.

13.   Ve kendisini barındıran aşiretini fedâ etsin,

14.   Ve yeryüzünde kim var ise, cümlesini kurtuluş olarak versinde sonra bu fedakârlığı kendisini kurtarsın.

15.   Hayır... Aslâ... Şüphe yok ki: O bir mühim ateştir.

16.   İnsanların derisi için bir soyup dağıtıcıdır.

17.   Çağırır, arkasını dönüp yüz çevireni.

18.   Ve malı toplayıp da, bir kap içinde saklayanı.

19.   Şüphe yok ki: insan haris olarak yaratılmıştır.

20.   Ona şer dokunduğu zaman çok feryad edicidir.

21.   Ve ona hayır dokunduğu zaman da çok cimridir = kıskançtır.

22.   Namaz kılanlar müstesnâ.

23.   Onlar ki: Namazları üzerine devam edicidirler.

24.   Ve onlar ki, mallarında bir malûm hak vardır.

25.   Dilenen ve mahrum olan için.

26.   Ve onlar ki: Cezâ gününü tasdik ederler.

27.   Ve onlar ki: Rab'lerinin azabından korkanlardır.

28.   Şüphe yok ki, Rab'lerinin azabı gayr-i me'mundur = ondan kimse emîn olamaz.

29.   Ve onlar ki: Kendi cinsel organlarını koruyuculardır.

30.   Eşlerine veya sahip bulundukları cariyelerine karşı müstesnâ çünkü onlar kınanmış değildirler.

31.   Artık her kim bunun ötesini araştırsa işte haddi aşmış olanlar onlardır, onlar.

32.   Ve onlar ki: Emanetlerine ve ahitlerine riâyet edicilerdir.

33.   Ve onlar ki, şahitlikleri dosdoğru yaparlar.

34.   Ve onlar ki, namazlarını korurlar.

35.   İşte onlar Cennetlerde ikram olunmuş zatlardır.

36.   Artık ne var, o kâfir olanlara ki: Senin tarafına koşucudurlar.

37.   Dağınık fırkalar olarak sağdan ve soldan.

38.   Onlardan her şahıs Naîm Cennetine girdirileceğini mi ümit ediyor?

39.   Hayır, aslâ, şüphe yok ki: Biz onları bilir oldukları şeyden yarattık.

Meâric Sûresi 40 - 44. Ayetler

40.   Artık öyle değil, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki: Şüphe yok, biz elbette kadiriz.

41.   Onlardan hayırlısını yerlerine getirmeğe ve biz önüne geçilmişler değiliz.

42.   Şimdilik onları bırak, dalsınlar ve oynasınlar, va'dolundukları günlerine kavuşacaklarına değin.

43.   O gün ki: Kabirlerinden süratle çıkarlar, sanki onlar, dikili bir şeye koşuculardır.

44.   Gözleri düşkün olduğu halde kendilerini bir zillet kaplayacaktır, işte o, onların tehdîd olunmuş oldukları gündür.

Nûh Sûresi 1 - 10. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Muhakkak biz, Nûh'u kavmine gönderdik, kendilerine bir elem verici gelmeden evvel kavmini korkut diye.

2.     Dedi ki: Ey kavmim! Şüphe yok ki, ben sizin için apaçık bir korkutucuyum.

3.     Şöyle ki: Allah'a kullukta bulunun ve ondan korkun ve bana itaat eyleyin.

4.     Sizin için günahlarınızı bağışlasın ve sizi takdir edilmiş müddete kadar tehir etsin. Muhakkak ki, Allah’ın takdir ettiği vakit gelince sonraya bırakılamaz, eğer bilir kimseler oldu iseniz.

5.     Dedi ki: Yârabbi! Ben kavmimi hakikaten gece ve gündüz dâvet ettim.

6.     Benim dâvetim, onlar için kaçmaktan başka bir şey arttırmadı.

7.     Muhakkak ki: Ben onlar için mağfiret buyurasın diye kendilerini her ne zaman dâvet etti isem parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve elbiselerine büründüler ve ısrar ettiler ve böbürlenmekle böbürleniverdiler.

8.     Sonra muhakkak ki: Ben onları apaçık dâvet ettim.

9.     Sonra şüphesiz ki: Ben onlar için ilân ettim ve onlara gizliden gizliye de bildirdim.

10.   Artık dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyiniz, şüphe yok ki: O, çok mağfiret buyurucudur.

Nûh Sûresi 11 - 28. Ayetler

11.   Üzerinize semayı bol yağmurlar ile gönderir.

12.   Ve size mallar ile ve oğullar ile yardım eder ve sizin için bağlar, bostanlar kılar ve sizin için ırmaklar vücuda getirir.

13.   Size ne oluyor ki: Allah için bir azamet ummuyorsunuz...

14.   Halbuki, sizi muhakkak türlü türlü derecelerde yaratmıştır.

15.   Görmediniz mi ki: Yedi göğü nasıl tabaka tabaka yaratmıştır.

16.   Ve onlar da ay'ı bir nûr kılmıştır, güneşi de bir çırağ yapmıştır.

17.   Ve Allah sizi yerden bir ot olarak bitirmiştir.

18.   Sonra bizi orada iade edecektir ve sizi bir çıkarışla çıkaracaktır.

19.   Ve Allah; sizin için yeri bir döşeme kılmıştır.

20.   Tâ ki: Ondan geniş geniş yollara gidiveresiniz.

21.   Nûh dedi ki: Yârabbi... Şüphe yok ki: Onlar bana isyan ettiler ve malı ve evlâdı kendisine hüsrândan başka bir şey arttırmayan kimseye tâbi oldular.

22.   Ve pek büyük bir hile ile hile eder oldular.

23.   Ve dediler ki: Tanrılarınızı bırakmayınız, ne Vedd'i ne Süvai, ne Yegusi ne Yeuk'u ve ne de Nesr putlarını terkeylemeyiniz.

24.   Ve muhakkak ki: Birçoklarını sapıklığa düşürdüler. Ve Yârabbi! Sen de o zâlimlere sapıklıktan başkasını arttırma.

25.   Günahlarından dolayı suda boğuldular, sonra ateşe atıldılar. Artık kendileri için Allah’ın ötesinde yardımcılar bulamadılar.

26.   Ve Nûh dedi ki: Yârabbi! Yeryüzünde kâfirlerden bir şahıs bırakma.

27.   Şüphe yok ki: sen onları bırakırsan kullarını sapıtırlar ve facirden, kâfirden başkasını da doğurmazlar.

28.   Yârabbi! Bana ve babama, anama ve hâneme mü’mîn olarak giren kimseye ve mü'min erkekler ve mü'mîn kadınlara mağfiret buyur ve zâlim için helâkten başkasını arttırma.

Cin Sûresi 1 - 13. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Dedi ki: Bana vahyolundu: Şüphe yok ki, cinlerden bir gurup dinlemişte demişler ki; Muhakkak biz, bir acîb eşsiz bir Kur'an işittik.

2.     Doğru yola rehberlik ediyor, artık biz ona iman ettik ve Rabbimize hiç bir kimseyi ortak tutmayacağız.

3.     Ve şüphe yok ki, Rabbimizin büyüklüğü pek yücedir. Ne bir eş ve ne de bir çocuk edinmemiştir.

4.     Ve muhakkak ki, bizim beyinsiz olanımız, Allah'a karşı pek çok yanlış şeyler söyler olmuştur.

5.     Ve doğrusu biz sanmış idik ki, insanlar ve cinler, Allah'a karşı bir yalan söylemezler.

6.     Ve hakikaten insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınır olmuştur. Artık onlar için bir azgınlık arttırmışlardır.

7.     Ve şüphesiz onlar da sizin zannettiğiniz gibi zannetmişlerdir ki: Allah hiç bir kimseyi Peygamber göndermeyecektir.

8.     Ve muhakkak ki: Biz göğe dokundukta hemen onu şiddetli bekçiler ile ve alev hüzmeleriyle doldurmuş bulduk.

9.     Ve hakikaten biz dinlemek için ondan oturulacak yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinleyecek olursa onun için bir alev hüzmesi buluyor.

10.   Ve doğrusu biz bilmiyoruz ki, yerde bulunanlar için bir şer mi istenmiştir, yoksa onlar için Rab'leri bir doğruluk mu irade buyurmuştur.

11.   Ve şüphe yok ki: Bizden sâlih kimseler vardır ve bizden onun altında olanlar da vardır. Biz türlü türlü yollar tutmuştuk.

12.   Ve muhakkak anladık ki: Allah'ı yerde acze düşüremeyiz ve kaçamakla da onu âciz bırakamayız.

13.   Doğrusu biz vakta ki: O hidâyet rehberini dinledik, ona iman ettik, imdi kimde Rabbine iman ederse artık ne noksanlıktan ve ne de bir hakarete uğramadan korkmaz.

Cin Sûresi 14 - 28. Ayetler

14.   Ve muhakkak ki, bizden Müslümanlar da vardır ve bizden saldırganlar da vardır, artık kimler İslâmiyet'e nâil olmuşlar ise, işte onlar, doğru yolu araştırmışlardır.

15.   Amma, hakkı aşanlar ise işte onlar da cehennem için bir odun olmuşlardır.

16.   Ve eğer onlar, o yol üzerinde dosdoğru gitse idiler, elbette kendilerine bol bol su içirirdik.

17.   Onları bu hususta imtihana çekelim diye ve her kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse onu da pek meşakkatli bir azaba sevk eder.

18.   Ve şüphe yok, mescitler Allah içindir, artık Allah ile beraber hiç bir kimseye ibadette bulunmayın.

19.   Ve muhakkak ki, Allah’ın kulu ne zaman ki, kalktı, ona dua eder oldu, az kaldı ki, onun üzerine toplanmış cemaatler oluversinler.

20.   De ki: Ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç bir kimseyi ortak edinmem.

21.   De ki: Doğrusu ben sizin için ne bir zarara ve ne de bir fâideye sahip değilim.

22.   De ki: Şüphe yok, beni Allah'tan hiçbir kimse elbette koruyamaz ve ben ondan başka sığınacak kimse bulamam.

23.   Ancak Allah'tan ve onun gönderdiklerinden bir tebliğdir ve her kim Allah'a ve onun Resûlüne isyan ederse, artık şüphe yok ki: Onun için cehennem ateşi vardır, orada ebediyen kalıcılar olmak üzere.

24.   Tehdîd edilip durdukları şeyi gördükleri vakit artık bileceklerdir ki: Yardımcı itibarı ile en zayıf ve sayıca en az olan kim imiş.

25.   De ki: Ben bilmem ki: Tehdîd edilip durduğunuz şey, yakınımdır. Yoksa Rabbim onun için uzun bir müddet mi koyar.

26.   Gaybi bilendir, fakat gaybi üzerine bir kimseyi apaçık haberdar etmez.

27.   Ancak bildirmeyi dilediği Peygamber müstesnâ, çünkü O, bunun önünden ve ardından gözcüler sevk eder.

28.   Rab'lerinin gönderdiklerini hakkıyla eriştirmiş olduklarını bîlmesi için öyle gözcüler tayin buyrulmuştur. Ve onların yanlarında olanı ilmen kuşatmıştır ve her bir şeyi adeden sayıp bilmiştir.

Müzzemmil Sûresi 1 - 19. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Ey örtüsüne bürünüp örtünen! Yüce Peygamber!

2.     Geceleyin kalk, birazı müstesnâ.

3.     Onun yarısı kalk veya ondan biraz, eksilt yarısından az kalk

4.     Veya onun üzerine artır ve Kur'an ı güzelce tane tane oku.

5.     Şüphe yok ki: Biz sana ağır bir söz vahy edeceğizdir.

6.     Şüphe yok ki: Geceleyin kalkış, o daha uygundur ve kıraatca da daha sağlamdır.

7.     Muhakkak ki, senin için gündüz de uzunca bir meşguliyet vardır.

8.     Ve Rabbin ismini zikred ve bütün varlığınla ona yönel.

9.     O Doğunun da, batının da Rabbidir, O’ndan başka ilâh yoktur. O halde O'nu vekîl edin.

10.   Ve diyecekleri şey üzerine sabret ve onları güzelce bir ayrılışla terk eyle.

11.   Ve o nimet sahipleri olan yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

12.   Şüphe yok ki: Bizim yanımızda ağır prangalar ve bir alevli ateş vardır.

13.   Ve boğaza tıkanıp duran bir yiyecek ve pek acıklı bir azap vardır.

14.   O gündeki: Yer ve dağlar sarsılır ve dağlar bir dağılmış kum yığını olmuş olur.

15.   Şüphe yok ki: Biz size aleyhinize şahit olarak bir Peygamber gönderdik, nasıl ki: Firavun'a da bir elçi göndermiştik.

16.   Firavun ise o elçiye isyan etti, artık O Firavun'u bir şiddetli yakalamakla yakaladık.

17.   Artık siz küfrederseniz kendinizi nasıl koruyabilirsiniz? Bir günden ki: Çocuktan ak saçlı ihtiyarlara çeviriverir.

18.   Gök bile onunla çatlamıştır. Allah’ın va’di, mutlaka yerine gelir.

19.   Şüphe yok ki: Bu, bir öğüttür, artık kim dilerse Rabbine bir yol tutar.

Müzzemmil Sûresi 20. Ayet

20.   Muhakkak senin Rabbin biliyor ki: Şüphe yok sen gecenin üçte ikisinden biraz eksik ve yarısı ve üçte biri kadar kalkıyorsun ve seninle beraber olanlardan bir gurup da ve Allah geceyi ve gündüzü takdir eder, bildiği siz bunu sayıp başaramayacaksınız. Artık sizi bağışladı, imdi Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Bilmiştir ki: Sizden hasta olanlar, olacaktır, başkaları da Allah'ın fazlından bir kâr aramak için yeryüzünde yol tepeceklerdir ve başkaları da Allah yolunda cihadda bulunacaklardır. Artık ondan kolay olanı okuyunuz ve namazı dosdoğru kılınız ve zekâtı veriniz ve Allah için güzelce ödünç vermekle ödünç veriniz ve nefisiniz için hayırdan ne takdim eder iseniz onu Allah katında daha hayırlı ve mükâfatça daha büyük olarak bulursunuz ve Allah'tan mağfiret isteyin, şüphe yok ki: Allah; Gafûrdur, Rahimdir.

Müddessir Sûresi 1 - 17. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Ey kaftanına bürünmüş!

2.     Kalk artık korkut.

3.     Ve Rabbini büyüklük ile an.

4.     Ve elbiseni imdi temizle.

5.     Azaba sebep olacak günah dan artık uzak ol.

6.     Çok görerek minnette bulunma.

7.     Ve Rabbin için artık sabret.

8.     Çünkü: Sûr'a üfürülünce...

9.     İşte o gün çok çetin gündür.

10.   Kâfirlerin üzerlerine kolay değildir.

11.   Bırak bana, o tek başına yarattığım şahsı.

12.   Ve onun üzerine uzunca boylu mal verdim.

13.   Ve gözü önünde duran oğullar verdim.

14.   Ve onun için bir döşemekle döşeyiverdim.

15.   Sonra da arttırayım diye umuyor.

16.   Hayır... Şüphe yok ki: O bizim âyetlerimiz için bir inatçı oldu.

17.   Onu yüklenmesi pek meşakkatli bir şey ile mükellef kılacağım.

Müddessir Sûresi 18 - 47. Ayetler

18.   Şüphe yok ki: O, düşündü ve ölçtü biçti.

19.   Artık kahrolası, nasıl ölçtü biçti.

20.   Sonra kahrolası, nasıl ölçtü biçti.

21.   Sonra bakıverdi.

22.   Sonra kaşını çattı, suratını astı.

23.   Sonra gerisine döndü ve böbürlendi.

24.   Artık dedi ki: Bu, nakloluna gelen, bir sihirden başka değildir.

25.   Bu başka değil, ancak insan lakırdısıdır.

26.   Onu Cehenneme sokacağım.

27.   Sana ne bildirdi. Cehennem nedir?

28.   Ne bırakır ve ne de terk eder.

29.   İnsan için çok yakıcıdır.

30.   Onun üzerinde on dokuz bekçi vardır.

31.   Ve biz Cehennemin muhafızlarını meleklerden başka kılmadık ve onların adetlerini kâfir olanlar için ancak bir imtihan kılmış olduk. Tâ ki: Kendilerine kitap verilmiş olanlar, iyice öğrensinler. Ve iman etmiş olanlara da iman arttırsın ve kitap verilmiş olanlar ile mü'mîn bulunanlar, şüpheye düşmesinler. Ve kalplerinde bir maraz bulunanlar ile kâfirler de desin ki: Allah bu misâlle ne demek istemiştir? İşte Allah, dilediği kimseyi böyle sapıklığa düşürür ve dilediği kimseye de hidâyet nasip buyurur ve Rabbin ordularını ancak kendisi bilir ve o, insan için ancak bir öğüttür.

32.   Hâyır: And olsun aya.

33.   Ve döndüğü an o geceye.

34.   Ve ağardığı vakit o sabaha.

35.   Şüphe yok ki: O Cehennem elbette büyük musibetlerden biridir.

36.   İnsan için bir korkutucu olarak.

37.   Sizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimse için.

38.   Her nefis, kazanmış olduğu şeye bağlıdır.

39.   Ancak sağdakiler başka.

40.   Onlar Cennetlerdedirler, sorarlar.

41.   Günahkârlardan:

42.   Sizi cehennemde bulunmaya ne şey şevketti?

43.   Dediler ki: biz namaz kılanlardan olmadık.

44.   Ve yoksullara yiyecek verir de olmadık.

45.   Ve biz bâtıla dalanlar ile beraber dalan kimseler olmuştuk.

46.   Ve biz cezâ gününü yalanlar olmuştuk.

47.   Bize ölüm gelinceye değin.

Müddessir Sûresi 48 - 56. Ayetler

48.   Artık onlara şefaat edecek olanların şefaati bir fâide verecek değildir.

49.   Onlar için ne var ki: Öğütten yüz çeviriyorlar?

50.   Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleridir.

51.   Aslanlardan firar etmiştir.

52.   Yok: Onlardan her biri diler ki: Kendisine neşredilmiş sahifelere verilmiş olsun.

53.   Hayır... Doğrusu onlar âhiretten korkmazlar.

54.   Yok yok... Şüphesiz ki: O, bir öğüttür.

55.   Artık kim dilerse onu okuyarak öğüt alır.

56.   Maamafih düşünüp tefekkür edemezler, meğer ki, Allah dilesin, kendisinden korkulacak olan ve mağfiret buyurmaya ehil olan da ancak O Kerem Sahibi Yaratıcıdır...

Kıyâme Sûresi 1 - 19. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Yok: Kıyamet gününe yemin ederim.

2.     Yok: Kendini kınayan nefise de yemin ederim.

3.     İnsan, sanır mı ki: Onun kemiklerini her hâlde bir araya toplamayacağız?

4.     Evet... Parmaklarının uçlarını da düzeltmeğe kadiriz.

5.     Fakat insan diler ki: İlerisinde de isyana devam etsin.

6.     Sorar ki: Kıyamet günü ne zamandır?

7.     Artık o zaman ki: Göz kamaşmış bir halde bulunur.

8.     Ve ay tutulmuş olur.

9.     Ve güneş ile ay toplatılmış bulunur.

10.   O gün insan der ki: Kaçacak yer nerede?

11.   Hâyır... Hiç bir sığınacak yer yoktur.

12.   O günde durulacak makam, Rabbinin tarafından tâyin edilecektir.

13.   O gün insana ileri götürmüş olduğu şeyler ile geriye bırakmış olduğu şeyler haber verilecektir.

14.   Doğrusu insan kendi şahsı aleyhine bir delildir.

15.   İsterse, mazeretlerini ortaya atmış bulunsun.

16.   Onu Kur'an'ı acele alasın diye onunla dilini kımıldatma.

17.   Şüphe yok ki: Onu toplamak da, onu okutmak da bize aittir.

18.   İmdi onu biz okuyunca artık sen onun okumasına tâbi ol.

19.   Sonra şüphe yok ki: Onun açıklanması da bize aittir.

Kıyâme Sûresi 20 - 40. Ayetler

20.   Yok, yok... Siz acele olanı seversiniz.

21.   Ve âhireti bırakıverirsiniz.

22.   O gün de bir takım yüzler parıldayacaktır.

23.   Rab'lerine bakacaklardır.

24.   Bir kısım yüzler de o gün pek ekşi bir haldedir.

25.   Sanır ki: Ona bel kemiklerini kıracak bir muamele yapılacaktır.

26.   Hayır hayır... Vaktâ ki, can köprücük kemiğine dayanır.

27.   Ve denilmiş olur ki: Tedavi edebilecek kim var!

28.   Ve onun şüphesiz bir ayrılış olduğunu sanmış bulunacaktır.

29.   Ve bacak da bacağa dolaşmış olacaktır.

30.   O günde sevk olunmak, yalnız Rabbinedir.

31.   Fakat ne tasdik etti ve ne de namaz kıldı.

32.   Velâkin yalanladı ve yüz çevirdi.

33.   Sonra da âilesinin yanına böbürlene böbürlene gitti.

34.   Vay sana! Vay sana!

35.   Sonra yine vay sana! Vay sana.

36.   İnsan sanır mı ki: Başı boş bırakılacaktır.?

37.   O dökülen meniden bir damla su değil mi idi?

38.   Sonra bir kan pıhtısı oldu, artık Allah onu yarattı, sonra da azasım düzeltti.

39.   Sonra ondan erkek ve dişi iki sınıfı var kıldı.

40.   Artık o Yüce Yaratıcı ölüleri diriltmeye kadir değil midir? elbette kadirdi, İnandık...

İnsân Sûresi 1 - 5. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Muhakkak insan üzerine sınırsız zamandan bir sınırlı zaman gelmiştir ki: O zamanda bilinip anılmış bir şey olmamıştı.

2.     Şüphe yok ki: Biz insanı karışık bir damla sudan yarattık, onu imtihan ediyoruz, imdi onu işitici, görücü kıldık.

3.     Muhakkak ki: Biz ona hidâyet yolunu gösterdik, ister şükredici ve ister nankör olsun.

4.     Hakikaten biz kâfirler için zincirler ve demir halkalar ve alevlendirilmiş bir ateş hazırladık.

5.     Muhakkak ki, samimi ibadet sahipleri, bir kadehten içerler ki: Ona katılmış şey kâfur suyudur.

İnsân Sûresi 6 - 25. Ayetler

6.     Bir çeşmedir ki: Ondan Allah’ın has kulları içer, onu akıtmakla akıtıverirler.

7.     Adaklarını yerine getirirler ve bir günden korkarlar ki: Onun şerri etrafa yayılmıştır.

8.     Ve yemek yedirirler, onu sevdikleri halde yoksullara ve yetimlere ve esir olanlara.

9.     Şüphe yok biz, Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir mükâfat ve ne de bir teşekkür istemiyoruz derler.

10.   Muhakkak ki: Biz Rabbimizden korkarız, bir katı yüzlü, şiddetli günden.

11.   Artık Allah, onları o günün şerrinden korumuştur. Ve onlara bir güzellik ve bir sevinç, vermiştir.

12.   Ve onları sabrettikleri için Cennetle ve ipekli elbise ile mükâfatlandırdı.

13.   Orada tahtalar üzerine yaslanırlar, orada ne bir güneş ve ne de bir şiddetli soğuk görürler.

14.   Ve onların üzerlerine o Cennetin gölgeleri yakındır, meyveleri de tam bir emirlerine sunulmuştur.

15.   Ve onların üzerlerine gümüşten kaplar ile ve billûrdan kâseler ile dolaşır.

16.   Gümüşten billûrlardır, onları muayyen miktarlarda takdir etmişlerdir.

17.   Ve orada bir kadehte içirilirler ki: Ona katılmış olan, zencebil'dir.

18.   Orada bir çeşmeden ki: Ona Selsebîl denilir.

19.   Onların etrafında ebedî olan genç hizmetçiler dolaşır, onları göreceğin zaman onları birer saçılmış inci sanırsın.

20.   Ve orada göreceğin zaman, bir nimet ve bir büyük mülk görmüş olursun.

21.   Onların üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır ve gümüşten bilezikler ile bez edilmişlerdir ve onlara Rabbileri de gayet temiz bir şurup içirmiştir.

22.   Şüphe yok ki: Bu, sizin için bir mükâfat olmuştur ve sizin çalışmanız, teşekküre lâyık bulunmuştur.

23.   Muhakkak ki: Biz ancak biz, Kur'an-ı senin üzerine vakit vakit indirdik.

24.   Artık Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan bir günahkâra veya bir nanköre itaat etme.

25.   Ve Rabbinin ismini sabahleyin ve akşamleyin zikred.

İnsân Sûresi 26 - 31. Ayetler

26.   Ve onun için geceleyin secde et ve ona uzunca gecede tesbihte bulun.

27.   Şüphe yok ki: Onlar, peşin olanı severler ve önlerindeki pek ağır bir günü bırakırlar.

28.   Biz, onları yarattık ve mafsallarını biz sağlam bağladık ve dilediğimiz vakitte onları benzerleriyle değiştiririz.

29.   Şüphe yok ki: İşte bu, bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine bir yol tutar.

30.   Ve siz dileyemezsiniz, meğer ki: Allah dileyecek olsun. Şüphe yok ki, hakkıyla bilen, hakim olan, ancak Allah'tır.

31.   Dilediğini rahmetine sokar, zâlimlere gelince, onlar için  verici bir azab hazırlamıştır.

Mürselât Sûresi 1 - 19. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Andolsun, marûf ile gönderilmişlere.

2.     Ve pek sür'atli esmekle esenlere.

3.     Ve yaymakla yayıverenlere.

4.     Sonra ayırmakla ayıranlara.

5.     Sonra bir öğüt bırakanlara.

6.     Özür dilemek veya korkutmak için.

7.     Şüphe yok ki: O va'd olunduğunuz şey, elbette vuku bulacaktır.

8.     Artık o zamanki: Yıldızların ışıkları gider.

9.     Ve o vakit ki: Gök yarılır.

10.   Ve o an ki: Dağlar, dağılıverir.

11.   Ve o zaman ki: Peygamberlere belli bir müddet verilmiş olur.

12.   Hangi vakte ertelenmiştir?

13.   Ayırma gününe ertelendi.

14.   O ayırma gününün ne olduğunu sana ne bildirdi?

15.   O gün vay hâline yalanlayanların.

16.   Evvelkileri helâk etmedik mi?

17.   Sonra arkadakilerini onlara tâbi kılarız.

18.   İşte günahkârlara böyle yaparız.

19.   O gün vay hâline yalanlayanların.

Mürselât Sûresi 20 - 50. Ayetler

20.   Sizi bir değersiz sudan yaratmadık mı?

21.   İmdi onu bir sağlam yerde bulunur kıldık.

22.   Belli bir müddete kadar.

23.   İşte biz kadir olduk, artık ne güzel kadir olanlar

24.   O gün vay hâline yalanlayanların.

25.   Biz yeri bir toplantı yeri yapmadık mı?

26.   Dirilere ve ölülere.

27.   Ve orada, yüksek, sâbit dağlar kıldık ve size bir tatlı su içirdik.

28.   O gün vay hâline yalanlayanların.

29.   Kendisini yalanladığınız şeye gidiniz.

30.   Üç kola ayrılmış olan bir gölgeye gidiniz.

31.   Ne gölgelendiricidir ve ne de alevden koruyabilir.

32.   Şüphe yok ki, o köşk gibi kıvılcımlar atar.

33.   Sanki o birer sarı erkek develerdir.

34.   O gün vay hâline yalanlayanların.

35.   Bu bir gündür ki, konuşamazlar.

36.   Ve onlar için izin verilmez, mazerette de bulunamazlar.

37.   O gün vay hâline yalanlayanların.

38.   İşte bu, ayırd etme günüdür, sizleri de evvelkileri de toplayıverdik.

39.   Artık sizin için bir hile var ise hemen bana hilede bulunun.

40.   O gün vay hâline yalanlayanların.

41.   Şüphe yok ki: Müttakîler ise gölgelerde ve çeşmelerdedirler.

42.   Ve canları istediğinden meyveler içindedirler.

43.   Yiyiniz ve içiniz, afiyet olsun, yaptığınız şey sebebiyle.

44.   Şüphe yok ki: Biz, iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.

45.   O gün vay hâline yalanlayanların.

46.   Yiyiniz ve men'faatleniniz biraz, muhakkak ki, siz günahkârlarsınız.

47.   O gün vay hâline yalanlayanların.

48.   Onlara rükû ediniz denildiği zaman rükû etmezler.

49.   O gün vây hâline yalanlayanların.

50.   Artık bundan sonra hangi bir söze inanıverirler?

Nebe' Sûresi 1 - 30. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Ne şeyden soruşturuyorlar?

2.     O pek büyük haberden.

3.     O haber ki: Onlar onda ihtilâfa düşmüşlerdir.

4.     Hayır... Yakında bileceklerdir.

5.     Sonra hayır... Yakında bileceklerdir.

6.     Yeri bir döşek yapmadık mı?

7.     Dağları da birer kazık yapmadık mı?

8.     Ve sizleri çiftler olarak yarattık.

9.     Uykunuzu da bir dinlenme kıldık.

10.   Geceyi de bir örtü kılmış olduk.

11.   Gündüzü de bir geçim vakti yaptık.

12.   Ve üzerinize sağlam sağlam yedi gök binâ ettik.

13.   Ve çok parıldayan bir kandil kıldık.

14.   Ve o bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.

15.   Onunla daneler ve otlar çıkaralım diye,

16.   Ve sarmaşık bahçeler yetiştirelim diye.

17.   Şüphe yok ki: O ayırt etme günü, tayin edilmiş bir vakittir.

18.   O gün ki: sûre üfürülür, artık bölük bölük geliverirsiniz.

19.   Gök de açılmış, artık kapı kapı oluvermiştir.

20.   Dağlar da yürütülmüşte, su gibi görülen bir hayâl olmuştur.

21.   Muhakkak ki: Cehennem, bir gözetilen yerdir.

22.   Azgınlar için bir dolaşılıp gidilecek yerdir.

23.   Onun içinde asırlarca kalıcılardır.

24.   Orada bir serinlik içilecek bir su tadamazlar.

25.   Ancak bir kaynar su ve bir irin tadarlar.

26.   Uygun bir cezâ olarak.

27.   Şüphe yok ki, onlar, bir hesabı ummaz olmuşlardı.

28.   Ve âyetlerimizi yalan saymakla yalan sayar olmuşlardı.

29.   Ve her ne şey var ise biz onu bir kitapta saydık kaydettik.

30.   Artık tadınız, imdi size azaptan başkasını artırmayacağızdır.

Nebe' Sûresi 31 - 40. Ayetler

31.   Muhakkak ki, takva sahipleri için kurtuluşa erecek bir yer vardır.

32.   Bahçeler ve üzümler vardır.

33.   Ve nâr memeli, hep bir yaşta cariyeler vardır.

34.   Ve dop dolu kâseler vardır.

35.   Orada bir boş lâkırdı ve bir yalanlama işitmezler.

36.   Bunlar Rabbinden bir mükâfat ve bir yeterli ihsandır.

37.   Göklerin ve yerin ve bunların aralarındakinin Rabbi Rahman ki: İnsanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

38.    O gün ki: Ruh ve melekler saf saf ayakta duracaklardır. Kendisine Rahmanın izin verdiğinden başkaları konuşamayacaklardır ve o da doğruyu söylemiş olur.

39.   İşte bu, hak olan gündür, artık kim dilerse Rabbine sığınacak bir yer edinsin.

40.   Şüphe yok ki: Biz, sizi yakın bir azab ile korkutmuş olduk. O gün ki: Herkes iki elinin ne yapmış olduğuna bakacaktır. Kâfir de: Ah ben keşke, bir toprak olaydım, diyecektir.

Nâziat Sûresi 1 - 14. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Andolsun ruhları şiddetle çekip çıkaranlara.

2.     Ve kolaylıkla çıkarıp alanlara.

3.     Ve sür'atle yüzenlere.

4.     Ve çabukça ileri geçenlere.

5.     Herhangi bir mühim işi düzenleyenlere.

6.     O gün sarsıntı sarsacaktır.

7.     O sarsıntının ardından biri de gelecektir.

8.     Kalpler o günde pek muzdariptir.

9.     Onların gözleri de pek zelilce bir vaziyettedir.

10.   Derler ki: Biz mi hayata hakikaten döndürülmüş kimseler olacağız?

11.   Biz mi çürümüş kemikler olduğumuz zaman?

12.   Dediler ki: Bu, o halde ziyanlı bir dönüş.

13.   Fakat şüphe yok ki: O, bir tek sayhadır.

14.   Artık onlar, o zaman bir düz yer üzerindedirler.

Nâziat Sûresi 15 - 46. Ayetler

15.   Sana Mûsa'nın kıssası geldi mi?

16.   O vakit ki: Ona Rabbi, mukaddes Tuva vâdesinde nida etmişti.

17.   Firavuna gidiver, muhakkak ki: O pek azmıştır.

18.   İmdi de ki: Senin arınmaya meylin var mıdır?

19.   Ve sana Rabbin yolunu göstereyim de ondan korkasın.

20.   Artık ona pek büyük mucize gösterdi.

21.   O ise yalanladı ve isyan etti.

22.   Sonra da koşarak geriye döndü.

23.   Artık topladı da nida etti.

24.   Ben sizin en yüksek Rabbinizim, dedi.

25.   Fakat Allah, onu âhiretin de, dünyanın da azabı ile yakaladı.

26.   Şüphe yok ki: Bunda korkan kimseler için elbette bir ibret vardır.

27.   Sizler mi yaradılış itibariyle daha çetinsiniz, yoksa gök mü ki, onu binâ etti.

28.   Onun yükseklik midarını yükseltti, sonra onu düzeltti.

29.   Ve gecesini karanlık etti, gündüzünü de çıkardı aydınlattı.

30.   Ve ondan sonra da yeri yaydı.

31.   Ondan suyunu ve otlağını çıkarıverdi.

32.   Dağları da tesbit etti.

33.   Sizin için ve hayvanlarınız için bir menfaat olarak.

34.   Artık o vakit ki: Pek büyük bir âfet meydana gelir.

35.   İnsan neye koşup durmuş olduğunu o gün hatırlar.

36.   Cehennemde her gören kimseye açıklanmış bulunur.

37.   Artık kim taşkınlık etmiş ise.

38.   Ve dünya hayatını tercih eylemiş ise.

39.   Artık şüphe yok ki: Cehennemdir, odur onun yurdu.

40.   Fakat kim ki, Rabbinin makamından korkmuş ve nefisini kötü arzulardan men etmiş ise.

41.   Artık cennette, o da o kimse için yurttur.

42.   Sana kıyametten sorarlar ki: Onun vukuu ne zamandır.

43.   Sen onu yâd etmek hususunda ne haldesin?

44.   Onun sonu Rabbine varır.

45.   Şüphe yok ki: Sen, ancak ondan korkanı bir uyarıcısın.

46.   Onlar, o kıyameti gördükleri gün sanki bir akşam veya bir kuşluk vaktinden başka kalmamış gibi olurlar.

Abese Sûresi 1 - 33. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Yüzünü ekşitti ve ardını döndü.

2.     Kendiside âmânın gelmesinden dolayı.

3.     Sana ne şey bildirdi? Olabilir ki: O temizlenecektir.

4.     Yahut öğüt dinleyerekte kendisine o öğüt fâide verecektir?

5.     Amma kendini sana muhtaç görmeyene gelince.

6.     İmdi sen ona yöneliyorsun.

7.     Onun temizlenmemesinden dolayı senin aleyhine ne var?

8.     Fakat o kimse ki: Sana koşarak geldi.

9.     Ve o ise korkar.

10.   Sen isen onunla ilgilenmiyorsun.

11.   Hayır... Şüphe yok ki: O, bir öğüttür.

12.   Artık dileyen onu düşünür hatırlar.

13.   Pek şerefli sahifelerde.

14.   Yüksek tertemiz levhalarda.

15.   Yazıcıların meleklerin elleriyle.

16.   Değerli ve güvenilir olanların elleri ile yazılmıştır.

17.   Kahrolsun insan, o ne kadar nankör.

18.   Onu Allah’ü Teâlâ hangi bir şeyden yaratmıştır.

19.   Onu bir damla sudan yaratmışta onu takdir etmiştir.

20.   Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

21.   Sonra onu öldürdü de kabre soktu.

22.   Sonra dilediği zaman da onu yeniden diriltir.

23.   Hayır hayır... Ona emrettiği şeyi, o yerine getirmedi.

24.   İnsan, bir de yediğine bakıversin.

25.   Şüphe yok ki: Bir suyu bir dökmekle döküverdik.

26.   Sonra yeri bir yarmakla yarıverdik.

27.   Artık onda dâneler bitirdik.

28.   Ve yaş üzüm ve yaş yonca yetiştirdik.

29.   Ve zeytinlikler ve hurmalıklar...

30.   Ve ağaçları birbirine girmiş büyük bahçeler...

31.   Ve meyveler ve mer'alar vücuda getirdik.

32.   Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.

33.   Sonra o pek kuvvetli ses geldiği vakit.

Abese Sûresi 34 - 42. Ayetler

34.   İnsanın kardeşinden firar edeceği gün.

35.   Ve anasından ve babasından.

36.   Ve eşinden ve oğullarından firar edeceği bir gün.

37.   Onlardan her kişi için o günde bir iş vardır ki: Ona yeter.

38.   O günde bir takım yüzler, parlar.

39.   Gülücüdür, sevinicidir. 

40.   Ve o gün bir takım yüzlerde vardır üzerlerini bir toz toprak sarmıştır.

41.   Onları bir karanlık kaplar.

42.   İşte kâfirler, günahkâr olan, onlardır.

Tekvîr Sûresi 1 - 20. Ayetler

Bismillâhirrahmânirrahîm

1.     Güneş, dürüldüğü zaman.

2.     Ve yıldızlar döküldüğü zaman.

3.     Ve dağlar, yürütüldüğü zaman.

4.     Ve yüklü develer salıverildiği zaman.

5.     Vahşi hayvanlar, toplanıldığı zaman.

6.     Ve denizler ateş ile dolduğu zaman.

7.     Ve ruhlar, çiftleştirildiği zaman.

8.     Ve diri olarak gömülen kız çocuğuna sorulduğu zaman.

9.     Hangi günahından dolayı öldürüldü diye.

10.   Ve defter, açıldığı zaman.

11.   Ve Gök giderildiği zaman.

12.   Ve Cehennem, şiddetle alevlendirildiği zaman.

13.   Ve Cennet yaklaştırıldığı zaman.

14.   Her şahıs, ne hazırlamış olduğunu bilmiş olur.

15.   Artık andolsun geri dönen yıldızlara.

16.   Akıp saklanıveren yıldızlara.

17.   Ve yöneldiği zaman geceye.

18.   Ve açılmaya başladığı zaman gündüze.

19.   Şüphe yok ki: O, muhakkak bir değerli elçinin sözüdür.

20.   Büyük bir kuvvet sahibidir, arşın sahibinin katında yüce bir makama erişmiştir.

Tekvîr Sûresi 21 - 29. Ayetler

21.   Orada kendisine itaat olunan bir güvenilirdir.

22.   Ve sizin sahibiniz bir mecnun değildir.

23.   Andolsun ki: Onu apaçık ufukta gördü.

24.   Ve O, Peygamber gayibe ait hususta cimri değildir.

25.   Ve O, kovulan bir şeytanın sözü değildir.

26.   Artık nereye gidiyorsunuz?

27.   O, başka değil âlemler için bir öğüttür.

28.   Sizden doğru yolda yaşamak isteyen kimse için bir öğüttür.

29.   Ve âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz.

Sayfa 24 / 26

  • 17
  • 18
  • 19
  • 20
  • 21
  • 22
  • 23
  • 24
  • 25
  • 26
 
 
  • İLETİŞİM